“Hamam Kapısındaki Baygınlık”
Hak dostlarının sultanlarından İbrahim bin Ethem Hazretleri bir gün bir hamama uğradı. Yol yorgunuydu… Üzerinde derviş hırkası vardı... Dünyanın gözünde sıradan bir yolcu gibiydi. Yıkandı, temizlendi ve çıkmak üzere kapıya yöneldi. Tam dışarı adım atacağı sırada hamamcı önüne geçti.
— "Dur bakalım!" dedi. Sonra hakkından fazla bir ücret istedi.
İbrahim bin Ethem Hazretleri yumuşak bir sesle buyurdu:
— "Ey hamamcı... Yanımda fazla param yoktur. Hakkın neyse onu al." Fakat adamın öfkesi dinmedi. Bağırarak dedi ki:
— "Madem paran yoktu, niye hamama girdin be adam?"
Bu söz duyulduğu anda… Sanki bir ok gelip gönül sultanının kalbine saplandı. Çünkü veliler, insanların duyduğu kelimeleri değil; o kelimelerin işaret ettiği hakikati duyarlar. Birden rengi değişti. Dizlerinin bağı çözüldü. Ve olduğu yere yıkıldı. Oradakiler telaşa kapıldı. Kimisi su getirdi… Kimisi başını kaldırdı… Kimisi ne olduğunu anlamaya çalıştı… Bir müddet sonra gözlerini açtı. Etrafında toplanan insanlara baktı. Hepsinin yüzünde aynı soru vardı:
— "Ey İbrahim! Sana ne oldu?" Hazret mahzun bir tebessüm etti. Sonra gönülleri titreten şu sözü söyledi:
— "Ey Âdemoğulları... Görmüyor musunuz? Dünyada eli boş olanı bir hamamcı bile kapısından çevirmek istiyor..." Bir an sustu. Sonra gözlerinden yaşlar süzülerek devam etti:
— "Ben de düşündüm ki; eğer Rahman'ın huzuruna elim boş gidersem, beni O'nun kapısından kim kabul eder?"
İşte o anda kalabalık sustu. Çünkü herkes hamamcıyı konuşurken, İbrahim Ethem Hazretleri ahireti konuşuyordu. Herkes birkaç akçeyi düşünürken, o Allah'ın huzuruna neyle çıkacağını düşünüyordu.
İşte Kadirî yolunun en ince sırlarından biri burada gizlidir ey can: Veliler insanların kusuruyla değil, kendi kusurlarıyla meşgul olurlar. Başkası hamamcıya kızardı. Başkası kendini savunurdu. Başkası adamın terbiyesizliğinden söz ederdi. Ama İbrahim Ethem Hazretleri aynı olayda kendi ahiretini gördü. Çünkü hak dostları dışarıdaki olaylardan önce içerideki hâllerine bakarlar.
İşte Yesevî hikmeti de burada dile gelir: Ahmed Yesevi yolu der ki: "Ölüm kapısına vardığında yanında ne malın kalır ne makamın. Seninle gelecek olan yalnızca amellerindir." Bu yüzden veliler dünyadaki fakirlikten değil, Allah'ın huzuruna sermayesiz çıkmaktan korkmuşlardır.
Gönül Hanesine Hikmetli Notlar
— Asıl Fakirlik: Cebin boş olması değil, kalbin salih amelden boş olmasıdır.
— Muhasebe Sırrı: Hak dostları başkalarının hatalarını değil, kendi eksiklerini büyütürler.
— Dünya Kapısı - Ahiret Kapısı: İnsan dünyada her kapıyı açabilir; asıl mesele Allah'ın rahmet kapısına hangi yüzle varacağıdır.
— Velilerin Bakışı: Her olay onlar için bir nasihat, her söz bir muhasebe vesilesidir.
"Dervişin korkusu aç kalmak değildir; Allah'ın huzuruna eli boş varmaktır."
Bu menkıbe bize şunu fısıldıyor ey can:
Belki de mesele dünyanın kapılarından çevrilmek değildir… Asıl mesele, bir gün Rahman'ın huzuruna vardığımızda yanımızda O'nun razı olacağı bir amel bulabilmektir...

Yorum Gönder
İçinizde olan güzellik her zaman yazılarınıza ve dilinize aşkla dökülsün...