Hz. Mevlâna’nın ruhumuza tuttuğu aynalardan biri de "İhlas" yani samimiyet üzerinedir. Bir iyiliği, karşılığında bir "teşekkür" bekleyerek yapıyorsak aslında o bir ticaret olur; oysa gerçek iyilik, sadece O’nun rızası için yapılan ve karşılığında nankörlük gelse bile vazgeçilmeyendir.
İhlasın Ateşle İmtihanı: İyilik Kimin İçin Yapılır?
İnsan bazen bir iyilik yapar ve karşılığında en azından bir "teşekkür" veya "Allah razı olsun" bekler. Ancak kader bazen öyle bir sahne kurar ki, iyilik yaptığın el, sana taş atar. İşte o an, yaptığın iyiliğin kime yapıldığının test edildiği andır.
Kıtlık Yılında Bir Somun Ekmek
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) döneminde, kıtlığın ve yokluğun kol gezdiği bir vakitti. Cömert bir mümin, yoksul bir kardeşi için her gün bir somun ekmek ayırmayı adet edinmişti. Kendi çoluk çocuğunun rızkından kesiyor, ama o yoksulu aç bırakmıyordu.
Zehirli Bir Fısıltı: "Nankörlük"
Bir gün, hased ateşiyle yanan biri gelip o hayırseverin kulağına zehirli sözler fısıldadı: "Ey kardeş! Sen her gün boğazından kesip ona ekmek veriyorsun ama o ne yapıyor biliyor musun? Senin arkandan 'Bu bayat ekmeği köpeklerin önüne atsan koklamazlar, sadakası başında paralansın!' diyerek sana hakaretler yağdırıyor."
Kırılan Gönülden Doğan Büyük Karar
Bu çirkin sözleri duyan müminin önce gönlü incindi, nefsi bir an için "Verme o halde!" dedi. Fakat imanı hemen devreye girdi. O an anladı ki; o yoksul ona bir "ayna" olmuştu. Kendine sordu: "Ben bu ekmeği o teşekkür etsin diye mi veriyordum, yoksa Allah emrettiği için mi?"
Gözyaşları içinde ellerini semaya açtı: "Ya Rabbi! Senin kulunu sınıyorlar. Çünkü ben sadece Senin rızan için veriyorum demiştim. Madem öyle, ahdimi tazeliyorum!"
Ertesi gün yoksulun kapısına gittiğinde elinde bir değil, iki somun ekmek vardı. Nankörlüğe karşı cömertliğini iki katına çıkarmıştı. Çünkü o, iyiliği yoksula değil, Rabbi adına yoksulun eline bırakmıştı.
Bu Kıssadan Ruhumuza Düşen Reçete
Tüccar Değil, Mümin Olmak: Eğer bir iyilikten sonra "nankörlük" gördüğünde öfkelenip elini çekiyorsan, bil ki sen bir mümin gibi değil, bir tüccar gibi davranmışsın; yani "teşekkür" satın almaya çalışmışsın.
İmtihanın Sırrı: Allah, kuluyla arasındaki bağı sınamak için bazen iyilik yapılan kişiyi "asık suratlı" veya "nankör" kılar. Bu, "Bakalım kulum benden mi bekliyor yoksa o kuldan mı?" deme halidir.
Kötülüğe İyilikle Saldırmak: Mevlâna’nın dediği gibi; "Kötülüğe iyilikle karşılık vermek, sadece yiğitlerin harcıdır." Ekmeği ikiye çıkarmak, nefsi ve şeytanı aynı anda mağlup etmektir.
Kapına gelen nankörlük, aslında senin samimiyetinin tescilidir. Eğer nankörlüğe rağmen devam edebiliyorsan, o iyilik artık gökyüzünde "altın" olarak yazılmıştır.

Yorum Gönder
İçinizde olan güzellik her zaman yazılarınıza ve dilinize aşkla dökülsün...