Ey Dost, mademki "hazne boşalmasın" deriz ve "zikrullahın aşkıyla dergâha koşanların" şevkini artırmak isteriz; bugün heybemizden, Cüneyd-i Bağdâdî Hazretleri’nin (k.s.) o meşhur "Sessiz Zikir ve Sırrın Galibiyeti" menkıbesini çıkaralım.
Bu menkıbe, sadece bir "toplanma" hikâyesi değil; zikrin ruhu nasıl bir mıknatıs gibi çektiğinin ve dervişin "dergâh" dediği yerin aslında neresi olduğunun sarsıcı bir ispatıdır.
Bağdat Sokaklarında Gizli Mıknatıs: Cüneyd ve Sarhoş
Bir gece Cüneyd-i Bağdâdî Hazretleri, müridleriyle birlikte Bağdat’ın loş sokaklarından geçerken, bir köşede sızıp kalmış, üstü başı perişan, ağzından içki kokuları yayılan bir adam görür. Müridlerin bir kısmı "Aman efendim, uzak duralım, buralar tekin değil" diye fısıldaşırken; Cüneyd Hazretleri durur.
O zatın yüzüne şefkatle bakar. Adam o sarhoş haliyle sayıklamaktadır: — "Allah... Allah... Dost... Dost..."
Cüneyd Hazretleri hemen eğilir, cübbesinin ucuyla o adamın tozlu, kirli ağzını siler, yüzünü temizler ve müridlerine döner: — "Bakın, bu ağız kirlenmiş olabilir ama içinde zikredilen İsim temizdir. Bizim işimiz kabı değil, içindekini aziz tutmaktır." der ve yoluna devam eder.
Aynı gece Cüneyd Hazretleri rüyasında bir nida duyar:
"Ey Cüneyd! Sen Bizim hatırımız için o kulu temizledin ya; Biz de senin hatırın için onun kalbini ve senin kalbini öyle bir temizledik ki, artık ikiniz de Bizim dergâhımızdan ayrılmaz oldunuz!"
Sabah olduğunda Cüneyd Hazretleri camiye giderken, dün geceki o sarhoşu en ön safta, gözyaşları içinde zikrullah ile kendinden geçmiş halde bulur. Adam Cüneyd'i görünce feryat eder: — "Efendim! Siz benim dışımı temizlediniz, Mevla da benim içimi temizledi. Artık bu dergâhtan beni kimse kovamaz!"
Dergâha Koşan Gönüller İçin Hikmet
Bu menkıbe, dergâha devam eden ve zikrin tadını arayan salike şu üç büyük dersi verir:
- Zikrin Temizleyici Gücü: Zikrullah öyle bir iksirdir ki, en paslı kalbi bile bir anda parlatır. "Benim halim ne olacak?" diye dertlenen salike müjdedir: Sen "Allah" de, O (cc) seni temizler.
- Dergâhın Kapısı Herkese Açıktır: Dergâh sadece "iyi"lerin yeri değil, "iyi olmak isteyenlerin" sığınağıdır. Oraya koşan, aslında kendi noksanını O'nun (cc) kemaliyle örtmeye gider.- Şevkin Kaynağı: Zikre koşanların şevki, kendi güçlerinden değil, o mukaddes İsmin kalpteki mıknatıs gücündendir. Bir kere o tadı alan, sarhoşken bile o tadı sayıklar.
"Zikir, kalbin cilasıdır. Cila vurdukça ayna parlar; ayna parladıkça Sultan’ın tecellisi aşikâr olur."

Vardım Gördüm ölenleri
YanıtlaSilBaşıma bir fena geldi
Yorum Gönder
İçinizde olan güzellik her zaman yazılarınıza ve dilinize aşkla dökülsün...