Bu harika bir menkıbe! Tasavvuf literatüründe "Gizli Kahramanlar" başlığı altında anlatılan, genellikle Bâyezid-i Bistâmî veya başka bir büyük velinin başından geçtiği rivayet edilen bu menkıbe, "veliliğin" sadece tesbih çekmekten değil, dert çekmekten de geçtiğini anlatır.
Sizin için bu hikmeti, en duru ve etkileyici haliyle aktaralım.
Ateş, Örs ve Şefkat: Demirci Kutbu’nun Sırrı
Zamanın büyük velilerinden biri, rüyasında veya manevi bir işaretle, devrin en büyük manevi makamı olan "Kutubluk" makamında sıradan bir demircinin oturduğunu öğrenir. Şaşırır; çünkü kendisi yıllardır mağaralarda, çöllerde riyazet yapmış, az yemiş, az uyumuştur. "Bir demirci nasıl olur da bu makama erer?" diyerek yola koyulur.
Dükkâna vardığında karşısında kan ter içinde çalışan, sürekli örse vuran, dumanlar içinde bir adam görür. Veli, demirciyi günlerce uzaktan izler. Bakar ki; adam sadece farz namazlarını kılıyor, nafilelerle pek meşgul değil, sürekli çalışıyor. Sonunda dayanamayıp yanına gider ve sorar:
— "Ey usta! Senin neyin var? Hangi gizli amelin seni bu makama, Kutubluk mertebesine taşıdı?"
Demirci, önce şaşırır, "Ben sıradan bir günahkârım," der. Ama veli ısrar edince, işin sırrını şöyle açıklar:
— "Efendi, benim öyle çok namazım, çok orucum yok. Ama benim içimde sönmeyen bir ateş var. Her gece başımı yastığa koyduğumda şöyle dua ederim: 'Allah'ım! Bütün insanların günahını bana yükle, onları bağışla. Beni cehennemde öyle büyüt ki, oraya başka kimse girmesin, herkes kurtulsun.' Ben her örse vurduğumda, aslında nefsimin başına vuruyor ve 'ümmet-i Muhammed kurtulsun' diye inliyorum."
Veli, bu cevap karşısında donakalır. Kendi yaptığı ibadetlerin çoğunun "kendi kurtuluşu" için olduğunu, oysa demircinin "başkalarının dertleriyle dertlenerek" o makama erdiğini anlar.
Bu Kıssanın "Bilinç Kapıları" ve Derin Mesajları
Tefekkür Notu
"Biz genellikle kendi cennetimizin, kendi huzurumuzun peşindeyiz. Oysa bu demirci, başkalarının ateşiyle yanmayı göze aldığı için 'Kutup' olmuştur. Bugün etrafındaki insanların dertlerine ne kadar yer ayırıyorsun? Kendi 'örsüne' vururken, sadece kendi rızkın için mi, yoksa birilerinin yarasına merhem olmak için mi vuruyorsun?"

Yazıları okuduğumuz zaman heybemize sadece anladıklarımızı koyuyor idik ama hikaye sonrasında anlatılan okun böyle hedefe vurulması gerektiğini aktardığınız son notlar çok kıymetli ve ufkumuzu açar vaziyette sen böyle anladın ancak anlatılmak istenen buydu dedirttiriyor bize kendi yakmış olduğunuz ateşinizden bizde faydalanalım diye ikram ettiğiniz için teşekkür ederiz emeğinize sağlık
YanıtlaSil"veliliğin" sadece tesbih çekmekten değil, dert çekmekten de geçtiğini anlatır.
YanıtlaSilHakikaten veliliği yanlış anlıyoruz kıssayı okuyunca aradaki ince çizgi daha çok belli oluyor yazılarınız için teşekkür ederiz
Yorum Gönder
İçinizde olan güzellik her zaman yazılarınıza ve dilinize aşkla dökülsün...