Bugün "güven" kelimesinin içini dolduran, sarsılmaz bir "Sözünde Durma ve Güvenilirlik" abidesini selamlayalım. Bu güzellik, bir müslümanın "Al-Emin" (Güvenilir) sıfatını neden her şeyin üzerinde tutması gerektiğini fısıldıyor.
"Sözün Namusu: Üç Günlük Bekleyiş"
"Beş Dakikaya Oradayım" Yalanları
Bugün en çok tükettiğimiz şeylerden biri de maalesef verdiğimiz sözler. "Trafik vardı", "Unutmuşum", "Hemen geliyorum" diyerek insanların vaktini ve bize olan güvenini kolayca harcayabiliyoruz. Söz vermek, bizim için çoğu zaman bir niyet beyanından öteye geçmiyor. "Söz ağızdan bir kere çıkar" düsturunun yerini, "Şartlar değişti" bahaneleri aldı. Peki, henüz kendisine peygamberlik gelmeden bile "Emin" sıfatıyla tanınan O güzel insan (sav), bir söz verdiğinde onu nasıl korurdu?
Asr-ı Saadet’ten Kesit: Randevu Yerinde Üç Gün
Henüz risalet görevi gelmeden önce, Abdullah b. Ebi’l-Hamsa adında bir sahabe adayı ile Efendimiz (sav) bir ticaret üzerine konuşurlar. Bir noktada anlaşırlar ve Abdullah, "Sen burada bekle, ben gidip parayı/malı getirip hemen döneceğim" der.
Ancak Abdullah gider ve işini unutur. Tam üç gün geçer. Üçüncü günün sonunda aniden verdiği sözü hatırlar ve koşa koşa o noktaya gider. Vardığında gözlerine inanamaz; Efendimiz (sav) tam üç gündür, "Söz verdim, gelirse beni burada bulmalı" diyerek aynı yerde beklemektedir.
Efendimiz (sav) onu görünce ne öfkelenir ne de bağırıp çağırır. Sadece hafif bir sitemle, o muazzam nezaketini göstererek şöyle buyurur:
"Ey genç, beni zahmete soktun. Üç gündür seni burada bekliyorum."
Hissedilecek Hikmet: "Güven, Karakterin Temelidir"
Bu tablodaki hikmet şudur: Söz, insanın kalesidir; o kale yıkılırsa geriye ne inanç kalır ne de itibar. Efendimiz (sav) bize öğretmiştir ki; "Emin" olmak, sadece emanet parayı korumak değil, karşıdakine verdiğin "vakit" ve "umut" emanetine de sahip çıkmaktır.
Edeple edeplenmek; şartlar ne olursa olsun verdiğin sözün arkasında durmak, gidemeyeceğin yere "gelirim" dememek, tutamayacağın sözü diline dolamamaktır. Eğer Hz. Peygamber (sav), üç gün boyunca bir söz için çölde bekliyorsa, bizim de bir randevuya beş dakika geç kalırken vicdanımızın sızlaması gerekir. Bugün hayatımıza bu ahlakı; "sözümüzü senet bilerek" ve vaktinde orada olmayı bir "ibadet" ciddiyetiyle karşılayarak taşıyabiliriz.
Bu "Vefa ve Söz" teması, özellikle ikili ilişkilerde ve iş hayatında sarsılan güven duygusunu onarmak için harika bir ilaç olacaktır.

Yorum Gönder
İçinizde olan güzellik her zaman yazılarınıza ve dilinize aşkla dökülsün...