KADİRİ YOLU

KADİRİ YOLU
Seyr-u süluk Tasavvufi yetiştirilme yoludur.

 

Günahkar Kulun Kapısı Kapanmaz

GÜNAHKÂR KULUN KAPISI KAPANMAZ

Medine-i Münevvere'nin nur kokan sokaklarında, gönülleri Resûlullah'ın ﷺ muhabbetiyle dolu insanların yaşadığı günlerden biriydi.

Günlerden bir gün, Allah'ın kullarından biri Ravza-i Mutahhara'ya yakın bir yere geldi. Yüreğinde taşıdığı günahların ağırlığı, omuzlarına çöken dağlar gibiydi.

Başını eğdi.

Gözlerinden yaşlar boşandı.

Sonra Resûlullah'ın ﷺ kabr-i şerifinin huzurunda edeple durdu ve Kur'ân'ın şu ayetini hatırladı:

وَلَوْ أَنَّهُمْ إِذْ ظَلَمُوا أَنْفُسَهُمْ جَاءُوكَ فَاسْتَغْفَرُوا اللَّهَ وَاسْتَغْفَرَ لَهُمُ الرَّسُولُ لَوَجَدُوا اللَّهَ تَوَّابًا رَحِيمًا

“Onlar nefislerine zulmettiklerinde sana gelseler, Allah'tan bağışlanma dileseler ve Resûl de onların bağışlanması için dua etseydi, Allah'ı tövbeleri kabul eden ve merhamet eden olarak bulurlardı.”
(Nisâ, 4/64)

Adamın gönlü daha da burkuldu.

Başını kabr-i şerifin huzurunda eğerek şöyle niyaz etti:

— Yâ Resûlallah ﷺ! Allah'ın kitabında senin ümmetine açılan bu rahmet kapısını okuyorum. Ben günahlarımla geldim. Senin ümmetinden bir kul olarak geldim. Rabbimin rahmetinden ümidimi kesmek istemiyorum.

Sonra ağlamaya başladı.

Öyle ağladı ki, bir müddet sonra kelimeler dudaklarından dökülmez oldu.

Sadece gözyaşları konuşuyordu. İnsan bazen günahını anlatamaz. Çünkü bazı günahlar dile gelmekten utanır. Fakat Allah, kulunun söyleyemediğini de bilir. Adam uzun süre ağladıktan sonra ayağa kalktı.

Kalbinde hâlâ bir korku vardı:

“Acaba Rabbim beni bağışlar mı?”

Tam oradan ayrılmak üzereyken kapıya doğru yürüdü.

O sırada bu kıssayı nakleden Utbî, Resûlullah'ın ﷺ huzurunda bulunuyordu.

Gözlerine ağırlık çöktü. Bir müddet uykuya daldı. Ve rüyasında âlemlerin Efendisi'ni ﷺ gördü. Resûlullah ﷺ ona şöyle buyurdu:

Ey Utbî! O bedevînin ardından git ve ona Allah'ın kendisini bağışladığını müjdele.

Utbî uyandığında gönlü titriyordu. Bir müddet önce gördüğü o mahzun kulun peşine düştü. Fakat kıssanın bize bıraktığı asıl sır burada saklıydı:

Kulun kapıya günahıyla gelmesi, rahmet kapısının kapandığı anlamına gelmez.

Çünkü tövbe kapısı, kulun son nefesine kadar açıktır. Allah Teâlâ şöyle buyurur:

قُلْ يَا عِبَادِيَ الَّذِينَ أَسْرَفُوا عَلَى أَنْفُسِهِمْ لَا تَقْنَطُوا مِنْ رَحْمَةِ اللَّهِ

Kul yâ ibâdiyellezîne esrafû alâ enfusihim lâ taknetû min rahmetillâh.

“De ki: Ey nefisleri aleyhine aşırı giden kullarım! Allah'ın rahmetinden ümit kesmeyin.”
(Zümer, 39/53)

Gönle Düşen Ders

Kadirî yolunun edebiyle bakıldığında bu kıssa bize önce tevbeyi, sonra edebi, ardından da ümidi öğretir.

Yesevî irfanının diliyle söylersek; kul ne kadar uzaklaşmış olursa olsun, gönlünü tekrar Hakk'a çevirdiği anda dönüş yoluna girmiştir.

Sâlikin vazifesi günahını küçümsemek değildir. Fakat günahından dolayı Allah'ın rahmetinden de ümidini kesmek değildir.

Günahından korkacak, Rabbinden ümit kesecek kadar değil; Rabbinden ümit edecek, günahına güvenecek kadar da değil.

Korku ile ümit arasında yürüyecektir. Ve Resûlullah'ın ﷺ ümmetine bıraktığı en büyük miraslardan biri de şudur:

Kul düştüğü yerden tekrar kalkabilir.

Yeter ki yüzünü Hakk'a çevirsin. Yeter ki “Ben bittim” demek yerine: “Yâ Rabbi, ben geldim.” diyebilsin. Çünkü Allah'ın rahmeti, kulun günahından daha büyüktür.

Menkıbenin Sözü

Günahın seni Rabbinden uzaklaştırmasın; günahından utanarak Rabbine dön. Zira şeytanın istediği, günah işlemen kadar, günahından sonra: “Artık benim için dönüş yok.” diye düşünmendir.

Mümin ise kapıya tekrar gelir. Ağlar. Tövbe eder. Boynunu büker. Ve bilir ki: Rahmetin kapısını açan Allah'tır; o kapının anahtarı da samimi tövbedir.



5 Post a Comment

İçinizde olan güzellik her zaman yazılarınıza ve dilinize aşkla dökülsün...

Daha yeni Daha eski

Öne Çıkanlar

KADİRİ YOLU