KADİRİ YOLU

KADİRİ YOLU
Seyr-u süluk Tasavvufi yetiştirilme yoludur.

 

Ruhun Kimliği Olmaz



Bugün her zamankinden daha fazla muhtaç olduğumuz, kutuplaşmaların ve "öteki" algısının ötesine geçen o evrensel "İnsan Onuruna Saygı" güzelliği olsun. Bu edep; bir insanı sadece inancıyla, kimliğiyle veya görüşüyle değil, sadece "insan" olduğu için baş tacı etme asaletidir.


Serinin On İkinci Yazısı: "Önce İnsan: Ruhun Kimliği Olmaz"

Günlük Sahne: "Bizimkiler ve Ötekiler"

Bugün dünyayı siyah ve beyaz olarak ayırmaya çok alıştık. Birinin acısına üzülmek, birine saygı duymak veya birinin hakkını savunmak için önce "bizden mi?" diye bakıyoruz. Eğer bizim mahalleden değilse, bizim gibi inanmıyor veya düşünmüyorsa, ona karşı takındığımız tavırda bir soğukluk, bazen de bir umursamazlık olabiliyor. Peki, her canı Allah’ın bir emaneti gören o Rahmet Peygamberi (sav), kendisine taban tabana zıt olanlara karşı bile o ince duruşunu nasıl korurdu?

Asr-ı Saadet’ten Kesit: Ayağa Kalkılan Cenaze

Efendimiz (sav), ashabıyla birlikte otururken önlerinden bir cenaze alayı geçer. Allah Resulü (sav), cenazeyi görünce büyük bir hürmetle ayağa kalkar.

Yanındaki sahabelerden biri, o cenazenin bir Müslümana ait olmadığını bilerek, şaşkınlıkla karışık bir uyarıda bulunur: "Ya Resulullah, o bir Yahudi cenazesidir (neden ayağa kalktınız)?"

Efendimiz’in (sav) bu dar bakış açısını anında dağıtan ve insanlık onurunu arşa çıkaran o muazzam cevabı şöyledir:

"O da bir insan (bir can) değil mi?" (Buhari, Cenaiz, 50; Müslim, Cenaiz, 81)

O (sav), cenaze sahibinin dünyadaki inancına veya kendisine olan mesafesine değil; o bedende bir zamanlar taşınan "ruha" ve onu yaratan Sanatkar'a saygı duymuştur.

Hissedilecek Hikmet: "Yaratılanı Severiz, Yaratan'dan Ötürü"

Bu tablodaki hikmet; nezaketin bir imtiyaz değil, her insanın doğuştan kazandığı bir hak olduğudur. Edeple edeplenmek; birine "insan" olduğu için değer vermek, onun acısını, yasını ve varlığını kutsal saymaktır.

Bizim gibi olmayana duyduğumuz saygı, aslında kendi inancımızın ve ahlakımızın derinliğini gösterir. Eğer bir kalpte gerçekten iman varsa, o kalp hiçbir canı küçümseyemez, hiçbir ölümü "zaten bizden değildi" diyerek basitleştiremez. Bugün hayatımıza bu ahlakı; farklı düşünen komşumuza selam vererek, bizden olmayanın hakkını da kendi hakkımız gibi savunarak ve her yüze "Allah’ın bir eseri" nazarıyla bakarak taşıyabiliriz.

Bu Konu Hakkında Görüşler

Cenaze geçerken ayağa kalkmak, İslam alimleri arasında farklı yorumlanan bir konudur. Temel olarak hadislerde Peygamber Efendimiz'in bir cenaze geçerken ayağa kalktığı ve "Cenaze gördüğünüzde, geçinceye kadar ayakta durunuz" (Buhârî, Cenâiz, 47) buyurduğu aktarılır.

* Genel Görüş: İslam alimlerinin çoğunluğuna göre, bu emir ölünün Müslüman veya gayrimüslim olmasına bakılmaksızın, insan onuruna saygı gereği ayağa kalkılmasının müstehap (hoş) olduğunu ifade eder.
* Hanefi Mezhebi Görüşü: Hanefi mezhebine göre cenaze için ayağa kalkmak mekrûhtur veya kaldırılmıştır (neshedilmiştir); bu nedenle oturmaya devam edilmesi daha uygun görülmüştür.
* Hadislerin Bağlamı: Hz. Ali'nin aktardığına göre, Peygamberimiz başlangıçta cenazeler için ayağa kalkarken, daha sonraları bu uygulamayı terk etmiştir.

Özetle: Cenaze geçerken ayağa kalkmak bir saygı ifadesi olarak görülse de (bazı hadislere dayalı olarak), Hanefi mezhebinde bunun kaldırıldığı görüşü hakimdir ve oturmak daha yaygın bir uygulama olarak kabul edilir.

5 Post a Comment

İçinizde olan güzellik her zaman yazılarınıza ve dilinize aşkla dökülsün...

Daha yeni Daha eski

Öne Çıkanlar

KADİRİ YOLU