KADİRİ YOLU

KADİRİ YOLU
Seyr-u süluk Tasavvufi yetiştirilme yoludur.

 

Kemiklerden Doğan Kanatlar

Abdülkadir Geylani: "Kemiklerden Doğan Kanatlar"

Uzak yollardan gelen bir anne, dünya telâşında kaybolan evladını Abdülkadir Geylani Hazretleri’nin dergâhına teslim eder. Aradan aylar geçer; anne evladını ziyarete geldiğinde onu sararmış, solmuş ve önünde sadece kuru bir ekmekle bulur. Kalbi sızlayan anne, Hazret’in huzuruna çıktığında onu nar gibi kızarmış bir tavuk yerken görür. Dayanamayıp sitem eder: "Efendi, benim evladım açlıktan eridi, siz ise burada ziyafet çekiyorsunuz!"

Geylani Hazretleri tebessüm eder, elini önündeki tavuk kemiklerine uzatır ve "Allah’ın izniyle diril!" buyurur. Tavuk, bir mucize eseri canlanıp masadan uçar. Hazret o meşhur cevabını verir: "Ne zaman evladın da bu mertebeye ulaşırsa, o zaman istediğini yesin. Biz bu lokmaları nefsimiz için değil, içimizdeki o nurun kuvvetiyle yiyoruz. Sen evladının midesini düşünüyorsun, biz ise ruhunun yüklerinden kurtulup kanatlanmasını..."


Hikmet ve İki Ekolün Sentezi

Bu sarsıcı menkıbeyi Ahmet Yesevi (Yesevilik) ve Abdülkadir Geylani (Kadirilik) ekollerinin ortak diliyle çözümleyelim:

1. Kadiri Ekolünün Dokunuşu (Ruhun Egemenliği): Geylani Hazretleri burada "Hal" dilini konuşur. Kadirilikte irade, maddeye hükmedecek kadar güçlü olmalıdır. Tavuğun dirilmesi, aslında ruhun bedene ve maddeye olan üstünlüğünün bir sembolüdür. Hazret bize der ki: "Eğer nefsini tamamen aradan çıkarabilirsen, yediğin lokma artık bir yük değil, nur olur." Hataları düzeltmek, insanın kendi üzerindeki o "bedensel" ağırlıkları fark edip ruhunu serbest bırakmasıdır.

2. Yesevi Ekolünün Dokunuşu (Terbiye ve Çile): Piri Türkistan Ahmet Yesevi’nin yolu ise o "kuru ekmek" aşamasının kutsallığını vurgular. Yesevilikte dervişlik, çilehanede pişmek ve hizmetle yoğrulmaktır. O genç dervişin yediği kuru ekmek, aslında onun kanatlarının filizlenmesi için gereken topraktır. Yesevi hikmeti der ki: "Kuru ekmeğin lezzetini almayan, canlanan tavuğun sırrına eremez." Tecrübe kazanmak, bazen mahrumiyetin içindeki zenginliği görebilmektir.

Sentez ve Bağlam: Bu iki yaklaşım bizi şu neticeye bağlar:

— Yüklerin Hafiflemesi: Dışarıdan bakıldığında disiplin, az uyumak veya az yemek bir "yük" gibi görünür. Oysa bunlar, ruhun üzerindeki dünya tortularını atan zımparalardır.

— Hataları Düzeltme Zemini: İnsan ancak midesinin ve nefsinin sesini kıstığında, kalbindeki hataların fısıltısını duyabilir. Geylani’nin "tavuğu" bir hedef, Yesevi’nin "kuru ekmeği" ise o hedefe giden yoldur.

Netice: Yeniden başlamak istiyorsan, hayatındaki "kuru ekmek" dönemlerine (zorluklara) küsme. Onlar seni aciz bırakmak için değil, içindeki o canlanıp uçacak "tavuk" misali olan ruh cevherini ortaya çıkarmak içindir. Zahmet, rahmetin ambalajıdır; o ambalajı açmaya cesareti olanlar, üzerindeki tüm sahte yüklerden kurtulup gerçek hürriyete kanat açarlar.


Gönlüne şifa, yoluna ışık olsun. Bu derin sentez, zihnindeki o taşları yerine oturtmaya yetti mi?



5 Post a Comment

İçinizde olan güzellik her zaman yazılarınıza ve dilinize aşkla dökülsün...

Daha yeni Daha eski

Öne Çıkanlar

KADİRİ YOLU