KADİRİ YOLU

KADİRİ YOLU
Seyr-u süluk Tasavvufi yetiştirilme yoludur.

 

Ey Doğruların Yardımcısı Olan Allah’ım!

“Ey Doğruların Yardımcısı Olan Allah’ım!”

Kâbe'nin gölgesinde genç bir adam vardı… Ne zaman ellerini semaya kaldırsa aynı duayı tekrar ederdi:

— "Ey doğruların yardımcısı olan Allah'ım!"

— "Ey haramdan sakınanların yardımcısı olan Allah'ım!"

— "Sana hamd ederim..."

Günler geçti… Aylar geçti… Fakat duası değişmedi. Onu görenler merak etmeye başladılar. Bir gün biri yanına yaklaşarak sordu:

— "Ey genç! Neden hep aynı duayı yapıyorsun? Başka dua bilmiyor musun?"

Genç tebessüm etti. Sonra gözleri uzaklara daldı. Ve yıllar önce yaşadığı bir hâdiseyi anlatmaya başladı.


"Yedi sekiz yıl önce yine burada, Kâbe'nin yakınında bir kese buldum. Keseyi açtığımda içinde tam bin altın vardı." Bir an sustu. Sonra başını öne eğdi.

— "O anda nefsim konuşmaya başladı..."

— "Bu altınlarla şunu yaparsın..."

— "Bunu alırsın..."

— "Şöyle zengin olursun..."

İşte nefs her zaman böyledir ey can… Helâli beklemek istemez. Kolay geleni sever. Emek vermeden kazanmayı ister. Fakat genç kendi kendine şöyle dedi:

— "Hayır!"

— "Bu benim malım değil."

— "Bana ait olmayan bir şeyi kullanırsam haram olur."


Tam o sırada kalabalık arasından bir ses yükseldi:

— "Bir kese bulan oldu mu?"

Genç adam sahibini çağırdı.

— "Nasıl bir keseydi?" Adam tarif etti.

— "İçinde ne vardı?"

— "Bin altın vardı."

Bunun üzerine genç: 

— "Öyleyse al emanetini." diyerek keseyi teslim etti. Adam keseyi açtı. İçinden otuz altın çıkarıp ona verdi. Genç istemedi. Ama adam ısrar etti. Ve ayrıldı.


İşte Kadirî terbiyesinin sırrı burada gizlidir: Allah için terk edilen hiçbir şey zayi olmaz. Kul bazen kaybettiğini zanneder. Ama Allah onun için daha güzelini hazırlar.


Genç daha sonra pazara gitti. Orada temiz yüzlü bir köle satılıyordu. Yüzünde edep vardı. Bakışlarında asalet vardı. Genç onu görünce gönlü ısındı. Fiyatını sordu. Tam otuz altındı. Elindeki bütün parayı vererek onu satın aldı.


Aradan bir iki yıl geçti. Bu genç köle son derece edepli çıktı. Sadıktı… Çalışkandı… Vefalıydı… Bir gün beraber yürürlerken karşıdan birkaç kişi geldi. Köle birden heyecanlandı. Sonra efendisine dönüp dedi ki:

— "Efendim!"

— "Ben aslında Fas emirinin oğluyum."

— "Bu gelenler babamın adamlarıdır."

— "Beni tanıdılar."

— "Senden satın almak isteyecekler." Sonra ilginç bir şey söyledi:

— "Beni otuz bin altından aşağı satma."


Biraz sonra adamlar geldiler. Önce altmış altın teklif ettiler. Sonra yüzler… Sonra binler… Fakat genç adam kabul etmedi. En sonunda otuz bin altın verdiler. Ve köleyi alıp götürdüler.


Bir kese… Bir emanet… Bir doğru karar… Ve Allah'ın açtığı kapılar… Genç adam o sermayeyle ticaret yaptı. İşler kurdu. Allah bereket verdi. Varlığı arttı. Fakat asıl sürpriz daha sonra gelecekti.


Bir gün dostları ona zengin ve saliha bir kızla evlenmesini teklif ettiler. Nikâh kıyıldı. Çeyizler geldi. Genç adam çeyizlerin arasında bir kese fark etti. Hanımına sordu:

— "Bu nedir?" Hanımı cevap verdi:

— "Babamın hediyesidir."

— "Yıllar önce Kâbe'de bin altın kaybetmiş."

— "Bulup getiren dürüst bir gence otuz altın vermiş."

— "Kalan dokuz yüz yetmiş altını da bana bırakmış."

Genç adamın gözleri doldu. Çünkü o kese… Yıllar önce bulup sahibine verdiği keseydi.


İşte o anda hakikati anladı. Allah'ın yazdığı rızık kaçmıyordu. Helâlden geleceği gününü bekliyordu. Eğer o gün emanete ihanet etseydi; elindeki para haram olacaktı. Ama Allah için vazgeçince, aynı mal ona helâl yoldan geri dönmüştü. Bu yüzden her gün Kâbe'de şöyle dua ediyordu:

— "Ey doğruların yardımcısı olan Allah'ım!"

— "Ey haramdan sakınanların yardımcısı olan Allah'ım!"

— "Sana hamd ederim!"


Gönül Hanesine Hikmetli Notlar

— Helâl Hassasiyeti: Allah'ın rızası için terk edilen haram, insanı mahrum bırakmaz; daha hayırlı kapılar açar.

— Emanet Ahlakı: Mümin, sahibi bilinmeyen bir nimeti bile kendi malı gibi kullanmaz.

— Rızık İnancı: Kaderde yazılan rızık gelir; fakat kul onu helâl mi haram mı yoldan alacağını seçer.

— Tevekkülün Bereketi: Acele eden nefis kaybetmekten korkar; tevekkül eden kul ise Allah'ın hazinesine güvenir.

"Allah için bıraktığın hiçbir şey kaybolmaz; ya aynısıyla ya da daha güzeliyle sana geri döner."

Bu menkıbe bize şunu fısıldıyor ey can: Belki de insanın en büyük kazancı, bulduğu altınlar değil; haramın kapısından dönüp Allah'ın rızasını kazanabilmesidir...



5 Post a Comment

İçinizde olan güzellik her zaman yazılarınıza ve dilinize aşkla dökülsün...

Daha yeni Daha eski

Öne Çıkanlar

KADİRİ YOLU