“Kapıyı Kim Çaldı?”
Bir gece vaktiydi… Şehir uyumuş, çarşı susmuş, kandiller sönmeye yüz tutmuştu. Yalnız bir dergâhta hâlâ ışık yanıyordu. Abdülkadir Geylani Hazretleri müridleriyle birlikte zikir halkasındaydı. Herkesin dili “Allah” diyor ama herkesin kalbi aynı yerde değildi.
Kiminin gönlü gerçekten yanıyordu… Kimininki ise hâlâ insanların bakışındaydı. Tam o sırada dergâhın kapısı sertçe vuruldu. Müridlerden biri huzursuz oldu:
— “Bu saatte kim gelir?” Bir başkası:
— “Zikir meclisinin tam ortasında kapı çalmak da neyin edebi?” dedi. Ama Pir sustu. Kapı yeniden vuruldu. Bu defa daha sert… Hazret başını kaldırdı:
— Kapıyı “Açınız…” buyurdu. Kapı açıldı. Üstü başı toz içinde, yorgun yüzlü bir adam içeri girdi. Gözleri doluydu. Ellerini bağladı:
— “Efendim… Günahlarım çok… İçimde öyle bir karanlık var ki ne namazda huzur bulabiliyorum ne duada… Bana bir yol gösterin…” Müridlerden bazıları içlerinden geçirdi: “Biz burada yıllardır zikirdeyiz… Bu adam şimdi çıkıp geldi…” İşte tam burada Yesevî hikmeti ile Kadirî nefesi aynı kandilde birleşti. Abdülkadir Geylani Hazretleri adama uzun uzun baktı. Sonra müridlerine döndü ve buyurdu:
— “Siz kapının sesini duydunuz… Ben ise Allah’ın bu kulunu bize gönderişini…” Dergâh sessizliğe gömüldü. Hazret devam etti:
— “Bazınız yıllardır burada ama hâlâ kendini görüyor. Bu adam ise bir gecede kırılıp kapıya geldi. Bilin ki Allah’a en yakın adım, insanın kendi aczini fark ettiği adımdır.” Sonra o adama yaklaştı. Elini onun omzuna koydu ve dedi ki:
— “Evladım… İnsan günahla değil, günahını unutunca helak olur. Kalbin hâlâ yanıyorsa, kapı kapanmamıştır.” Adam hüngür hüngür ağlamaya başladı. O gece dergâhta en çok zikreden o olmadı… Ama en çok kırılan o oldu.
Ve veliler bilir ey can: Allah bazen kırık kalpleri, yıllarca ibadet edenlerden daha hızlı kendine çeker.
Gönül Hanesine Hikmetli Notlar
— Kırılmanın Sırrı: Tasavvufta insanı Allah’a yaklaştıran şey kusursuzluk değil; kusurunu fark edip tevbe ile yönelmektir.
— Kapıyı Çalmak: Hak yolunda en büyük adım, insanın “Ben iyiyim” perdesini yırtabilmesidir.
— Gönül Zikri: Dilin zikri kolaydır; zor olan kalbin Allah’a gerçekten muhtaç olduğunu hissetmesidir.
“Allah’a en uzak insan, en günahkâr olan değil; O’na muhtaç olmadığını sanandır.”
Bu menkıbe bize şunu fısıldıyor ey can: Belki de hakikî yolculuk, Allah’ı aramaktan önce; kendi karanlığını fark etmekle başlıyordur…

Belki de hakikî yolculuk, Allah’ı aramaktan önce; kendi karanlığını fark etmekle başlıyordur… daha önceki yazılarınızda da geçmişti Bâyezîd-i Bistâmî Hazretlerine ilahi hitap demişti ki birinci adımını nefsinin üzerine basarsın, ikinci adımında ise Benim huzurumdasın! harbiden de nefsi benliği fark edip onu ayakların altına alınca Allah'ın huzurunda oluyorsun çünkü benlik yok oluyor bu hikayedeki adam da hatasını fark edip benliğini ayakların altına alıp huzura gelmiş Allah benliğimizi yenip her daim Allah'ın huzurunda olanlardan eylesin Allah pirimiz Abdulkâdir-i Geylânî Hazretlerine rahmet eylesin şefaatlerine nail eylesin
YanıtlaSilYorum Gönder
İçinizde olan güzellik her zaman yazılarınıza ve dilinize aşkla dökülsün...