Görünenin Ötesinde, Gizli Bir Cevher Olmak
Günlük Sahne: Görünür Olma Yarışı
Modern dünyanın en büyük hastalıklarından biri, değer ile görünürlüğü birbirine karıştırmasıdır. İnsanlar artık ne olduklarından çok, nasıl göründükleriyle ilgileniyorlar. Bir iyilik yapılacaksa bilinmeli, bir başarı elde edilecekse duyurulmalı, bir hizmet gerçekleştirilecekse alkışlanmalıdır. Adeta insanın kıymeti, üzerine çevrilen gözlerin sayısıyla ölçülmektedir.
Oysa hakiki değer, insanların seni ne kadar tanıdığıyla değil; Allah'ın seni ne kadar bildiğiyle ilgilidir.
Meyve veren ağacın dalları nasıl yere eğilirse, olgunlaşan insan da tevazuya yönelir. Ham olan kendisini göstermeye çalışır; olgun olan ise yaptığı işin görünmesinden çok faydasının kalıcı olmasını ister.
Bugün birçok insan fark edilmek için mücadele ederken, hak dostları fark edilmemeyi bir nimet olarak görmüşlerdir. Çünkü görünür olmak nefsi besleyebilir; gizli kalmak ise ihlası koruyabilir.
Asr-ı Saadet'ten Bir Kesit: Liderin Kaybolduğu Yer
Allah Resûlü (sav) Medine'ye geldiğinde insanlar O'nu görmek için yolları doldurmuştu. Fakat O'nun hayatında ne bir hükümdar ihtişamı ne de bir dünya liderinin gösterişi vardı.
Rivayet edilir ki bazen bir yabancı mescide girer, sahabelerin arasında oturan Allah Resûlü'nü ayırt edemez ve: "Hanginiz Muhammed?" diye sormak zorunda kalırdı.
Hatta Medine'ye gelişinde Hz. Ebû Bekir (ra) ayağa kalkıp insanlarla ilgilenmeye başlayınca, Resûlullah'ı ilk defa görecek olan bazı kimseler Hz. Ebû Bekir'i Peygamber zannetmişlerdi. Çünkü Allah Resûlü kendisini öne çıkaracak bir tavır sergilemiyor, insanlar arasında onlardan biri gibi bulunuyordu.
Onu farklı kılan şey elbisesi değil; ahlakıydı. Onu üstün kılan şey makamı değil; merhametiydi. Onu büyük yapan şey insanların önünde durması değil; insanların yükünü omuzlamasıydı.
Hissedilecek Hikmet: Değer Kendini İspat Etmeye Muhtaç Değildir
Hakiki cevher, sürekli kendisini tanıtmak zorunda kalmaz. Altının altın olduğunu söylemesine gerek yoktur. Güneşin doğduğunu ilan etmesine ihtiyaç yoktur. Hakikat zaten kendisini hissettirir.
İnsan da böyledir. Güzel ahlak sahibi bir insan, bunu anlatmak zorunda değildir. İnsanlar onun dürüstlüğünü, merhametini, vakarını ve samimiyetini zamanla fark ederler.
Asıl büyüklük, insanların seni yüceltmesinde değil; senin kendini diğer insanlardan üstün görmemendedir. Asıl makam, herkesin üzerinde durmak değil; herkesle aynı hizada yürüyebilmektir. Asıl zenginlik, insanların dikkatini çekmek değil; Allah'ın rızasını çekebilmektir.
Hayata Taşımak
Bugün bu ahlakı hayatımıza; Yaptığımız iyilikleri reklam konusu yapmayarak, Bir mecliste en öne geçme arzusu taşımayarak, İnsanların takdirinden çok Allah'ın rızasını gözeterek, Hizmet ederken isim bırakmaktan çok iz bırakmaya çalışarak, "Beni tanısınlar" yerine "Hayır tanınsın" diyerek taşıyabiliriz. Çünkü bazı insanlar sesleriyle büyürler; bazı insanlar ise sessizlikleriyle. Ve çoğu zaman Allah katında en kıymetli olanlar, yeryüzünde en az dikkat çekenlerdir. Belki de gerçek değer; insanların arasında sıradan görünürken, Allah katında kıymetli olabilmektir.
"Çiçek açan ağaç, çiçek açtığını ilan etmez. Kokusu onu haber verir. Mümin de böyledir; faziletini anlatmaz, ahlakı onu anlatır."

Yorum Gönder
İçinizde olan güzellik her zaman yazılarınıza ve dilinize aşkla dökülsün...