KADİRİ YOLU

KADİRİ YOLU
Seyr-u süluk Tasavvufi yetiştirilme yoludur.

 

En Güzel Miras Seccade İzi

“Açlıktan Bayılan Sultan”

Ashabın gönül kandillerinden Ebu Hureyre Hazretleri bir gün elindeki keten bezle burnunu temizliyordu. Yanındakiler için bu sıradan bir hâldi… Ama veliler ve sahabeler, nimetin kendisine değil; nimetin sahibine bakarlardı.

Bir anda derin bir iç çekti… Sonra mahzun bir tebessümle şöyle buyurdu:

— “Şu hâle bakın… Ebu Hureyre bugün ketenden bezle burnunu siliyor…”

Ve ardından gözleri uzaklara daldı… Çünkü onun gönlü, eski günlerin açlığına gitmişti. Buyurdu ki:

— “Hâlbuki ben öyle günler bilirim ki, Hz. Muhammed (Sav) Efendimizin odası ile minberi arasında açlıktan baygın düşerdim. İnsanlar beni delirdi sanır, boynuma ayaklarıyla basarlardı… Oysa beni yere seren şey delilik değil, açlıktı…”

İşte hakiki zenginlik burada başlar ey can… İnsan yokluk günlerini unutmadığında, nimet onu kibirlendirmez. Çünkü Kadirî nefesi şunu öğretir: Nimete ulaşınca eski hâlini unutan, şükür kapısından uzak düşer.

Ebu Hureyre Hazretleri günlerce aç kalırdı. Bazen açlıktan kendinden geçerdi. O zamanlar insanlar, deliliğin boyna basılarak tedavi edileceğini sanırlardı. Bu yüzden yere düşen o mübarek sahabinin boynuna basıp geçerlerdi… Ama o ne insanlara darılırdı, ne de kaderine isyan ederdi. Çünkü onun gönlünde dünya değil, Resûlullah sevgisi vardı. Sonra Allah ona genişlik verdi… Rızık kapıları açıldı… Varlıklı bir insan oldu… Ama dikkat edin ey can: Malı arttı, fakat kulluğu eksilmedi.

İşte Yesevî hikmeti burada parlar: Ahmed Yesevi yolu der ki:
“Dünyayı elde taşımak kolaydır; zor olan onu kalbe koymamaktır.”

Ebu Hureyre Hazretlerinin yanında içinde hurma çekirdekleri bulunan bir kese olurdu. O çekirdekler sayısınca tesbih çekerdi. Kese boşalınca tekrar doldurur, zikrine devam ederdi. Çünkü veliler için zikir: yalnızca dil işi değil, kalbi diri tutan ilahî bir nefesti.

Bir diğer hâli ise gönül ehline ders olacak cinstendi: Kendisi, hanımı  ve hizmetçisi… Geceyi üçe bölerlerdi. Her biri gecenin bir kısmını ibadetle geçirirdi. Böylece o evde gece boyunca Allah’ın zikri eksik olmazdı. Bir kandil sönmeden, diğeri yanardı… İşte hakiki hane budur ey can: Duvarları yüksek olan değil, içinde seher vakti secde bulunan ev… 

Hz. Ebu Hureyrenin torunları da aile hatırasını anlattıklarında ne güzel bir miras taşıyorlar hayatlarında anlaşılır… Babamın gece kitap okuması, dedenin teheccüde kalkması, sonra büyük amcanın uyandırılması… İşte ilim ile ibadetin aynı çatıda yaşadığı evler, maneviyatın sessiz medreseleridir. Çünkü bazı evlerde televizyon sesi yankılanır… Bazı evlerde ise seher vakti Kur’an nefesi dolaşır.

Gönül Hanesine Hikmetli Notlar

Açlığı Unutmamak: Geçmişin yokluğunu hatırlamak, nimetin şükrünü artırır ve insanı kibirden korur.

Hakiki Zenginlik: Tasavvufta zenginlik malın çokluğu değil; mal artsa bile kalbin Allah’tan uzaklaşmamasıdır.

Zikirle Dirilen Evler: İçinde gece ibadeti olan evler, manevî bereketin indiği mekânlara dönüşür.

Nesilden Nesile Nur: Çocukların gördüğü ibadet, çoğu zaman en güçlü terbiyedir. Bazı miraslar mal değil; seccade izidir.

“İnsan çocuklarına sadece servet bırakmaz; hâl de bırakır.”

Bu menkıbe bize şunu fısıldıyor ey can: Belki de Allah’ın en bereketli evleri, geceleri herkes uyurken bir kandilin hâlâ secde için yandığı evlerdir… 

5 Post a Comment

İçinizde olan güzellik her zaman yazılarınıza ve dilinize aşkla dökülsün...

Daha yeni Daha eski

Öne Çıkanlar

KADİRİ YOLU