"Sultânü’l-Ârifîn" (Âriflerin Sultanı) ve "Seyyidü’t-Tâife" olarak anılan Cüneyd-i Bağdâdî Hazretleri; akıl ile kalbin, ilim ile edebin zirve noktasına temas etmektir. Onun menkıbeleri genellikle çok ince hikmetler ve derin bir "ihlas" (samimiyet) dersi içerir.
Sizi, Bağdat’ın bir berber dükkânında geçen ve koskoca bir mürşidin, sıradan bir berberden aldığı o sarsıcı derse götürüyorum.
İhlasın Aynası: Cüneyd-i Bağdâdî ve Berber
Cüneyd-i Bağdâdî Hazretleri bir gün saçlarını tıraş ettirmek ister. Cebinde hiç parası yoktur, yine de bir berber dükkânına girer. Berber, o sırada varlıklı ve mevki sahibi birini tıraş etmektedir. Cüneyd, bir köşede sessizce sırasını beklemeye başlar.
Berber, köşede mahzun bir halde bekleyen bu nurlu dervişi fark edince, koltuğundaki zengin adamı bırakıp Cüneyd’e döner:
— "Buyur ey Allah’ın kulu, önce senin işini görelim," der.
Zengin adam şaşırır ve bozulur, ama berber dervişin heybetinden etkilenmiştir. Büyük bir özenle Cüneyd’in saçlarını tıraş eder. İş bittiğinde, Cüneyd’e hürmetle yolcu eder. Cüneyd-i Bağdâdî, berberin bu fedakârlığına ve karşılık beklemeden hizmet etmesine çok duygulanır. İçinden, "Eline geçen ilk parayı bu berbere getireceğine" dair niyet eder.
Birkaç gün sonra Cüneyd’e bir yerden bir miktar altın hediye edilir. Hemen berberin dükkânına koşar ve altın kesesini ona uzatır:
— "Geçen günkü hizmetinin bedeli olarak lütfen bunu kabul et," der.
Berber, altınlara bakmaz bile. Başını sallar ve o sarsıcı cevabı verir:
— "Ey Cüneyd! Hiç utanmaz mısın? Allah rızası için başladığımız bir işin bedelini, dünyalık altınlarla ödemeye mi kalkıyorsun? Biz o işi pazarlıkla değil, gönülle yaptık. Götür o altınları, ihtiyacı olanlara ver. Bizim hizmetimizin karşılığını 'O' (c.c) verir!"
Cüneyd-i Bağdâdî, aldığı bu ders karşısında günlerce kendine gelemez ve şöyle der: "Hayatımda ihlası, Bağdatlı o berberden öğrendiğim kadar kimseden öğrenmedim."
Bu Kıssanın "Bilinç Kapıları" ve Derin Mesajları
Tefekkür Notu
"Bugün yaptığın işlerin içine 'karşılık beklentisi' sızıyor mu? Birine bir iyilik yaptığında, bir hizmet sunduğunda kalbinin bir köşesinde 'teşekkür' veya 'takdir' altınlarını mı bekliyorsun? Yoksa Bağdatlı berber gibi; 'Ben bu işe Allah rızası için başladım, bedelini O'ndan başkası ödeyemez' diyebiliyor musun?"

Yorum Gönder
İçinizde olan güzellik her zaman yazılarınıza ve dilinize aşkla dökülsün...