Zorlukların İçindeki Gizli Hazine
Dünya hayatı, sadece yaşanıp geçilen bir yer değil; içimizdeki "altın" ile "bakırı", "buğday" ile "samanı" birbirinden ayıran devasa bir harman yeridir. Mevlana’ya göre, başımıza gelen her musibet aslında bizi kendimize tanıtan birer "mihenk taşıdır."
Mihenk Taşı: Sen Kimsin?
Bela ve musibetler, birer ayırıcıdır. Kimin gerçek bir yiğit (Rüstem), kimin ise sadece "cesaret maskesi" takan bir korkak olduğu ancak tehlike anında ortaya çıkar.
* Talihsiz Ruh: Sıkıntı gelince küfre ve isyana meyleder, yükünü ağırlaştırır.
* Temiz Ruh: Musibeti bir temizlenme aracı görür, şükreder ve Rabbine daha çok yakınlaşır.
* Gerçek Cesaret: Korku herkes için vardır; ama yiğit o korkuyla düşmana (nefsine) hücum eder, korkak ise o korkunun içinde erir gider.
Şikâyetçi Sufi ile Kader’in Diyaloğu
Bazen kalbimizden şu geçer: "Neden dünya hep gülmüyor? Neden hastalık, kış ve keder var?" Kader bu soruya sarsıcı bir cevap verir: "Eğer acı veren ilahi emirler olmasaydı; nefs, şeytan, heva ve zahmet olmasaydı; Sultan kime 'Ey sabırlı, ey yiğit, ey hikmet sahibi!' diye seslenecekti?"
Zıtlıklar olmazsa, vasıflarımız "yok" hükmündedir. Karanlık olmazsa ışığın, düşman olmazsa kahramanlığın bir anlamı kalmazdı.
Hz. Musa ve Buğdayın Sırrı
Hz. Musa’nın "Neden yaratıp sonra yıkıyorsun?" sorusuna Rabbimiz, bir çiftçi misaliyle cevap verir:
* Buğday ve Saman: Bir tarlada ikisi de beraber büyür. Ancak hasat zamanı gelince onları birbirinden ayırmak "hikmetin" gereğidir.
* İnci ve Boncuk: Hepimiz balçıktan (beden) yaratıldık ama kimimizin içinde inci gizli, kimimiz ise sadece bir boncuktan ibaretiz. İmtihanlar, o inciyi balçıktan çekip çıkarmak için yapılan birer kazı çalışmasıdır.
Toprak Altındaki Gizli Hazine
Yeryüzünün başına gelen kış, fırtına ve yağmur aslında bir "sorgulama" sürecidir. Toprak, içine aldığı tohumları (sırları) saklamaya çalışır.
* Manevi Çarmıh: Kış mevsimi, toprağın karnındaki "hırsızı" (gizli tohumu) açığa çıkaran bir işkence gibidir.
* Bedenin Direnci: Bedenimiz, içindeki "can ışığını" inkar eden bir hırsız gibidir. Allah; açlık, hastalık ve dert ile o bedeni sıkıştırır ki, içindeki "değerli can" (buğday) ortaya çıksın.
Ruhsal Terapi Notu
Madem ruhun bir tarla ve hayat da o tarlayı hasat eden bir çiftçi, gel birlikte eline o manevi tırmığı alalım. Bu egzersiz, şu an yaşadığın karmaşanın içindeki "özü" (buğdayı) görmeni ve "gereksiz yükleri" (samanı) savurmanı sağlayacak.
Sakin bir nefes al ve zihnindeki o geniş tarlaya odaklanarak şu adımları takip et:
Gönül Tarlasında Hasat: 3 Adımlı Farkındalık Egzersizi
1. Adım: "Tarlada Ne Var?" (Mevcut Durum Tespiti)
Şu an seni yoran, uykularını kaçıran veya zihnini meşgul eden 3 ana meseleyi belirle. Bunları birer "başak" gibi düşün. Örnek: İş yerindeki bir tartışma, gelecek kaygısı, bir hayal kırıklığı.
2. Adım: "Rüzgârı Estir" (Buğday mı, Saman mı?)
Şimdi bu meseleleri Hz. Mevlana’nın süzgecinden geçir. Kendine şu can alıcı soruyu sor: "Bundan 10 yıl sonra, bu meselenin bendeki hangi 'öz'ü (buğdayı) pişirmiş olmasını istiyorum?"
Aşağıdaki tabloyu zihninde veya bir kağıtta doldur:
3. Adım: "Samanı Savur, Buğdayı Ambarla" (Bırakma Ritüeli)
Şimdi derin bir nefes vererek o "saman" kısmının (yani egonun, korkunun, geçici hırsların) rüzgârla uçup gittiğini hayal et. Samanlar uçtukça, elinde sadece ağır, dolgun ve besleyici olan "buğday" (yani o olaydan aldığın ders ve güç) kalsın.
Kendi kendine şunu söyle: "Bu dert benim samanımı savurmak, içimdeki inciyi parlatmak için geldi. Saman gitsin, öz bende kalsın. Eyvallah."
Şifa Niyetine Küçük Bir Sır
Hz. Mevlana der ki: "Seni yoran o dert, aslında seni arayan bir devadır." Eğer buğdayı samandan ayırmayı başarırsan, artık "Neden başıma geldi?" diye sormazsın. Bunun yerine, "Bu olay beni hangi güzelliğe hazırlıyor?" diye bakmaya başlarsın. İşte bu, ruhsal terapinin en zirve noktasıdır.
Eğer şu an hayatında bir "kış" yaşıyorsan, bil ki bu sadece içindeki tohumların baş kaldırması içindir. Senin "dert" dediğin şey, aslında sahte olanın (samanın) gerçek olandan (buğdaydan) ayrılması işlemidir.
Unutma: Allah seni yıkmak için değil, sendeki "gizli hazineyi" bulup ortaya çıkarman için seni imtihan süzgecinden geçiriyor.
Özetle: Cefalar geçicidir ama Hak’tan uzaklık (gaflet) kalıcı bir hasardır. Belalar seni uyandırıyorsa, o bela aslında en büyük mutluluktur.

Yorum Gönder
İçinizde olan güzellik her zaman yazılarınıza ve dilinize aşkla dökülsün...