Karanlıkta Bir Ateş Aramak
Hayat bazen gündüz vakti bile karanlık bir yolda yürümeye benzer. Gözümüz ışığı görse de gönlümüz istikameti seçemez. Belirsizlik, korku, yorgunluk ve çaresizlik insanın omuzlarına ağır bir yük gibi çöker. Hele bir de yanında emanet olarak taşıdığın sevdiklerin varsa, onların endişesi kendi endişene eklenir. O zaman insan sadece kendisi için değil, birlikte yürüdüğü herkes için bir çıkış yolu aramaya başlar.
İnsan çoğu zaman yürüdüğünü zanneder; oysa karanlık, yön duygusunu da elinden almıştır. Yol sandığı şey çıkmaz sokak, doğru bildiği istikamet ise onu hedefinden uzaklaştıran bir sapma olabilir. Böyle anlarda en küçük bir ışık bile umut olur. Uzakta görülen bir ateş, yeni bir başlangıcın habercisi hâline gelir.
Kur'ân, bu insanlık hâlini farklı tablolarla gözlerimizin önüne serer. Bir yerde münafıkların hâlini anlatırken, şimşek çaktığında birkaç adım yürüyebilen, karanlık çökünce ise oldukları yerde donup kalan kimselerden bahseder. Işık gelince ilerleyen, karanlıkta ise yönünü kaybeden insanlar... Bu tablo, sadece onların değil; zaman zaman hepimizin yaşadığı ruh hâlinin de bir tasviridir.
İşte böyle bir atmosferde Hz. Mûsâ'nın Medyen'den Mısır'a dönüş yolculuğu başlar. Soğuk bir gecede, ailesi yanındayken yolu kaybeder. Fakat telaşını ümitsizliğe dönüştürmez. Uzakta bir ateş görünce ailesine güven verir:
"Bekleyin! Bir ateş gördüm. Belki size ondan bir kor getiririm veya ateşin yanında bana yolu gösterecek birini bulurum."
Bu sözler, sadece bir ateş arayışını değil; umutla yaşamanın ve sorumluluk bilinciyle hareket etmenin de ifadesidir. Hz. Mûsâ, kendi sıkıntısını büyütmek yerine önce yanındakilerin gönlünü rahatlatır. Çünkü gerçek önderler, en zor zamanlarda bile çevresine umut aşılayan kimselerdir.
Fakat Hz. Mûsâ'nın aradığı ateş, sıradan bir ateş değildi. O ateş, onu peygamberliğe taşıyacak ilâhî nurun başlangıcıydı. Yol gösterecek bir insan ararken, bütün insanlığa yol gösterecek vahiy ile buluştu. Isınmak için yöneldiği ateş, kalpleri aydınlatan bir nura dönüştü.
Bizler de zaman zaman hayatın karanlıklarında böyle bir ateş ararız. Bazen bir ayet, bazen bir dua, bazen samimi bir dost, bazen de Rabbimizin gönderdiği hikmet sahibi bir rehber, yolumuzu yeniden aydınlatır. Çünkü insan sadece gözleriyle değil, kalbiyle de yolunu kaybedebilir.
Bu yüzden mesele yalnızca bir ışık bulmak değildir; hakikatin nuruna ulaşmaktır. Karanlığı dağıtan her ışık doğru yolu göstermez. Gerçek aydınlık, Allah'ın vahyidir. O vahyin rehberliğinde yürüyen kimse, yolunu da bilir, yönünü de kaybetmez.
Belki de hepimiz hayatımızın bir döneminde Hz. Mûsâ gibi o ateşi arıyoruz. Fakat önemli olan, ateşi değil; o ateşin ardındaki Rabbimizi bulabilmektir. Çünkü insanı karanlıklardan nura çıkaran, yolu gösteren ve kalpleri huzura ulaştıran yalnız O'dur.

Yorum Gönder
İçinizde olan güzellik her zaman yazılarınıza ve dilinize aşkla dökülsün...