Kader ve Tevekkül – O’na Güvenmek
Bugün, hayatımızın direksiyonunda kimin oturduğu meselesini konuşalım. Dünyanın karmaşası, beklentilerimiz ve endişelerimiz arasında bazen her şeyi kendi gücümüzle yönetmeye çalışıyoruz. "Ben yaparsam olur, ben çözmezsem düzelmez" duygusu, zihnimizdeki o kopuşu besleyen en büyük kaynaklardan biridir. Oysa Müslüman, kadere iman eden ve tevekkülü kuşanandır.
Kader: O’nun Planına Razı Olmak
Kader, sadece "yazılanı beklemek" veya "sorumluluktan kaçmak" değildir. Kader, Allah’ın ilmiyle kâinatı bir düzen içinde tutmasıdır. Bir yaprağın dalından düşmesinden, kalbimizden geçen bir düşünceye kadar her şey O’nun bilgisi dahilindedir. Kadere inanmak; "O’nun benim hakkımdaki hikmetine güveniyorum" demektir. Zihnimizdeki o "kopuş", genellikle Allah’ın takdirinden memnuniyetsizlik duymamızla başlar.
Tevekkül: Kanadı Çırpmak, Sonucu O’na Bırakmak
Tevekkül, "çalışmadan beklemek" değil, elinden gelenin en iyisini yaptıktan sonra kalbi sonucun stresinden özgürleştirmektir. Çiftçinin toprağı sürmesi "gayret", tohumu ektikten sonra yağmuru beklemesi "tevekkül"dür. Müslüman; tedbirini alır, sebeplere sarılır, ancak netice için kimseden değil, sadece Allah’tan bekler. Tevekkül, insanın omuzlarındaki ağır yükü "O, vekilimizdir" diyerek Allah’ın kudretine devretmesidir.
Bir İbret: Hz. İbrahim’in Teslimiyeti
Büyüklerimiz, Hz. İbrahim’in ateşe atılma anını anlatırken şöyle derler: Ateşin içine düşerken Cebrail (as) gelip "Bir ihtiyacın var mı?" diye sormuş. Hz. İbrahim (as) ise "Sana ihtiyacım yok, O benim halimi biliyor" demiştir. İşte bu, tevekkülün zirvesidir. Ateşin yakma özelliği bile O’nun emrine boyun eğmiştir. Bizim hayatımızdaki "ateşler" (dertler, sıkıntılar, borçlar, hastalıklar) O’nun izni olmadan bize zarar veremez.
Kendi İçimize Bir Bakış (İstişare)
Gelin, bugün şu soruyu kalbimize soralım: Hayatımda en çok neyi kontrol etmeye çalışırken huzurumu kaybediyorum? "Allah benim için en hayırlısını diler" cümlesini sadece dilde mi söylüyorum, yoksa başıma gelen bir zorlukta kalbim gerçekten sükûnet buluyor mu? Kontrol edemediğim şeyler için endişelenerek, aslında O’nun iradesine güvensizlik mi ediyorum?
Bu Haftanın Niyeti
Gelin, önümüzdeki günlerde "tevekkül egzersizi" yapalım. Yarın veya hafta sonu, sizi strese sokan, "acaba ne olacak?" diye düşündüren bir meseleyle karşılaştığınızda durun ve şunu söyleyin: "Ben üzerime düşeni yaptım, gerisini Senin hikmetine bırakıyorum."
Tevekkül, kalbi "düşünme" stresinden kurtarıp, "O’na güvenme" huzuruna taşıma sanatıdır. O’na güvendiğimiz an, yüklerimiz hafifleyecek ve zihnimizdeki o kopuş yerini derin bir sükûnete bırakacaktır.
Allah, kadere rızayı, tevekküle samimiyeti nasip etsin.

Yorum Gönder
İçinizde olan güzellik her zaman yazılarınıza ve dilinize aşkla dökülsün...