KADİRİ YOLU

Kadiri Yolu
Seyr-u süluk Tasavvufi yetiştirilme yoludur.






Ruhun Mevsimleri Ve Gönül Eczanesi

İnsan ruhu, durağan bir göl değil; her an yeni renklerle dalgalanan bir ummandır. Modern psikolojinin "duygudurum dalgalanmaları" dediği sürece, kadim irfan "Kabz ve Bast" (Daralma ve Genişleme) der. İşte gönül daraldığında ve ruh fırtınaya tutulduğunda, Mesnevi’den süzülen o şifalı reçeteler:

1. Ruhun İki Hali: Kışın Şefkati, Yazın Yakıcılığı

İçinde bir daralma (kabz) hissettiğinde, bunun senin hayrına olduğunu bil. Ruhun sürekli "bahar ve yaz" (bast) halinde olsaydı, güneşin harareti seni yakıp kavururdu.

* Kara Kışın Sırrı: Kış asık suratlı görünür ama toprak altındaki tohumlara merhametle su verir, onları bahara hazırlar.

* Denge: Sıkıntı geldiğinde "bu bir lütuftur" diyebilmek, ruhu yaşlanmaktan kurtarır. Sağlığın kadrini ancak hastalıkla bildiğimiz gibi, ferahlığın değerini de o darlık günlerinde öğreniriz.

2. Beden Bir Misafirhanedir: Her Duygu Bir Yolcu

Gönül kapına her sabah yeni bir misafir gelir: Bazen bir sevinç, bazen ağır bir keder, bazen de kapkara bir endişe.

"Sakın bu misafir bana yük olur deme. O, gayb âleminden gelen bir elçidir. Onu güler yüzle karşıla; çünkü birazdan geldiği gibi yokluğa karışacak ve yerini bir başkasına bırakacaktır."

Terapi Notu: Duygularınla savaşma; onları misafir et ve gitmelerine izin ver. Kalıcı olan sen değilsin, onlar hiç değil.

3. Psikosomatik Bağ: Ruhun Feryadı Bedende Duyulur

Modern bilimin "psikosomatik" dediği, yani ruhsal çatışmaların bedende hastalık olarak belirmesi gerçeğini Hz. Mevlana asırlar öncesinden haber verir:

* Organların Dili: Neşe akciğerde çiçek açar, üzüntü ise karaciğere yük olur. Akıl, beyin kasesindeki bir mum gibidir.

* Aciliyet Sistemi: Kaygı ve stres, vücudun "sempatik sistemini" (acil durum hattını) tetikler. Yüzün bembeyaz olması, kanın hayati organlara çekilmesidir. Ancak bu "nâhoş duygular" kronikleşirse, beden artık bu yükü taşıyamaz ve hastalanır.

4. Simaların ve Seslerin Gizli Alfabesi

Kur'an-ı Kerim'in "Onları simalarından tanırsın" ayetine atıfla, insan bedeni ruhun aynasıdır. Hiçbir maske ruhun rengini tam olarak saklayamaz.

* Gönül Dili: İnsan dilinin altında gizlidir. Söz, kalbin kokusunu taşır.

* Yüzün Rengi: Al al olmuş bir yüz saadet habercisi iken; sararmış, solmuş bir yüz içteki fırtınaların ve çekilen meşakkatlerin ilanıdır. Bilge kişi, söze değil, o simadaki derin manaya dalar.

5. "Can Kulağı": Dinlemenin Şifa Veren Gücü

İletişimin temeli kulakla değil, gönülle dinlemektir. Mezarlıktaki dilsizlerin halini nasıl sükûtla anlıyorsak, dirilerin de içindeki "hay huy"dan öteye geçmek gerekir.

* Manevi Koku: Bir tencere kapağı kapalıyken de kaynar; ama içindeki yemeğin kokusu dışarı sızar. Kimi riya ile kaynar, kimi doğrulukla.

* Etkin Dinleme: Karşındakini sadece duymak yetmez; onun "nasıl kaynadığını", sesindeki hüznün veya nazın kokusunu almak gerekir. Dostun yanında hafiflememizin sebebi, onun bizi "can kulağıyla" yani yargılamadan dinlemesidir.

6. Acının Mantığı Yoktur: Önce Merhamet

Dertli olanın aklı, acısının dumanıyla perdelenmiştir. Sillesini yemiş bir adam, çıkan sesin kaynağını (failini) tartışacak durumda değildir.

"Dertli olmayanın düşünecek hali çoktur; ama dertli olanın bunu düşünecek mecali olmaz."

Sonuç: Birine yardım etmek istiyorsan, ona mantıklı açıklamalar yapmadan önce acısını bölüş. Çünkü yaralı bir ruh, felsefeye değil, bir tutam merhamete ve anlaşılmaya muhtaçtır.


1 Yorumlar

İçinizde olan güzellik her zaman yazılarınıza ve dilinize aşkla dökülsün...

  1. Çok kıymetli bir yazı olmuş sanki bir psikologla konuşuyormuş hazzı veriyor okuyucuya yazınız için teşekkür ederiz Allah razı olsun

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

İçinizde olan güzellik her zaman yazılarınıza ve dilinize aşkla dökülsün...

Daha yeni Daha eski

Öne Çıkanlar

Kadiri Yolu