Türkiye'nin jeopolitik vizyonu olan "Mavi Vatan" ve enerji/ticaret merkezi olma hedefi olan "Güney Koridoru", İran’ın "Şii Hilali" (veya kendi deyimleriyle Direniş Ekseni) stratejisiyle hem bazı noktalarda çatışıyor hem de çok hassas bir denge oyununa zorlanıyor. 2026 yılı itibarıyla bu tabloyu üç ana başlıkta inceleyebiliriz:
1. Akdeniz’de İki Güç: Mavi Vatan ve "Denize Çıkış"
Türkiye’nin "Mavi Vatan" doktrini, Doğu Akdeniz’deki deniz yetki alanlarını ve enerji kaynaklarını korumayı hedefler. İran’ın Şii Hilali ise karadan Akdeniz’e (Lübnan ve Suriye üzerinden) ulaşarak bir "Akdeniz Gücü" olma peşindedir.
– Çatışma Noktası: İran’ın Suriye’deki liman varlığı ve Hizbullah üzerinden Doğu Akdeniz’de artan nüfuzu, Türkiye’nin bölgedeki tek belirleyici güç olma stratejisiyle rekabet eder.
– Enerji Rekabeti: Doğu Akdeniz gazının Avrupa'ya taşınması konusunda Türkiye ana güzergah olmak isterken; İran, Irak ve Suriye üzerinden geçecek alternatif enerji hatlarını (İslam Boru Hattı gibi projeler) canlı tutmaya çalışmaktadır.
2. Koridorlar Savaşı: "Kalkınma Yolu" vs. "Şii Kara Köprüsü"
Şu an bölgenin en sıcak gündemi, ticaret yollarının kimin kontrolünde olacağıdır.
– Türkiye’nin Kozu (Kalkınma Yolu): Irak'ın Basra Körfezi’ndeki Büyük Faw Limanı'ndan başlayıp Türkiye üzerinden Avrupa’ya uzanan bu proje, Türkiye için hayati bir "Güney Koridoru"dur.
– İran’ın Engeli: İran, bu yolun kendi topraklarını devre dışı bırakmasından ve Şii Hilali'nin lojistik bütünlüğünü (Tahran-Bağdat-Şam hattı) sarsmasından endişe eder. Bu yüzden Irak içindeki kendisine yakın gruplar üzerinden bu projenin hızını ve rotasını etkilemeye çalışabilir.
3. Suriye: Düğümün Atıldığı Yer
Suriye, hem Şii Hilali'nin bel kemiği hem de Türkiye’nin "Güney Koridoru" güvenliğinin (terörden arındırılmış bölge) kilit noktasıdır.
– Türkiye'nin Önceliği: Güney sınırında bir terör koridorunu (PKK/YPG) engellemek ve sığınmacıların dönüşü için güvenli bir hat kurmak.
– İran'ın Önceliği: Şam rejimini ayakta tutarak Lübnan’a giden lojistik hattı açık tutmak.
– Risk: Türkiye’nin Suriye’nin kuzeyindeki askeri varlığı, Şii Hilali'nin kuzey kanadını baskılamaktadır. Bu da iki ülkeyi sahada sık sık "vekaletler" üzerinden karşı karşıya getirmektedir.
Netice: Rekabet mi, İş Birliği mi?
Türkiye ve İran, yüzyıllardır birbirinin sınırlarını değiştirmemiş iki kadim devlettir. Bu yüzden aralarındaki bu "jeopolitik bilek güreşi" genellikle doğrudan bir savaşa değil, "rekabetçi iş birliği" (competitive cooperation) modeline dayanır.
2026 projeksiyonunda; Türkiye, Batı ile Doğu arasında bir enerji köprüsü (Güney Koridoru) olmaya çalışırken, İran'ın Şii Hilali üzerinden kurduğu blokla çatışmak yerine, bu gücü dengeleyip kendi projelerine (Kalkınma Yolu gibi) entegre etmeye çalışmaktadır. Eğer bu iki güç, Irak ve Suriye’nin toprak bütünlüğü üzerinde asgari bir mutabakata varabilirse, bölgedeki dış müdahalelerin (ABD ve İsrail’in bölgeyi dizayn etme çabalarının) etkisi minimize edilebilir.
Ancak; İran’ın İsrail ile olan gerilimi tırmandırması ve "Hilal"in askeri karakterinin ön plana çıkması, Türkiye’nin bölgedeki ticaret ve enerji güvenliğini (Güney Koridoru) doğrudan tehdit eden bir istikrarsızlık kaynağına da dönüşebilir.
Yorum Gönder
İçinizde olan güzellik her zaman yazılarınıza ve dilinize aşkla dökülsün...