KADİRİ YOLU

KADİRİ YOLU
Seyr-u süluk Tasavvufi yetiştirilme yoludur.

Dervişin seyr-u süluku



             

Dervişin Miracı: Seyr-u Sülûk Hakikati

Bismillahirrahmanirrahim

"Ey insanlar! İşte size Rabbinizden bir öğüt, kalplere bir şifa ve inananlar için yol gösterici bir rehber ve rahmet geldi." (Yunus, 57)

Resulullah (s.a.s.) buyurur: "Bu dini zorlaştırmayın. Kim dinle yarışa girerse (kendi gücüne güvenerek zorlaştırırsa), din ona galip gelir. Sakın nefsini Allah’ın ibadetinden nefret ettirme!" (Beyhakî)

Seyr-u Sülûk: Kendinden Kendine Bir Sefer

Seyr-u sülûk, sâlikin (yolcunun) topraktan süzülüp gelen beşerî sıfatlarından sıyrılıp, ruhundaki ilahî cevheri keşfetme sanatıdır. Bu, sadece bir yer değiştirme değil; "Sefer-i der Vatan" yani kulun kendi iç ülkesine yaptığı bir hicrettir.

Yunus Emre (k.s.) bu yolculuğun özünü tek bir mısrada özetler: "İlim ilim bilmektir, ilim kendin bilmektir. Sen kendini bilmezsen, ya nice okumaktır?"

Bu süreçte derviş; cehaletin karanlığından ilmin nuruna, nefsin aşağılık (rezil) huylarından ruhun yüksek (hamîde) ahlakına kanat çırpar. Hedef, fâni olan "ben"i, Bâki olan "Hü" (O) içinde eriterek Hakk’ın halifesi olma şerefine ermektir.

Neden Bu Yol? (Zaruret-i Maneviyye)

Modern insan, gökyüzünün derinliklerini keşfederken kendi kalbinin dehlizlerinde kaybolmuştur. Galaksiler arası mesafeleri kısaltan insanoğlu, Rabbi ile arasındaki mesafeyi açmış; merhamet, empati ve muhabbet gibi "fıtrat nurlarını" söndürmüştür.

Hz. Mevlânâ (k.s.) bu yabancılaşmayı şöyle feryat eder: "Sen, bedeninin bir damla suyuna takılıp kalmışsın; halbuki sen, koca bir ummansın. Kendini küçük görmeyi bırak; sen, koskoca bir âlemin özüsün (Zübde-i Âlemsin)."

Dünyanın bir kan gölüne dönmesi, egoizmin (nefsaniyetin) siyasetten dine kadar her sahayı istila etmesindendir. Yaratılış gayesini (Marifetullah) unutan insan, sadece kendine değil, tüm kâinata bir tehdittir. Seyr-u sülûk, bu karanlıktan çıkışın; yani "ölmeden önce ölmenin" ve gerçek dirilişe ermenin yegâne yoludur.

Menzil: Varlık İddiasından Yokluk Şuuruna

Bu yolun nihayeti, sâlikin "ben yapıyorum" iddiasından vazgeçip, "Lâ fâile illallâh" (Gerçek fail Allah'tır) hakikatine şehadet etmesidir.

  • Teslimiyet: Rüzgârın önündeki yaprak gibi değil, gassalın elindeki mevtâ gibi bir teslimiyetle Hakk'ın takdirine boyun eğmek.

  • Rıza: Başa gelen her tecelliden, acı da olsa tatlı da olsa memnun olmak.

    İbrahim Hakkı Erzurumî (k.s.) ne güzel buyurur: "Mevlâ görelim neyler, neylerse güzel eyler..."

Dervişin hedefi, hem "can mülkünde" (kendi içinde) hem de "cihan mülkünde" Hakk'ın iradesini hâkim kılmaktır. Bu yolun sonunda derviş, kendi varlığından geçerken Hakk'ın varlığıyla baki kalır (Bekâbillâh).



5 Post a Comment

İçinizde olan güzellik her zaman yazılarınıza ve dilinize aşkla dökülsün...

Daha yeni Daha eski

Öne Çıkanlar

KADİRİ YOLU