KADİRİ YOLU

KADİRİ YOLU
Seyr-u süluk Tasavvufi yetiştirilme yoludur.

 

Hırkası Eski Kalbi Sultan Derviş

Heybenin dibinde asıl hazine duruyor, o "benlik" ve "kibir" tozunun altına gizlenmiş, parıltısıyla melekleri bile hayran bırakan Nefs-i Mutmainne (huzura ermiş nefisler) duruyor. Bugün heybeden, sadece hatalarımızı değil, "insan ne kadar yücelebilir?" sorusunun cevabını çıkaran o pırlantayı alalım.

Gıbta edilecek o nefisler; dünya içinde yaşayıp, dünyayı içine almayan "su üstündeki gemiler" gibidir.


Abdülkadir Geylani ve "Hırkası Eski, Kalbi Sultan" Derviş

Bir gün Abdülkadir Geylani Hazretleri, talebeleriyle Bağdat çarşısında yürürken, kalabalığın içinde herkesin itip kaktığı, üzerinde yamalı bir hırkadan başka hiçbir şeyi olmayan, kendi halinde bir adam görür. Talebelerinden biri içinden geçirir: "Zavallı adam, dünyada bir dikili dikili taşı yok, ahirette hali nice olur?"

Geylani Hazretleri talebesinin kalbinden geçeni duyar ve adamın yanına gidip selam verir. O "perişan" görünen adam, Hazret’i görünce öyle bir tebessüm eder ki, sanki çarşının ortasında bir güneş doğar. Geylani Hazretleri ona sorar:

"Ey dost! Söyle bakalım, bu halinden memnun musun? Bir kederin, bir ihtiyacın var mıdır?"

Adam, öyle bir teslimiyet ve aşkla cevap verir ki, talebelerin aklı başından gider:

"Efendim, benim ne kederim olabilir? Rabbim bana 'Ben'liğini vermiş, ben kendi varlığımı O'nun rızasında eritmişim. O'nun benden razı olduğunu bildiğim şu saniyede, yeryüzündeki tüm krallıklar önüme serilse, şu yamalı hırkamın bir ilmeğini bile değişmem. Benim heybemde 'istek' yok ki 'hayal kırıklığı' olsun."

Geylani Hazretleri talebelerine döner ve buyurur:

"İşte gıbta edilecek nefis budur! O, nehirdeki bir balık gibi ilahi rahmetin içinde yüzer de, suyun içinde olduğunun bile farkında olmayacak kadar kendinden geçmiştir. Onun kibri yoktur çünkü 'kendi' yoktur; onun cimriliği yoktur çünkü her şeyi zaten Sahibine vermiştir."


Gıbta Edilecek Nefsin Halleri: Muhasebeden Müjdeye

Kusurların muhasebesi bizi toprağa yaklaştırırken, bu tür nefislerin hali bizi semaya yükseltir:

* Hiçlikteki Zenginlik: Bu nefis, elindekini kaybetmekten korkmaz çünkü hiçbir şeye "benim" demez. En büyük cimrilik olan "kendini kendine saklama" derdinden kurtulmuştur.

* Huzur (İstikrar): Hata ve sevap arasında savrulmaz; hatasını hemen tövbeyle yıkar, sevabını ise hemen Sahibine iade eder.

* Ayna Olmak: Gıbta edilecek nefis, baktığında sana kusurunu değil, sendeki "özü" gösterir.


İki Ekolün Sentezi ve Hikmet Dokunuşu

1. Kadiri Ekolünün Dokunuşu (Heybet ve İzzet): Geylani Hazretleri'nin bu dervişe gösterdiği hürmet, "el-Mü'min" isminin tecellisidir. Kadiri yolunda "kamil nefis", ruhunu öyle bir terbiye etmiştir ki, artık o nefis bir yük değil, Hakk’a götüren bir Burak (binek) olmuştur. Burada kibir yoktur, ama "imanın izzeti" vardır. Gıbta edilen şey, o dervişin fakirliği değil, o fakirliğin içindeki sarsılmaz manevi vakarıdır.

2. Yesevi Ekolünün Dokunuşu (Sır ve Mahviyet): Ahmet Yesevi yolu, bu dervişin "gizliliğine" hayrandır. Yesevilikte "halini gizlemek" (ketm) esastır. Bu nefisler toplumun içinde sıradan bir işçi, bir hamal, bir esnaf gibi görünürler; ama aslında alemin manevi direkleridir. Yesevi der ki: "Gönlü kırık, garip ve yetim görsen merhem ol; zira o perişan gördüğün, Allah’ın aslanı olabilir."


Netice: Heybedeki Nur

Evet, bu alemde gıbta edilecek nefisler vardır ve onlar aramızdadır. Onları tanımak için göz değil, gönül lazımdır. Onlar:

1. Diliyle değil, haliyle konuşurlar.

2. Cömertlikleri sadece mallarıyla değil, "canlarıyla" ve "vakitleriyle"dir.

3. Kendi kusurlarıyla o kadar meşguldürler ki, başkasının ayıbını görecek vakitleri yoktur.

Bu geceki muhasebemiz şu olsun: "Bugün birinin gönlünde 'iyi ki var' dedirtecek bir iz bırakabildim mi? Yoksa sadece kendi 'benliğimin' gölgesinde mi yürüdüm?"

5 Post a Comment

İçinizde olan güzellik her zaman yazılarınıza ve dilinize aşkla dökülsün...

Daha yeni Daha eski

Öne Çıkanlar

KADİRİ YOLU