KADİRİ YOLU

KADİRİ YOLU
Seyr-u süluk Tasavvufi yetiştirilme yoludur.

 

Eldekini Dağıtmak, Gönlü Ferahlatmak

"Eldekini Dağıtmak, Gönlü Ferahlatmak"

Günlük Sahne: 

"Yarın Ne Olacak?" Korkusu Bugün, geleceğimizi garantiye almak adına sürekli biriktiriyor, cüzdanımızda veya banka hesabımızda belli bir güvence kalmadığında büyük bir paniğe kapılıyoruz. Borçlanmak, modern insanın en büyük kabusu; "ya ödeyemezsem" düşüncesi ise uykularımızı kaçıran en keskin kılıç. İhtiyaç sahiplerine el uzatırken bile "ya bana lazım olursa" hesabı yapıyoruz. Oysa elinde avucunda hiçbir şey tutmayan, gelenı hemen dağıtan ve "içim rahat etsin" diye elinde artan son malı da halka paylaştırmadan evine gitmeyen bir Peygamber ahlakı var. Peki, Hz. Bilal’in (ra) omuzlarındaki o ağır borç yükü karşısında kâinatın Efendisi nasıl bir sükûnet barındırıyordu?

Asr-ı Saadet’ten Kesit: 

"Fedek’ten Gelen İmdat ve Son Kuruşun Dağıtılması" Hz. Bilal (ra), Efendimizin yanında para bulunmadığı için müslümanların ihtiyaçlarını gidermek adına müşrik bir tüccardan borç almak zorunda kalmıştı. Bir gün o müşrik, ortalık yerde Bilal’e hakaret etmiş, borcu ödeyemezse onu yeniden köle yapıp çobanlık yaptıracağını söyleyerek gururunu kırmıştı. Derin bir ızdırapla çareyi gizlenmekte arayan Hz. Bilal, kılıcını kuşanıp sabahı beklerken, şafak vakti gelen bir müjdeyle sarsıldı. Fedek reisinin gönderdiği dört deve yükü mal, tam vaktinde kapıdaydı.

Borçlar ödenmiş, Hz. Bilal sevinçle mescide dönüp "Ya Resulallah, hiç borcumuz kalmadı, bir miktar da mal arttı" demişti. Efendimiz’in (sav) cevabı ise O’nun bu dünyadaki duruşunun özetiydi: "Onu da halka dağıt da içim rahatlasın!" O, tek bir kuruşun dahi hesabını kendi huzuru için değil, ümmetinin ferahı için veriyordu.

Hissedilecek Hikmet: 

"Mülkiyet Değil, Emanet Bilinci" Bu tablodaki hikmet şudur: Allah dostlarının en çok önem verdiği husus, kalplerinde ve ellerinde mal mülk biriktirmemektir. Dünya, bir yolcunun konakladığı han gibidir; oradan "yükle" değil, "hafiflemiş" olarak geçmek gerekir. Hz. Peygamber (sav), dünyadan tamamen vebalsiz, sırtında en ufak bir dünya bağı olmadan göçüp gitmeyi arzuladığı için, eline gelen her nimeti anında sahibine ulaştırırdı.

Bugün hayatımıza bu ahlakı; malımızı mülkümüzü hayatın tek gayesi kılmayarak, elimizde bir imkân olduğunda "bunu başkasıyla nasıl paylaşabilirim?" diyerek ve borç darlığına düştüğümüzde tedbiri aldıktan sonra işin sonucunu O'na (cc) emanet ederek taşıyabiliriz.

Sizin hayatınızda, elinizde kalan son imkânı veya fazlalığı başkasıyla paylaştığınızda hissettiğiniz o derin ferahlığı ve "Allah nasıl olsa beni darlıkta bırakmaz" inancının kalbinize indirdiği o sükûneti tattığınız anlar oldu mu?


5 Post a Comment

İçinizde olan güzellik her zaman yazılarınıza ve dilinize aşkla dökülsün...

Daha yeni Daha eski

Öne Çıkanlar

KADİRİ YOLU