Şakik-i Belhî Hazretleri’nin o sarsıcı, "rızık ve geçim" kaygısını yerle bir eden tövbe hikâyesine gidelim. Bu menkıbe, öyle "dağ başındaki derviş" masalı değil; bizzat pazarın ortasında, açlığın ve kıtlığın göbeğinde patlayan bir hakikattir.
Şakik-i Belhî ve Kölenin "Rızık" Dersi
Belh şehrinde korkunç bir kıtlık ve kuraklık baş gösterir. Halk açlıktan kırılmakta, herkes "Yarın ne yiyeceğiz?" diye feryat figan etmektedir. Sokaklarda hüzün ve yeis kol gezmektedir.
Şakik-i Belhî, pazar yerinde dolaşırken bir köle görür. Herkes kan ağlarken bu köle neşeyle şarkı söylemekte, şakalar yapıp oynamaktadır. Şakik, insanların bu kadar darda olduğu bir zamanda bu neşeyi garipser ve sorar:
— "Be hey çocuk! Millet açlıktan kırılıyor, sen neden böyle şen şakraksın? Hiç mi Allah'tan korkmaz, bu hali görmezsin?"
Köle, Şakik’in yüzüne hayretle bakıp şu cevabı verir: — "Efendi, benim neden gam çekmemi bekliyorsun? Benim efendim çok zengindir, ucu bucağı olmayan tarlaları, ağzına kadar dolu ambarları var. Bana 'Senin rızkın benim üzerimedir, seni aç bırakmam' diye söz verdi. O söz vermişken ben neden kederleneyim?"
Bu söz, Şakik-i Belhî’nin kalbinde bir şimşek gibi çakar. Kendi kendine şöyle der:
"Vay benim halime! Bir köle, kendisi gibi bir fani olan efendisinin ambarına güvenip bu kadar neşeli olabiliyor da; ben, mülkün asıl sahibi olan ve 'Rızkınız bana aittir' diye kefil olan Allah’a (cc) neden o köle kadar güvenemiyorum?"
İşte bu sarsılış, Şakik-i Belhî'nin her şeyini terk edip tam bir tevekkül (Allah'a teslimiyet) yoluna girmesine vesile olan o meşhur dönüm noktasıdır.
Bugünün "Geçim" Derdine Bir Ayna
– Farkımız Nerede? O köle, efendisinin "sınırlı" ambarına bakıp huzur buluyordu. Biz ise bugün elimizdeki banka hesaplarına, sigortalarımıza, "gelecek planlarımıza" bakıyoruz ama yine de o köle kadar neşeli değiliz. Çünkü biz ambarın sahibine değil, ambarın kendisine tapıyoruz.
– 1/10 Bile Değiliz: İşte Şakik'in bu dersi, o 1/10'luk imanımızı ölçmek için bir terazi. Bir köle kadar bile "sahibine" güvenemeyen bir derviş, aslında henüz yola çıkmamış sayılır.
– Modern Dervişin Dikenleri: Şakik'in gördüğü kıtlık dışarıdaydı, bizim kıtlığımız ise içeride; "şükür ve itimat" kıtlığı çekiyoruz.
"İnsanlar rızık korkusuyla öyle bir fakirliğe düşmüşler ki, aç kalmaktan korkarken ruhlarını açlıktan öldürüyorlar." (Şakik-i Belhî)

Yorum Gönder
İçinizde olan güzellik her zaman yazılarınıza ve dilinize aşkla dökülsün...