KADİRİ YOLU

KADİRİ YOLU
Seyr-u süluk Tasavvufi yetiştirilme yoludur.

 

Efendimiz (s.a.v.)’in Allah Korkusu ve Haşyeti

Efendimiz (s.a.v.)'in "Ben Allah'ı en iyi tanıyanınız ve O'ndan en çok korkanınızım" hadis-i şerifi üzerinden Efendimiz'in (s.a.v.) diğer ibretlik halleri ile Allah korkusuna dair sarsıcı hadisleri okuyalım:


"Benim Bildiklerimi Bilseydiniz...": Efendimiz’in (s.a.v.) Allah Korkusu ve Haşyeti

Ashab-ı Kiram, din uğruna can ve mallarını feda ederken kalplerinde derin bir Allah korkusu taşıyorlardı. Günümüz Müslümanları olarak bizlerin, bu kutsal korkudan ve "haşyet"ten (saygı dolu çekinme) alacağımız çok ders vardır. Gelmiş ve gelecek tüm günahları bağışlanmış olduğu müjdelendiği halde, kainatın efendisi Hz. Muhammed (s.a.v.)'in Allah korkusunu incelemek, kendi gafletimizi görmemiz için en parlak aynadır.

1. Doğa Olayları Karşısındaki Haşyet

Hz. Aişe (r.anha) annemizin rivayet ettiği üzere, gökyüzü karardığında veya şiddetli bir rüzgar çıktığında Efendimizin nurlu çehresinin rengi değişir, endişeyle bir içeri bir dışarı çıkardı. Yağmur yağana kadar bu hali devam ederdi.

– Tarihi Bir İkaz: O, doğa olaylarına sadece bir "meteoroloji" gözüyle bakmaz, onları geçmiş kavimlerin (Âd kavmi gibi) helakine birer atıf olarak görürdü. Bizler fırtınayı bir doğa olayı sanıp izlerken, O (s.a.v.), "Ey Aişe! Bunun ardından bir azabın gelmeyeceğinden nasıl emin olabilirim?" buyurarak ilahi murakabeyi her an kalbinde hissederdi.

2. "Benim Bildiklerimi Bilseydiniz..."

Efendimiz (s.a.v.) bir gün ashabına dönerek, kalplerdeki dünya sevgisini sarsacak şu sarsıcı gerçeği haykırmıştır:

"Eğer benim bildiklerimi bilseydiniz, az güler, çok ağlardınız! Yataklarda eşlerinizden lezzet alamaz, Allah'a feryat ederek yollara, sahra ve tepelere dökülürdünüz!" (Tirmizi, Zühd)

Bu hadis, O'nun ahiret, mizan, cennet ve cehennem hakkındaki bilgisinin ne kadar canlı ve ürperti verici olduğunu göstermektedir.

3. Namazdaki "Kazan Kaynaması"

Hz. Peygamber (s.a.v.) namaza durduğunda, göğsünden ağlamaktan dolayı sanki bir kazan kaynıyormuş gibi sesler duyulurdu. (Ebu Davud, Salat).

Allah'ın huzurunda olmanın verdiği o muazzam sorumluluk ve haşyet, O'nun mübarek vücudunu sarsardı. Bizler namazda dünyalık hesaplar yaparken, O, alemlerin Rabbi karşısında titrerdi.

4. Ayetler Karşısında Ağaran Saçlar

Bir gün Hz. Ebubekir (r.a.), Efendimiz’e: "Ey Allah’ın Resulü, yaşlandınız, saçlarınız ağardı" deyince, Peygamberimiz şöyle cevap vermiştir:

"Beni Hûd, Vâkıa, Mürselât, Amme ve İza'ş-şemsu küvvirat sureleri ihtiyarlattı!" (Tirmizi)

Özellikle Hûd Suresi’ndeki "Emrolunduğun gibi dosdoğru ol!" ayeti, O'nun omuzlarına öyle bir sorumluluk ve Allah korkusu yüklemişti ki, bu manevi yük fiziksel olarak saçlarının ağarmasına sebep olmuştu.

5. Kendi Halimize Bir Bakış: Sarsılmayan Kalpler

Kur’an-ı Kerim’de buyurulduğu üzere: "Sen onların arasında bulunduğun sürece Allah onlara azap etmeyecektir." (Enfal, 33). Bu ilahi vaat ve bizzat Efendimiz'in varlığı bir emniyet iken, O yine de korkardı.

Bizler ise günahlara batmış durumdayken; depremler, seller ve salgın hastalıklar bizi uyarmaya yetmiyor. Kalplerimiz katılaşmış, nefislerimiz ise emniyet içinde. Oysa gerçek mümin, "beyne'l-havfi ve'r-recâ" (korku ile ümit arasında) olandır.


Sonuç ve Niyaz

Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) hayatı, Allah korkusunun bir "ümitsizlik" değil, aksine O’na olan derin bir saygı ve sevginin tezahürü olduğunu öğretir. Allah korkusu olmayan bir kalp, her türlü kötülüğe açıktır.

Cenab-ı Allah’tan niyazımız şudur: Bizlere de Efendimiz’in ve ashabının kalbindeki o ince ve nazenin korkudan bir nebze lütfeylesin. Afetleri birer eğlence veya doğa olayı gibi görmekten bizleri kurtarıp, her sarsıntıda kendi nefsimizi hesaba çekecek bir şuur ihsan eylesin. Amin.


Analiz: Efendimiz'in korkusu, Allah'ın rahmetinden şüphe etmesi değil, O'nun azametini herkesten daha iyi bilmesinden kaynaklanan bir "tazim" (yüceltme) korkusudur.



5 Post a Comment

İçinizde olan güzellik her zaman yazılarınıza ve dilinize aşkla dökülsün...

Daha yeni Daha eski

Öne Çıkanlar

KADİRİ YOLU