KADİRİ YOLU

KADİRİ YOLU
Seyr-u süluk Tasavvufi yetiştirilme yoludur.

DAVUD TAİ (k.s.)

  Dâvûd et-Tâî (k.s.)

İmâm-ı Âzam Ebû Hanîfe’nin tedrisatından geçip fıkıhta zirveye ulaştıktan sonra, bir mürşid-i kâmil olarak zühd yoluna giren Dâvûd et-Tâî hazretlerinin hayatı, ilim ile irfanın nasıl birleştiğinin en güzel örneğidir.


Dâvûd et-Tâî: Fıkıh Kürsüsünden Zühd Hücresine Bir Hakikat Yolcusu

Doğum tarihi belli değildir. Zehebî hicrî II. yüzyılın başlarında doğduğunu belirtir. Kûfe’de İmâm-ı Âzam’ın yanında uzun yıllar hadis ve fıkıh okudu; onun gözde öğrencilerinden olan Dâvûd ilimde ve fıkıhta yüksek seviyeye ulaştı; ayrıca etkili bir konuşma kabiliyeti vardı. Muhtemelen çok konuşması yanında biraz da kırıcı davranıyordu. Nitekim sopasıyla birine vurması üzerine İmam-ı Azam’ın "dili ve eli uzun" (fazla konuşan ve sert mizaçlı) diye uyardığı o dahi talebe, bu ikazı hayatının merkezine koyarak suskunlukla (samt) ve derin bir tevazu ile yoğrulmuş bir veliye dönüştü. Onun hayatı, ilmin ancak edeple ve Allah korkusuyla kemale ereceğinin ispatıdır.

İlmi Kariyer ve Keskin Dönüş

Kûfe’de yetişen Dâvûd et-Tâî, zamanının en büyük hukukçularından biriydi. Ebû Hanîfe’nin gözde talebesi olarak re’y ve fıkıhta otorite kabul ediliyordu.

– Suskunluk Dönemi: Hocasının azarlaması üzerine bir yıl boyunca hiç konuşmadan derslere devam etmesi, nefsini nasıl terbiye ettiğinin ilk işaretidir.

– Kitapların Nehre Atılması: Sahip olduğu tüm ilmi müktesebatı içeren kitaplarını Fırat’a atması (bazı kaynaklara göre gömmesi), dış dünyadaki "bilgi"den sıyrılıp "kalp ilmine" yönelişinin sembolik bir başlangıcıdır.

Zühdün Dört Temel Direği: Az Yemek, Az Konuşmak, Az Uyumak, Çok Hüzün

Tasavvufun kuruluş safhasındaki en saf hali temsil eden Tâî, evine kapanarak sadece namaz için dışarı çıkmıştır.

– Dünya Değersizliği: Ma'rûf-i Kerhî’nin şahitliğiyle; dünyaya zerre kadar değer vermeyen, yirmi yıl tavanına bakmayacak kadar başı önünde bir hayat sürmüştür.

Bir müride şöyle demişti: Ey mürit! Eğer selâmet istiyorsan dünyaya selâm verip veda et, keramet istiyorsan ahiret üzerine tekbir getir (ahireti ölü farz ederek cenaze namazını kılmak için Allahü Ekber de). Maruf Kerhi'nin (k.s.) şöyle dediği rivayet edilir:


Dünyaya Davud Tâî'den daha az önem ve değer veren hiçbir kimse görmedim, dünyanın ve dünya peşinde koşanların onun nazarında hiçbir kadri kıymeti yoktur. Gerçi zamanın fukarası afet ve kusurla dolu idi, lâkin yine de o onlara kemal gözü ile bakar, iyi insanlar olarak görürdü.

– Ekmek Suyu Menkıbesi: (Ek bilgi) Onun zühdünü anlatan meşhur bir rivayete göre; ekmeği çiğnemekle vakit kaybetmemek için ekmeği suya doğrayıp içer ve şöyle derdi: "Ekmeği çiğnemekle onu suyla içmek arasında elli ayet okuyacak kadar zaman farkı var. Ben o zamanı ziyan edemem."

Ölümün Bir "Bayram" Sayılması: Şeb-i Arûs’un Ayak Sesleri

Ona göre dünya bir zindan, ölüm ise bu zindandan azat olmaktı. Arkadaşlarına dua ederken "Ölüm bayramın olsun" demesi, ölüm korkusunu Allah’a kavuşma neşesine dönüştüren o büyük tasavvufi geleneğin (Şeb-i Arûs) ilk tohumlarıdır.

İbadet ve Cömertlik Dengesi

Dâvûd et-Tâî, sadece kendi iç dünyasına gömülen bir zâhid değildi. Cömertliğe büyük önem verir, "mürüvveti olmayanın ibadeti tam olmaz" derdi. Babasından kalan mirası dostlarıyla paylaşarak "başkası için yaşama" ahlakını sergilemiştir.

Son Nefes: Bir Ayetle Gelen Vuslat

Vefatı, hayatı gibi Kuran-ı Kerim ile olmuştur. Bir gece boyunca cehennem azabıyla ilgili bir ayeti tekrar tekrar okuyup derinden etkilenmesi sonucu hastalanmış ve Kur’an okurken ruhunu teslim etmiştir.

— Silsiledeki Yeri: O, Maruf-i Kerhi gibi büyük bir veliyi yetiştirerek, tasavvuf silsilesinin (Cüneyd-i Bağdadi’ye uzanan altın zincirin) en kritik halkalarından biri olmuştur. Fudayl'ın, Ca‘fer es-Sâdık ve İbrahim b. Edhem'in ve bunların emsali olan zevatın akranından olup birinci tabakadan idi.


Dâvûd et-Tâî’den Kalan Hikmetler

1. İlim ve Amel: İlim, insanı Allah’tan uzaklaştıran bir "perde" haline gelirse, o ilmi terk etmek en büyük ilimdir.

2. Hüzün: Kalpteki Allah korkusundan kaynaklanan hüzün, müminin en büyük ziynetidir.

3. Zaman Tasarrufu: Ahiret yolcusu için saniyeler, dünya ehlinin altınlarından daha kıymetlidir.










Bir müride şöyle demişti: Ey mürit! Eğer selâmet istiyorsan dünyaya selâm verip veda et, keramet istiyorsan ahiret üzerine tekbir getir (ahireti ölü farz ederek cenaze namazını kılmak için Allahü Ekber de). Maruf Kerhi'nin (k.s.) şöyle dediği rivayet edilir:


Dünyaya Davud Tâî'den daha az önem ve değer veren hiçbir kimse görmedim, dünyanın ve dünya peşinde koşanların onun nazarında hiçbir kadri kıymeti yoktur. Gerçi zamanın fukarası afet ve kusurla dolu idi, lâkin yine de o onlara kemal gözü ile bakar, iyi insanlar olarak görürdü.


Dâvûd et-Tâî harabe haline gelmiş olan evinde Kur’an okurken vefat etti. Kaynaklarda, bir gece sabaha kadar okuduğu cehennemle ilgili bir âyetin ileri derecede tesirinde kalarak hastalandığı ve öldüğü rivayet edilir. Vefatı hakkında 160 (776) ile 166 (782-83) yılları arasında değişik tarihler gösterilmiştir. Ma‘rûf-i Kerhî’nin mürşidi olması, Kerhî’nin de Serî es-Sakatî’yi yetiştirmesi dolayısıyla tasavvuf ve tarikat tarihinde önemli yeri olan sûfîler arasında onu da saymak gerekir.


2 Yorumlar

İçinizde olan güzellik her zaman yazılarınıza ve dilinize aşkla dökülsün...

Yorum Gönder

İçinizde olan güzellik her zaman yazılarınıza ve dilinize aşkla dökülsün...

Daha yeni Daha eski

Öne Çıkanlar

KADİRİ YOLU