İslam fıkhında namaz yükümlülüğü (mükellefiyet) ve özel durumlarda bu yükümlülüğün nasıl şekillendiği, "ehliyet" ve "meşakkat" ilkeleri çerçevesinde belirlenmiştir. İstediğiniz başlıkları dört mezhebin temel görüşleri ışığında kısa kısa inceleyelim:
1. Namazın Sorumlusu Kimdir?
Namazın farz olması için üç temel şart aranır: Müslüman olmak, akıllı olmak ve buluğ (ergenlik) çağına ermiş olmak. Bu üç vasfa sahip olan her fert namazdan bizzat sorumludur. Namazın kılınması konusunda ikinci kişilerin sorumluluğu yoktur. Çocuklara ise 7 yaşından itibaren namaz alıştırılır.
2. Namaz Borcunun İntikali Olur mu?
Namaz, "bedenî" bir ibadet olduğu için borcu başkasına intikal etmez. Yani bir kimse hayattayken başkasının yerine namaz kılamaz. Ölen birinin kılmadığı namazları mirasçıları kaza ederek ödeyemezler. Ancak kulun bu borcu Allah ile kendi arasındadır.
3. Iskat ve Devir Var mıdır?
– Iskat-ı Salat: Ölen bir kimsenin eda edemediği namaz borçlarının kefareti olarak fakirlere fidye verilmesidir. Kur'an'da oruç için fidye olsa da namaz için açık bir nass yoktur. Hanefî fakihleri, oruca kıyas yaparak (ihtiyaten) bunun caiz olabileceğini söylemişlerdir.
– Devir: Iskat için ayrılan para yeterli gelmediğinde, paranın fakire verilip onun da tekrar bağışlaması yoluyla borcun tamamının silinmesi umulan uygulamadır. Bu, daha çok bir "temenni" ve "dua" niteliğindedir; kesin bir borç silme garantisi değildir. Diğer üç mezhepte namazın ıskatı genellikle kabul görmez.
Kur’an’da ve hadislerde ıskat ve devire ait bir nas olmadığı gibi Hz. Peygamber, ashabi tabi’un ve tebeu’t-tabiin devirlerinde bu manada ıskat ve devir de yoktur. Bu konuda icma ve kıyas da bulunmamaktadır sadece İmam Muhammed eş-Şeybani hariç, hiçbir mezhep imanından bu konuda herhangi bir görüş de rivayet edilmemiştir.
4. Adetli Kadının Namazı ve Sonrası
– Durumu: Kadın adet (hayız) halindeyken namaz kılması haramdır ve namazı geçersizdir.
– Sonrası: Adet dönemi bittikten sonra, kılınmayan bu namazların kazası gerekmez. Bu, İslam'ın kadınlara sağladığı bir kolaylık ve ruhsattır (Hadis-i Şeriflere dayanır).
5. Kadının Adet Görmeye Başlaması ve Namaz
– Eğer bir kadın namaz vaktinin girmesinden sonra henüz namazını kılmadan adet görmeye başlarsa:
* Hanefî: Eğer namazı kılacak kadar (bir rükün miktarı) vakit geçmişse, o namaz üzerine borç kalmaz (kaza etmez).
* Şâfiî: Namazı kılabilecek kadar vakit geçtiği halde kılmamışsa, temizlendikten sonra o namazı kaza etmesi gerekir.
6. Baygının Ayılması ve Delinin İyileşmesi
– Hanefî: Baygınlık veya delilik hali 5 vakti geçerse (24 saati aşarsa), bu süre içindeki namazların sorumluluğu düşer, kaza gerekmez. 5 vakit ve daha azsa kaza edilir.
– Şâfiî ve Mâlikî: Eğer baygınlık veya delilik namaz vaktinin tamamını kaplamışsa, o namazın kazası gerekmez (Çünkü kişi o an mükellef değildir).
7. Mürted Olanın Yeniden Müslüman Olması
– Hanefî: Mürted iken kılmadığı namazları kaza etmez; ancak mürted olmadan önceki namazları da (İslam'dan çıktığı için) boşa gider. Yeniden Müslüman olunca yeni bir sayfa açılır.
– Şâfiî: İslam'a dönen kişinin, mürted kaldığı süredeki namazları da, daha önceki kılmadığı namazları da (ceza ve te’dib olarak) kaza etmesi farzdır.
8. Kâfirin Müslüman Olması
– Gayrimüslim bir kimse Müslüman olduğunda, geçmişteki tüm namaz borçlarından muaftır. İslam, kişinin geçmiş günahlarını ve borçlarını siler. Namaz yükümlülüğü Müslüman olduğu andan itibaren başlar.
9. İşaretten Aciz Hastanın Namazı
– Bir hasta namazı ayakta, oturarak, hatta yatarak başıyla işaretle (ima) dahi kılamayacak duruma gelmişse:
* Hanefî: Bu durum 24 saati (5 vakti) geçerse namaz yükümlülüğü düşer. Kişi iyileşince kaza etmez. 4 vakit olursa kaza eder.
* Şâfiî: Kişinin bilinci yerinde olduğu sürece namaz yükümlülüğü asla düşmez. Başıyla yapamıyorsa gözüyle, gözüyle yapamıyorsa kalbiyle (namazın rükünlerini zihninden geçirerek) kılmaya devam eder.
Namazın kişinin iradesi ve imkanı dahilinde olan bir sorumluluk olduğunu, ancak irade ve imkan kalktığında (delilik, uzun süreli baygınlık, adet hali gibi) dinin bu yükü hafiflettiğini göstermektedir.

Yorum Gönder
İçinizde olan güzellik her zaman yazılarınıza ve dilinize aşkla dökülsün...