KADİRİ YOLU

Kadiri Yolu
Seyr-u süluk Tasavvufi yetiştirilme yoludur.

 

Aslanın Yükü ve Sabrın Gizemi



Harika bir hikâye ile yine beraberiz! Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî’nin Mesnevi’sinde geçen bu muazzam kıssa, tasavvufun en sarsıcı derslerinden birini verir: Zıtların birliği ve sabrın kerameti. İşte Ebu’l-Hasan Harakânî Hazretleri ve dervişin unutulmaz dersi:


Aslanın Yükü ve Sabrın Gizemi: Ebu’l-Hasan Harakânî

Talkan şehrinden bir derviş, büyük veli Ebu’l-Hasan Harakânî’nin şöhretini duyup yollara düştü. Dağları aştı, çöller geçti; tek gayesi o mana padişahını dünya gözüyle görmekti. Nihayet Harakan’a ulaşıp Şeyhin kapısını çaldığında, karşısına Şeyhin hanımı çıktı. Ancak kadın, dervişin beklediği o manevi iklimin tam zıttıydı; ağzından ateş püskürüyor, kocasına (Harakânî Hazretleri’ne) ağır hakaretler yağdırıyordu: "Yerinde yurdunda işin mi yoktu da bu ahmağı görmeye geldin? O sadece bir şarlatan!" diye haykırdı.

Derviş sarsıldı, öfkelendi ama Şeyhin evine duyduğu hürmetten sustu. İçinden, "Böyle bir güneş, nasıl olur da bu karanlık kadınla aynı çatı altında kalır?" diye geçirdi. Şeyh’in odun toplamak için ormana gittiğini öğrenince oraya yöneldi. Yolda giderken aklı hâlâ evdeki o hırçın kadındaydı. Derken, ormanın derinliklerinden bir toz bulutu yükseldi.

Gördüğü manzara karşısında dervişin dili tutuldu: Harakânî Hazretleri, kükremiş bir aslanın üzerine binmiş geliyordu! Aslan, Şeyh’in odunlarını taşıyor; Şeyh ise elinde canlı bir yılanı kamçı gibi tutuyordu. Dervişin aklından geçenleri bir bir okuyan büyük veli, gülümseyerek şöyle buyurdu:

"Evlat! Aldanma, o kadının kahrına neden katlandığımı merak etme. Eğer ben evdeki o 'kurda' (huysuz kadına) sabredip onun yükünü çekmeseydim, bu dağdaki aslan benim yükümü çeker miydi sanırsın? Rabbim, o kadını benim nefsimi terbiye etmek için görevlendirdi; ben ona sabrettim, Rabbim de aslanı bana musahhar kıldı."


Bu Kıssanın "Bilinç Kapıları" ve Derin Mesajları

Hikmet Boyutu

Derin Analiz

Zıtların Dengesi

Hayatta her nurun yanında bir zulmet, her gülün yanında bir diken vardır. Olgunluk, dikene bakıp gülü terk etmemektir.

Sabrın Kerameti

Şeyh, vahşi bir aslanı evcilleştirmekten önce, kendi öfkesini ve nefsini evdeki o imtihanla evcilleştirmiştir.

Nefis Terbiyesi

Bazen en büyük mürşidimiz, hayatımızdaki en zor insanlardır. Onlar bizim "sabır" ve "hilm" kaslarımızı güçlendiren gizli ağırlıklardır.

Dertteki Derman

Hikâyenin sonunda dendiği gibi: Dertten kaçan daha büyüğüne yakalanır. Mevlâ, kulu olgunlaştırmak için derdi bir derman vasıtası olarak gönderir.


Tefekkür Notu

"Hayatında 'aslanlara hükmetmek' istiyorsan, önce kapındaki 'kurtların' gürültüsüne sabretmeyi öğrenmelisin. Seni en çok zorlayan, sabrını en çok zorlayan o insan; belki de senin manevi mertebeni yükseltmek için gönderilmiş gizli bir memurdur. Bugün o 'zor' insana şikayetle mi, yoksa hikmetle mi bakacaksın?"



2 Yorumlar

İçinizde olan güzellik her zaman yazılarınıza ve dilinize aşkla dökülsün...

  1. Rabbim gülü anlamayı nasip etsin dikenin de her daim var olacağını bizlere hissettirsin bildirsin ne bağı bahçeyi terk edelim ne de Gülden vazgeçelim yüce şahsiyet mevlana'ya ve harakani hazretlerine Rabbim rahmet eylesin hikmetli sözlerinden bizlere bir yol ışığı aydınlığı nasip etsin yazınız için teşekkürler 🌹

    YanıtlaSil
  2. Hakikaten müthiş bir kıssa zannediyor ki insan ahireti kazanmak veya Allah'ın dostu olmak çok zikir çekmekle çok ibadet etmekle elde edileceğini zannediyor halbuki tam tersi göstermiş olduğun çok küçük bir sabır veya bir merhamet sayesinde Allah'ın affına ve rahmetine mazhar oluyorsun

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

İçinizde olan güzellik her zaman yazılarınıza ve dilinize aşkla dökülsün...

Daha yeni Daha eski

Öne Çıkanlar

Kadiri Yolu