İslam fıkhında namazın tevazuyu temsil eden en belirgin rükünlerinden biri olan Rükû, kulun Rabbi karşısında boyun eğerek O'nun büyüklüğünü hem bedeni hem de diliyle ikrar etmesidir. Dört mezhebin yaklaşımlarıyla bu önemli rüknü inceleyelim.
Namazın Tevazusu: Rükû ve Kavme Fıkhı
1. Rükû Nedir? (Tanımı)
Rükû, sözlükte "eğilmek, boyun bükmek" anlamına gelir. Terim olarak ise namazda kıraat bittikten sonra elleri dizlere erdirecek şekilde öne doğru eğilmektir. Rükû, namazın çatısını oluşturan ana unsurlardan biridir.
2. Rükûnun Hükmü ve Delili
– Hükmü: Dört mezhebin ittifakıyla rükû, namazın bir rükün (farz) parçasıdır. Rükûsuz kılınan bir namaz geçersizdir.
– Delili: * Kur’an: "Ey iman edenler! Rükû edin, secde edin..." (Hac, 77) ve "Rükû edenlerle birlikte rükû edin." (Bakara, 43).
* Sünnet: Efendimiz (s.a.v.) namazı hatalı kılan bir sahabeye (Hulâd b. Râfi) namazı tarif ederken; "Sonra rükûya git ve organların yerli yerine oturuncaya kadar rükûda kal" buyurmuştur.
3. Rükûnun Yapılışı (Mezheplere Göre Uygulama)
Rükûnun tam ve usulüne uygun olması için belirli bir duruş sergilenmesi gerekir:
– Eğilme Derecesi: Eller dizlere değecek kadar eğilmek asgaridir. Tam rükû ise sırtın ve başın dümdüz bir hizaya gelmesidir.
– Ellerin Durumu:
* Hanefî: Erkekler dizlerini elleriyle kavramalı ve parmaklarını açmalıdır. Kadınlar ise parmaklarını açmadan ellerini dizlerinin üzerine koyarlar.
* Şâfiî: Dizleri kavramak ve parmakları hafifçe açmak her iki cins için de sünnettir.
– Zikir (Tesbih): * Hanefî, Şâfiî, Mâlikî: Rükûda en az bir kere "Sübhâne Rabbiye'l-Azîm" demek sünnettir (3-5-7 kere söylemek efdaldir).
* Hanbelî: Rükûda en az bir kere tesbih getirmek vaciptir. Bilerek terk edilirse namaz bozulur.
4. Rükûdan Kalkış: Kavme
Rükûdan sonra tam olarak doğrulmaya ve bir süre ayakta beklemeye Kavme denir.
— Kavmenin Hükmü:
* Hanefî: Rükûdan doğrulmak vacip, burada vücut sakinleşene kadar beklemek (Tâdil-i Erkân) ise en kuvvetli görüşe göre vaciptir.
* Şâfiî, Mâlikî, Hanbelî: Rükûdan kalkıp tamamen doğrulmak namazın bağımsız bir rüknü (farzı) kabul edilir.
— Tahmid ve Tesmiye:
* Doğrulurken "Semiallahu limen hamideh" demek ve doğrulunca "Rabbena leke'l-hamd" demek dört mezhepte de sünnettir.
* Hanbelîlerde imam ve münferit kılan için bunları söylemek vaciptir.
5. Tâdil-i Erkân ve Rükûdaki Sükûnet
Tâdil-i erkân, rükû ve kavme gibi rükünlerin "vücudun sakinleşeceği" kadar bir süre yerli yerince yapılmasıdır.
Önemli Not: Efendimiz (s.a.v.) rükû ve secdesini tam yapmayanları, taneyi hızlıca gagalayan kuşlara benzetmiş ve bu şekilde kılınan namazın eksik olduğunu belirtmiştir.
Hanefîlere göre tâdil-i erkân vacip olsa da, rükûdan kalkıp tam doğrulmadan secdeye gitmek namazın iadesini gerektiren bir hatadır. Cumhur (diğer üç mezhep) ise tam doğrulmayı namazın farzı saydığı için, doğrulmadan secdeye gidilirse namaz direkt batıl olur.
Rükû ve sonrasındaki bu vakur duruş, müminin namazdaki en estetik ve ruhani teslimiyet anlarından biridir. Namazın kalbi sayılan ve "kulun Allah'a en yakın olduğu an" olarak nitelendirilen Secde rükününe bir sonraki yazıda geçelim inşallah.

Yorum Gönder
İçinizde olan güzellik her zaman yazılarınıza ve dilinize aşkla dökülsün...