KADİRİ YOLU

KADİRİ YOLU
Seyr-u süluk Tasavvufi yetiştirilme yoludur.

 

Tefsir ve Tercüme Arasındaki Farklar

Tefsir ve Tercüme Arasındaki Farklar

Kur’ân-ı Kerîm’i anlamaya yönelik çalışmalar içerisinde en çok karşılaşılan iki kavram “tefsir” ve “tercüme”dir. Bu iki kavram bazen birbirine karıştırılmakta, bazen de aynı şeymiş gibi düşünülmektedir. Hâlbuki tefsir ile tercüme arasında hem amaç hem yöntem hem de kapsam bakımından önemli farklar vardır.


Tercüme Nedir?

Tercüme; bir dildeki metni başka bir dile aktarmaktır. Kur’an tercümesi denildiğinde, Arapça ayetlerin başka bir dilde anlam karşılıklarının verilmesi anlaşılır.

Örneğin:

“اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ”

ayetinin tercümesi: “Hamd, âlemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur.” şeklinde yapılır. Burada temel amaç, ayetin anlamını kısa ve doğrudan bir şekilde başka bir dile aktarmaktır.


Tefsir Nedir?

Tefsir ise Kur’an ayetlerini açıklama, yorumlama ve detaylandırma ilmidir. Tefsirde: Ayetin iniş sebebi, Kelime tahlilleri, Hadislerle açıklamalar, Sahabe görüşleri, Fıkhî hükümler, Dil incelikleri, Tarihî arka plan, Hikmet ve işaretler ele alınır. Yani tefsir, sadece “çeviri” değil; ayetin ne anlatmak istediğini derinlemesine ortaya koyma çabasıdır.


Tefsir ile Tercüme Arasındaki Temel Farklar

1. Amaç Bakımından Fark

Tercüme: Metnin anlamını başka dile aktarmayı hedefler.

Tefsir: Metnin neyi kastettiğini açıklamayı hedefler.


2. Kapsam Bakımından Fark

Tercüme: Kısa ve özdür.

Tefsir: Detaylıdır ve geniş açıklamalar içerir. Bir tercüme birkaç satır olabilirken, bir ayetin tefsiri sayfalarca sürebilir.


3. Dil Bakımından Fark

Tercüme: Kelime ve cümle karşılıklarına odaklanır.

Tefsir: Dil inceliklerini, mecazları, belâgatı ve mana derinliğini inceler. Çünkü Kur’an’daki bazı ifadeler birebir çevrildiğinde eksik anlaşılabilir.


4. Kaynak Bakımından Fark

Tercüme: Daha çok dil bilgisine dayanır.

Tefsir: Şu ilimlerden faydalanır: Hadis, Fıkıh, Siyer, Arap dili, Belağat, Kelam, Sebeb-i nüzul, Kıraat ilmi.


5. Kesinlik Bakımından Fark

Kur’an’ın birebir tam tercümesi mümkün değildir. Çünkü Kur’an: Hem lafız, Hem mana, Hem üslup, Hem belâgat mucizesidir. Bu yüzden yapılan çalışmalar “meal” olarak isimlendirilir. Meal: “Yaklaşık anlam verme” demektir.

Yani hiçbir meal, Kur’an’ın aslının yerini tutmaz. Tefsir ise bu eksikliği açıklamalarla gidermeye çalışır.


Bir Örnekle Açıklayalım

Ayet : “اَقِيمُوا الصَّلَاةَ”

Tercüme : “Namazı dosdoğru kılın.” Bu tercümedir. Fakat tefsir şunları da açıklar: Namaz nedir?, Nasıl kılınır?, Neden “ikame edin” denmiştir?, Bu emir kimlere yöneliktir?, Ayetin iniş bağlamı nedir?, Hadislerde nasıl açıklanmıştır? İşte bu detaylar tefsirin alanına girer.


Her Tercüme Bir Yorum Mudur?

Evet, belli ölçüde öyledir. Çünkü bazı Arapça kelimelerin Türkçede tam karşılığı yoktur. Mütercim, kelime seçerken kendi anlayışına göre tercih yapar. Örneğin: “Takva”, “Fitne”, “Rahmet”, “İman” gibi kavramlar tek kelimeyle tam karşılanamaz. Bu yüzden farklı mealler arasında anlam farklılıkları görülebilir.


Tefsirin Çeşitleri

1. Rivayet Tefsiri: Kur’an’ı: Kur’an, Hadis, Sahabe sözleriyle açıklayan tefsirlerdir.

2. Dirayet Tefsiri: Dil, akıl, fıkıh ve çeşitli ilimlerle yapılan yorum ağırlıklı tefsirlerdir.


İslam Âlimlerinin Tefsire Verdiği Önem

Kur’an’ı doğru anlamak için İslam âlimleri asırlar boyunca büyük tefsir eserleri yazmışlardır. Örneğin: Câmiu’l-Beyân, Tefsîru’l-Kur’âni’l-Azîm, Mefâtîhu’l-Gayb gibi eserler Kur’an’ın daha doğru anlaşılması için hazırlanmıştır.


Sonuç : Tercüme ile tefsir aynı şey değildir. Tercüme, ayetin anlamını başka dile aktarmaktır. Tefsir ise ayetin manasını açıklamak, derinliklerini ortaya koymak ve doğru anlaşılmasını sağlamaktır. Meal okumak Kur’an’ı anlamaya bir kapı açar; fakat Kur’an’ın derin manalarını kavrayabilmek için tefsire ihtiyaç vardır. Çünkü Kur’an sadece okunacak değil; üzerinde düşünülüp anlaşılacak ilahî bir hitaptır.

Kur'an'ı Kerim'in Doğu Ve Batı Dillerindeki Tercümeleri

Kur'an-ı Kerim’in farklı dillere çevrilmesi serüveni, sadece dini bir metnin aktarılması değil, aynı zamanda dünya siyasi, kültürel ve bilim tarihinin en canlı köprülerinden biridir. İslam dünyasında bu faaliyetler Kur'an'ı anlama ve yayma amacıyla yapılırken, Batı dünyasında ilk başlarda reddetme ve tanıma güdüsüyle başlamış, zamanla bilimsel bir nitelik kazanmıştır.

İslam usulünde Kur'an'ın birebir tercümesinin imkansız olduğu kabul edildiğinden, bu çevirilere "Kur'an'ın kendisi" değil, "yaklaşık anlam" manasına gelen Meal veya Tefsirî Tercüme denmiştir.

İşte Kur'an-ı Kerim’in Doğu ve Batı dillerindeki çeviri serüveninin tarihi köşe taşları:


1. Doğu Dillerindeki Tercümeler: Gönüllü Kabul ve İdrak

Doğu dünyasındaki tercümeler, Müslüman olan veya İslam coğrafyasına komşu olan halkların kutsal metni kendi dillerinde anlama ihtiyacından doğmuştur.

A. Farsça Tercümeler (İlk Adımlar)

* İlk Çeviri Girişimi: Tarihteki ilk Kur'an çevirisi, bizzat Hz. Peygamber’in (s.a.v.) sağlığında sahabeden Selman-ı Farisi tarafından yapılmıştır. Selman, İranlıların talebi üzerine Fatiha Suresi’ni Farsçaya çevirmiş ve bu çeviri Hz. Peygamber tarafından onaylanmıştır.

* İlk Tam Tercüme: 10. yüzyılda Samanî Emiri Mansur b. Nuh döneminde, ünlü İslam alimi Taberî’nin devasa tefsiri, Horasanlı ve Maveraünnehirli alimlerden oluşan bir heyet tarafından Farsçaya çevrilmiştir. Bu çalışma, satır arası (kelime kelime) tercüme modelinin ilk büyük örneğidir.

B. Türkçe Tercümeler

Türklerin İslamiyet’i kabulünden sonra Kur'an’ı kendi dillerinde okuma arzusu, Karahanlılar ve Harezm dönemlerinde (11. ve 12. yüzyıl) ilk meyvelerini vermiştir.

* Satır Arası Tercümeler: İlk Türkçe tercümeler serbest bir metin gibi değil, Arapça kelimelerin tam altına Türkçe karşılıklarının yazılması (satır arası meal) şeklinde yapılmıştır.

* En Eski Nüshalar: Günümüze ulaşan en eski Türkçe meal nüshası, 1333-1334 yıllarında Şirazlı Muhammed b. Hac Devletşah tarafından istinsah edilen (kopyalanan) ve bugün Türk-İslam Eserleri Müzesi’nde (No: 73) saklanan Doğu/Oğuz Türkçesi özelliklerine sahip metindir.

* Anadolu Sahası ve Osmanlı: Osmanlı döneminde daha çok tefsir ağırlıklı tercümeler yapılmıştır (Ebu'l-Leys es-Semerkandî tefsirinin Türkçe çevirileri gibi). Cumhuriyet döneminde ise Mustafa Kemal Atatürk'ün talimatıyla Elmalılı Hamdi Yazır tarafından kaleme alınan "Hak Dini Kur’an Dili", modern dönemin en prestijli tefsirli meali kabul edilir.


2. Batı Dillerindeki Tercümeler: Kilise Siyasetinden Bilimsel Meraka

Batı dünyasının Kur'an ile tanışması, Doğu'daki gibi dostane ve dini bir kabulle olmamış; daha çok Endülüs ve Haçlı Seferleri döneminde "ideolojik bir savunma/saldırı" aracı olarak başlamıştır.

A. Latince Tercümeler (Orta Çağ Dünyası)

* İlk Tam Latince Tercüme (1143): Batı dillerindeki ilk Kur'an tercümesi, Cluny Başrahibi Peter the Venerable (Saygın Peter) tarafından finanse edilmiş ve İngiliz asıllı Robert of Ketton (Robertus Ketenensis) ile Hermannus Dalmata tarafından 1143 yılında tamamlanmıştır.

* Amacı: Bu çevirinin amacı Kur'an'ı yaymak değil, Hristiyan din adamlarına İslam'ı "çürütmek" (reddiye yazmak) için malzeme sağlamaktı. Bu yüzden metin oldukça önyargılı ve tahrifata açıktı. Eser ancak 1543'te Basel'de basılabilmiştir.

* Ludovico Marraccio (1698): İtalya’da Padua’da basılan bu Latince tercüme, orijinal Arapça metinle birlikte basılması ve diğer Batı dillerindeki yanlışları düzeltme çabasıyla öne çıkmıştır, ancak yine de yoğun Hristiyan teolojisi savunması içerir.

B. Avrupa Ulusal Dillerindeki İlk Çeviriler

Latince çevirilerin ardından Avrupa'nın yerel dillerinde tercümeler boy göstermeye başladı. İlk başlarda bu çeviriler Arapça aslından değil, var olan kötü Latince çevirilerden yapılıyordu.

* Fransızca (1647): Fransa’nın Mısır konsolosu André Du Ryer, Kur'an'ı doğrudan Arapça aslından Fransızcaya çevirdi (L'Alcoran de Mahomet). Bu çeviri edebi açıdan akıcıydı ve daha sonra Rusça, İngilizce ve Felemenkçe çevirilere de kaynaklık etti. Ancak Du Ryer de önsözünde Hz. Peygamber için ağır ifadeler kullanmaktan geri durmamıştı.

* İngilizce (1649 ve 1734): İlk İngilizce çeviri Alexander Ross tarafından (1649) Du Ryer'in Fransızca metninden yapıldı. Doğrudan Arapça aslından yapılan ve Batı dünyasını en çok etkileyen İngilizce çeviri ise George Sale tarafından 1734'te yayımlandı. Sale'in çevirisi, Voltaire ve Goethe gibi Aydınlanma dönemi düşünürlerinin İslam'a bakışını yumuşatmıştır.

* Almanca (1616 ve 1772): İlk Almanca çeviri Salomon Schweigger tarafından (1616) İtalyanca bir metinden yapıldı. Doğrudan Arapçadan ilk Almanca çeviri ise David Friederich Megerlein tarafından 1772'de "Die Türkische Bibel" (Türk İncili) adıyla yayımlandı. Bu isimlendirme, o dönem Batı’da İslam ve Türk kavramlarının ne kadar özdeşleştiğinin ironik bir kanıtıdır.


Kronolojik Özet Tablosu

DilTarihMütercim / Öncü ŞahsiyetÖzelliği
Farsça7. Yüzyıl / 10. YüzyılSelman-ı Farisi / Samani Alimler HeyetiDünyadaki ilk kısmi ve ilk tam Kur'an tercümeleri.
Türkçe11. - 14. YüzyılKarahanlı / Harezm / Oğuz AlimleriSatır arası tercüme geleneğinin ilk örnekleri.
Latince1143Robert of KettonBatı'daki ilk tam tercüme; İslam'ı çürütme amaçlı kilise projesi.
Fransızca1647André Du RyerDoğrudan Arapçadan yapılan ilk Batı dili tercümesi.
İngilizce1734George SaleArapçadan doğrudan yapılan ve Batı edebiyatını sarsan ilk nitelikli İngilizce metin.
Almanca1772D. F. MegerleinArapçadan ilk Almanca çeviri (Kataloglara "Türk İncili" olarak geçmiştir).

Günümüzde hem Doğu hem de Batı dillerinde (Müslüman akademisyenler ve tarafsız müsteşrikler tarafından) önyargılardan uzak, tamamen bilimsel ve dil kurallarına sadık kalınarak yapılmış yüzlerce modern Kur'an çevirisi bulunmaktadır.


5 Post a Comment

İçinizde olan güzellik her zaman yazılarınıza ve dilinize aşkla dökülsün...

Daha yeni Daha eski

Öne Çıkanlar

KADİRİ YOLU