KADİRİ YOLU

KADİRİ YOLU
Seyr-u süluk Tasavvufi yetiştirilme yoludur.

 

Kur’an Ve Sünnet Bütünlüğüne Kurulan Tuzaklar

Ruh Ve Bedenin Ayrılığı: Kur’an Ve Sünnet Bütünlüğüne Kurulan Tuzaklar

Bugün İslam dünyası, dışarıdan gelen saldırılardan ziyade, içeriden "akılcılık" ve "Kur’an-merkezcilik" maskesiyle yürütülen sinsi bir otorite tasfiyesiyle karşı karşıyadır. Modernist figürlerin (İslamoğlu, Okuyan, Taslaman vb.) açmaya çalıştığı "yeni saha", aslında 1400 yıllık devasa bir mirası ve dinin omurgasını devre dışı bırakma gayretidir.

Ruh Kur’an, Beden Sünnet’tir

Bir mümin için Kur’an-ı Kerim ana temel ve çatıdır; ancak o çatıyı ayakta tutan ana taşıyıcı kolonlar Resulullah’ın (s.a.v.) Sünneti ve Sîretidir. Hayatın Formülü: Kur’an ruh ise, Sünnet o ruhun ete kemiğe bürünmüş bedenidir. Ruhu bedenden ayırırsanız ortaya bir "ceset" çıkar; bedeni ruhtan ayırırsanız uçucu bir "hayalet" kalır.

* Şehadetin İki Kanadı: Din kapısının anahtarı Kelime-i Şehadet’tir. "Tevhid" (Allah’ın birliği) ve "Risalet" (Peygamberin elçiliği) birbirinden ayrılamaz. Bir zamanlar bu iki rüknü birbirinden ayırmaya kalkan zihniyet, bugün Sünnet’i ve Hadis-i Şerifleri "uydurma" veya "zamanı geçmiş" yaftasıyla hayatın dışına iterek aslında Resulullah’ı dinin dışına çıkarmaya çalışmaktadır.

Tarihsel Kökenler ve "Yeni Saha" Aldatmacası

Bugün "Hadissiz Tefsir" yazanların veya mezhepleri "gelenekçilik" diyerek karalayanların yöntemleri yeni değildir. Bu fikirler; tarihteki Haricî katılığı, Mutezile akılcılığı ve 19. yüzyıl modernistlerinin "Batı karşısında dini şirin gösterme" çabalarının birer artığıdır.

* Otorite Boşluğu Yaratmak: Hadisleri ve alimlerin icmasını aradan çıkardığınızda, Kur’an her türlü kişisel yoruma açık hale gelir. Bu da "Bence Kur’an böyle diyor" diyerek herkesin kendi hevasına göre bir din uydurmasına zemin hazırlar.
* Amacın Perde Arkası: Amaç, kadim olanın otoritesini yıkıp, modern dünyanın "başına buyruk" insanına hiçbir kurala çarpmadan yaşayabileceği bir "hafifletilmiş din" pazarlamaktır.

Kurumsal Sessizlik ve İlahiyat Krizi

Peki, bu kadar açık bir tahrifat karşısında kurumlar neden sessiz?

* İlahiyatlardaki Metod Kayması: Bugün pek çok İlahiyat kürsüsü, Batılı oryantalistlerin "metin analizi" yöntemini benimsemiş durumdadır. Bu eğitimden geçen kadrolar Diyanet gibi kurumlara girdikçe, geleneksel omurga zayıflamakta; "akademik meşruiyet" adına Sünnet’e mesafeli duruş normalleşmektedir.
* Stratejik Hatalar: Devlet kademelerindeki bazı danışmanların, bu modernist dili "hoşgörü ve rasyonalizm" adına desteklemesi, toplumdaki temiz inanç dünyasına vurulan en büyük darbelerden biridir.

Bizim Duruşumuz: "Ana Omurga"ya Dönüş

İlim, her gelen rüzgara göre savrulan bir "çorba zihniyeti" değildir. İlim; Tevhid’i temel, Sünnet’i kolon, Usul’ü ise zırh yapmaktır.

* Ekol ve Vakar: Safımızı, "ilimde rusuh sahibi" olanların, Geylânîlerin ve Yesevîlerin sarsılmaz yolu üzerine kurmalıyız.

* Mankurtlaşmaya Hayır: Gençlerimizi, "Kur’an bize yeter" sloganıyla kandırıp onları köksüz ve savunmasız bırakanlara karşı; Kur’an’ın ancak Sünnet’le hayat bulacağını, Nebevî nur olmadan tefsirlerin sadece kuru birer lügat çalışması kalacağını anlatmalıyız.

Hulâsa-i Kelâm: İrade, yükten büyüktür. Karşımızdaki bu sistematik kuşatma ne kadar ağır olursa olsun, bizim "Ana Omurga"yı temsil eden hakikat irademiz bu oyunu bozmaya yetecektir. Dinin sahibi Allah’tır; biz ise o kapının sadık bekçileri olmakla mükellefiz.

5 Post a Comment

İçinizde olan güzellik her zaman yazılarınıza ve dilinize aşkla dökülsün...

Daha yeni Daha eski

Öne Çıkanlar

KADİRİ YOLU