Namazın Terki ve Namazla İlgili İhlallerin Fıkhî Hükümleri
Namaz, Kelime-i Şehâdet'ten sonra İslâm'ın en büyük amelî rüknüdür. Kur'ân-ı Kerîm'de yüzlerce yerde namaz emredilmiş, Hz. Peygamber (s.a.v.) ise: "Kul ile küfür arasında namazı terk etmek vardır." (Müslim) buyurarak namazın din içindeki yerini açıklamıştır.
Bu sebeple İslâm hukukunda namazın terk edilmesi, geciktirilmesi veya şeklinin değiştirilmesi basit bir ihmal olarak görülmemiş; itikadî, ahlâkî ve hukukî yönleriyle değerlendirilmiştir.
I. Namazı İnkâr Etmenin Hükmü
Namazın farziyetini inkâr etmek ile namazı terk etmek aynı şey değildir. Bir kimse: "Beş vakit namaz farz değildir." veya "Namaz İslâm'da emredilmiş bir ibadet değildir." derse, İslâm'ın kesin olarak bilinen bir hükmünü reddetmiş olur. Bu durumda bütün mezheplerin ittifakına göre kişi dinden çıkmış (mürted) sayılır. Çünkü namazın farziyeti: Kur'ân ile sabittir. Sünnet ile sabittir. Ümmetin icmâı ile sabittir. Dolayısıyla bunun inkârı, hükmün kendisini reddetmektir.
II. Namazdan Kaçınma
A) Vakit Namazlarından Kaçınma
aa) Mazeretten Dolayı Kaçınma
Hastalık, baygınlık, şuur kaybı, hayatî tehlike gibi durumlar meşru özür kabul edilir. Bu durumda kişi günahkâr olmaz. Nitekim Allah Teâlâ: "Allah hiçbir kimseye gücünün yeteceğinden fazlasını yüklemez." (Bakara 286) buyurmuştur. Özür kalkınca namazını kaza eder.
bb) Tembellikten Dolayı Kaçınma
Asıl ihtilaf bu noktadadır. Kişi: Namazın farz olduğuna inanmakta, Ancak kılmamaktadır. Bu durumda mezhepler farklı hükümler vermiştir.
1. "Mürted Olarak Öldürülür" Görüşü
Bu görüş özellikle Hanbelî mezhebinde meşhurdur. İmam Ahmed'in bir rivayetine göre: Namazı kasten terk eden kişi kâfir olur. Tevbe etmezse mürted hükmü uygulanır. Dayandıkları deliller: "Bizimle onlar arasındaki ahid namazdır. Kim onu terk ederse küfre düşmüştür." hadisidir. Ancak bu görüş bütün mezhepler tarafından kabul edilmemiştir.
2. "Had Cezası Uygulanır" Görüşü
Bazı Şâfiî ve Mâlikî fakihleri:
Namazı terk edenin kâfir olmayacağını ancak büyük suç işlediğini söylemişlerdir. Buna göre: Devlet başkanı namaza çağırır. Israrla reddederse ölüm cezası uygulanabilir. Fakat bu ceza küfür sebebiyle değil, ibadeti terk etme suçundan dolayıdır.
3. "Dayak ve Hapis Cezası Uygulanır" Görüşü
Hanefî mezhebinin görüşü budur.
İmam Ebû Hanîfe'ye göre: Namazı terk eden kişi kâfir olmaz. Ancak: Hapsedilir. Dövülür. Namaza zorlanır. Ama öldürülmez. Çünkü kişi namazın farz olduğunu kabul etmektedir. Sorun inançta değil ameldedir.
4. "Günahkârdır" Görüşü
Bütün Ehl-i Sünnet âlimleri şu konuda ittifak eder:
Namazı terk eden kişi büyük günah işlemiştir. Buna: Fâsıklık, Büyük günah, Allah'a isyan denir. Tevbe etmesi gerekir.
III. Kaza Namazından Kaçınma
Bir kimse geçmişte kaçırdığı namazları bulunduğunu bildiği halde: "Ben bunları kılmayacağım." derse ağır günah işlemiş olur. Çünkü kaza borcu, zimmette devam eden bir haktır.
Hanefîlere göre: Kaza namazlarını geciktirmek ayrıca bir günah doğurur. Şâfiî ve Mâlikîlerde de benzer hükümler vardır.
IV. Namazın Vaktini Geçiktirmek
Namazı: Vakti çıktıktan sonra kılmak, sürekli son dakikalara bırakmak ayrı meselelerdir.
Vakit Çıkıncaya Kadar Ertelemek
Mazeretsiz olarak: İkindiyi güneş sararıncaya kadar, Yatsıyı gecenin sonuna kadar geciktirmek mekruh görülmüştür. Bazı hadislerde bu durum münafıkların ameline benzetilmiştir.
Vakti Tamamen Kaçırmak
Bu daha ağırdır. Namaz kazaya kalır. Kişi tövbe etmek ve kaza etmekle yükümlüdür.
V. Temizlikte Usulsüzlük
Namazın şartlarından biri taharettir. Abdest, gusül ve necasetten temizlik ihmal edilirse namaz geçerli olmaz.
Bilerek Abdestsiz Namaz Kılmak
Bir kimse: Abdestsiz olduğunu bildiği halde namaz kılarsa ağır günah işlemiş olur. Bazı fakihler bunu namazla alay etme derecesine yaklaşan bir davranış kabul etmişlerdir.
Temizlik Hükümlerini Küçümsemek
Tahareti gereksiz görmek veya küçümsemek ise itikadî tehlike doğurabilir. Çünkü taharet namazın temel şartlarındandır.
VI. Namazın Meşru Şeklinin Değiştirilmesi
Namazın şekli: Kur'ân, Sünnet, İcmâ ile belirlenmiştir. Hz. Peygamber: "Beni nasıl namaz kılarken gördüyseniz öyle kılınız." buyurmuştur.
Namaza Bilerek İlave Yapmak
Farz olmayan bir şeyi: "Bu namazın zorunlu parçasıdır." diye ortaya koymak bid'at kapsamına girer.
Namazdan Bir Rüknü Kaldırmak
Örneğin: Secdeyi kaldırmak, Rükûyu gereksiz görmek, Kıraati tamamen terk etmek namazı geçersiz kılar.
Namazın Şeklini Bozacak Yenilikler
İbadetlerde asıl olan tevakkuftur. Yani: "Nasıl emredilmişse öyle yapılır." Bu nedenle namazın temel yapısını değiştirmek caiz görülmemiştir.
Namazla ilgili ihlaller aynı derecede değildir. Fıkıh âlimleri bunları dört ana başlık altında değerlendirmiştir:
1. Namazın farziyetini inkâr etmek (küfür ve irtidat meselesi).
2. Namazı tembellikle terk etmek (büyük günah ve mezhepler arası ihtilaf konusu).
3. Namazın vaktini geçirmek ve kaza borcunu ihmal etmek (günah ve sorumluluk meselesi).
4. Namazın şartlarını ve meşru şeklini bozmak (ibadetin sıhhatini etkileyen ihlaller).
Bütün mezheplerin ortaklaştığı nokta ise şudur: Namaz, İslâm'ın en büyük amelî rüknüdür. Onu küçümsemek, terk etmeyi alışkanlık hâline getirmek veya hükümlerini hafife almak mümin için son derece tehlikeli bir davranıştır. Buna karşılık samimi tevbe eden, namaza dönen ve eksiklerini telafi etmeye çalışan kimse için Allah Teâlâ'nın rahmet kapısı her zaman açıktır.

Yorum Gönder
İçinizde olan güzellik her zaman yazılarınıza ve dilinize aşkla dökülsün...