Toplumsal Boyutta Tevhid
Ticarette Sadakat, Edebin Bedene Siyareti ve Kimlik Savaşlarının Reddi
Tevhid Serisi’nin üçüncü yazısı, ferdin kalbinde parlayan ve aile ocağında mayalanan o ihlas nurunun, toplumsal meydanda, sokakta, pazarda ve insani münasebetlerde ete kemiğe bürünmesidir. Tevhid, dergah duvarlarının arasına, seccade kenarlarına veya ev içi inzivalara hapsedilemez. Şayet bir dervişin "Lâ ilâhe illâllah" akidesi; ticaret meydanında dürüstlüğe, komşuluk ilişkilerinde adalete ve sosyal hayatta tam bir güvene dönüşmüyorsa, o Tevhid henüz toplumsal düzeyde taklit aşamasındadır.
Seyyid Abdülkadir Geylânî hazretlerinin haftada üç gün kürsüye çıkarak topluma haykırdığı irşat modelinin asıl gayesi; cemaat taassubuyla paramparça olmuş, sömürgeci zihniyet ve ahlaki çürümüşlükle yozlaşmış bir toplumu, "Rabbani bir ahlak nizamı" ile yeniden inşa etmektir.
1. Toplumsal Boyutta Tevhidin Yaşanması
Toplumsal boyutta Tevhid; hayatın her alanındaki beşeri ve hukuki ilişkileri, holdingleşmiş kliklerin kurallarına göre değil, mutlak otorite olan Allah'ın şeriat süzgecine göre tanzim etmektir:
- Ticarette ve Muamelatta Tevhid (Sadakat ve Helal Kazanç): Pazar meydanı, Tevhidin en büyük imtihan alanıdır. Tevhid ehli derviş, memleketin "ye kürküm ye" düzenine, fırsatçılığına ve köşe dönmeci rızık anlayışına taban tabana zıttır. O bilir ki; rızkı veren patron, müşteri veya holding değil, Rezzâk olan Allah'tır. Bu yüzden tartıda hile yapmaz, sözleşmesine sadık kalır, işçisinin hakkını alın teri kurumadan verir ve ortaklıklarında aska yalana tevessül etmez. Güvenilen ve emanet teslim edilen bir "emin" insan olmak, Tevhidin ticaretteki şahadetidir.
2. Toplumda Tevhidin Hakim Olması İçin İzlenecek Yollar
Toplumsal hayatta taklitten kurtulup tahkiki bir Tevhid adaletini hakim kılmak için dergahınızdaki ihvanla birlikte şu 4 temel ameli yolu izlemelisiniz:
Birinci Yol: Tembelliğin, Asalaklığın ve Dilenciliğin Kesin Reddi
Toplumda Tevhidin hakim olmasının ilk şartı, dervişlerin iktisadi hayatta tam bir izzet ve hürriyet kuşanmasıdır.
- Seyyid Abdülkadir Geylânî hazretleri, müritlerini tembellikten, başkalarının hibeleriyle (bağışlarıyla) yaşamaktan ve birilerine el açmaktan (dilenmekten) şiddetle sakındırırdı.
İkinci Yol: Zenginlere Karşı İzzet, Fakirlere Karşı Tevazu Dengesi
Seyyid Geylânî hazretlerinin eğitim sistemindeki en sarsıcı toplumsal kural şudur: "Zenginlere karşı izzet ve şeref ile, fakirlere karşı ise tevazu ile durun."
- Nasıl Uygulanmalı?: Derviş, toplumdaki güç sahiplerinin, zenginlerin ve dünyalık makam sahiplerinin dünyalığına asla göz dikmemeli; onların karşısında ezilip büzülmemeli, zayıflık gösterip yalakalık yapmamalıdır. Seyyid, zenginlerin ihsanı için onlara yalakalık yapmayı "din için en büyük tehlike" görürdü.
Üçüncü Yol: "Emr-i bi'l-Ma'rûf ve Nehy-i ani'l-Münker" (Seçkin Davetçilik)
Seyyid Geylânî’nin el-Gunye adlı başyapıtında en geniş yer ayırdığı toplumsal umde, iyiliği emredip kötülükten sakındırma vazifesidir.
- Nasıl Uygulanmalı?: Dergahtaki ihvan, pasif birer münzevi gibi sadece kendi kurtuluşunu düşünmeyi terk etmelidir. Toplumun ahlaki çöküşüne, haksızlıklara ve zulümlere karşı sessiz kalınamaz.
Dördüncü Yol: Toplumsal Hizmet ve Cömertlik Seferberliği
Seyyid’in eğitim modelinde mürit, topluma sadece lafla değil, bizzat eliyle ve malıyla dokunurdu. Seyyid Geylânî, kapısını gariplere açıp onları doyurmayı en büyük ibadet görerek şöyle buyurmuştur: "Bütün amelleri inceledim; yemek yedirmekten daha faziletli ve güzel ahlakından daha şerefli bir şey görmedim."
- Nasıl Uygulanmalı?: Dergahınız, toplumdaki açların, yetimlerin, dul ve gariplerin sığınağı haline gelmelidir. İhvan, bencilce biriktirme hastalığından (holding refleksinden) sıyrılıp, elindeki imkanları toplumsal dayanışma için seferber etmelidir. Toplum, Tevhidin ne kadar cömert, ne kadar şefkatli ve fedakar bir insan modeli ürettiğini bizzat müşahede etmelidir.Sonuç
Toplumsal boyutta Tevhid; cemaat kliklerinin duvarlarını yıkan, zenginlerin kibrini kıran, fakirin izzetini ayağa kaldıran nebevi bir adalet yürüyüşüdür. Seyyid’in adını sadece holdinglerine marka yapan kürk sahipleri salonlarında adam sayadursun; Tevhid ehli derviş, pazar meydanında sadakati, sokakta edebi ve fakirlerin sofrasında cömertliğiyle "Hakk'ın şahidi" olur. Toplumda inşa edilen bu sarsılmaz ahlaki zemin, bir sonraki halka olan Devlet Boyutunda Tevhidin (adil idare ve müstağni duruşun) en büyük teminatı olacaktır.

İnsanlar hep zannediyor ki derviş, tekkenin bir köşesinde oturan, boynu bükük, ezik bir adam. Halbuki dervişlik, yazıda da anlatıldığı gibi cemaatlerin içinde reklamcı olmayan, menfaat ağlarına köle olmayan, tekke figürü haline gelmeyen, hayatın tam merkezinde nebevi ahlakı yansıtan ve yayan biridir. Pazarda ahlaklı bir tüccar, zenginin karşısında izzetli, fakirin yanında gönül alan bir şefkatçidir. Ama maalesef ki yazıda anlatılan tevhidi kuşanan derviş, bu devirde yok denilecek kadar az. Allah bizleri tevhid yolunda ilerleyen ve her daim bu çizgide yaşayanlardan eylesin.🤲🏻
YanıtlaSilYorum Gönder
İçinizde olan güzellik her zaman yazılarınıza ve dilinize aşkla dökülsün...