Hz. Osman’ın (r.a.) halifeliği döneminde gerçekleştirilen Kur'an-ı Kerim'in istinsahı (nüshalarının çoğaltılması) ve teksiri (yayılması), İslam tarihindeki en kritik dönüm noktalarından biridir. Bu süreç, Müslümanlar arasında kıraat farklılıklarından kaynaklanan ciddi tartışmaları önlemek amacıyla yapılmıştır.
Süreci ve Hz. Osman mushafının özelliklerini şu başlıklar altında inceleyebiliriz:
Neden Çoğaltmaya Gerek Duyuldu?
Hz. Ebubekir döneminde Kur'an tek bir mushaf (suhuf) haline getirilmişti. Ancak Hz. Osman döneminde:
- İslam coğrafyası çok genişlemiş (Azerbaycan ve Ermenistan fetihleri gibi),
- Farklı lehçelere sahip Müslümanlar bir arada savaşmaya başlamış,
- Özellikle namazlarda ayetlerin farklı lehçelerle okunması, Müslümanlar arasında "benim okuyuşum seninkinden daha üstün/doğru" şeklinde tartışmalara yol açmıştı.
Huzeyfe b. el-Yemân’ın bu tehlikeyi Hz. Osman’a bildirmesi üzerine halife, Kur'an'ı standart hale getirme kararı aldı.
İstinsah (Yazım) Süreci ve Komisyon
Hz. Osman, Hz. Hafsa’nın (r.a.) yanında bulunan ve Hz. Ebubekir döneminde toplanan orijinal nüshayı ödünç aldı. Bu nüshayı çoğaltmak için bir heyet kurdu:
* Zeyd b. Sâbit (Başkan): Hz. Ebubekir dönemindeki heyetin de başındaydı.
* Abdullah b. ez-Zübeyr
* Saîd b. el-Âs
* Abdurrahman b. el-Hâris b. Hişâm
Temel Kural: Hz. Osman komisyona şu talimatı verdi: "Eğer Zeyd ile bir kelimenin yazımı konusunda ihtilafa düşerseniz, onu Kureyş lehçesiyle yazın. Çünkü Kur'an Kureyş lehçesiyle inmiştir."İbni Ebi Davut'un naklettiği bir habere göre Hz Ali “ Osman hakkında iyilikten başka bir surette bahsetmeyiniz. Kur'an nüshalarını bizimle istişare etmeden yakmadı ve bize Şu kıraat hakkında ne dersiniz diye sordu, bunu da şu sebepten izah etti, bana haber verildiğine göre bazıları, diğerlerine benim kıraatim seninkinden daha iyidir diyor ve bu gibi hallerin küfre kadar varabileceğini söylüyordu. Bunun üzerine biz de Osman'a ne gibi bir tedbir düşündüğünü sorduk. O da herkesi bir kıraat üzerinde toplamak icat ettiğini söyledi. Biz de evet muvafıktır, seninle aynı görüşteyiz dedik.” (El-Mesahif s,22)
Mushaf Sayısı ve Dağıtımı
Çoğaltılan nüshalar ana merkezlere gönderildi. Mushaf sayısı hakkında farklı rivayetler (4, 5, 7 veya 8) olsa da genel kabul gören merkezler şunlardır:
Hz. Osman, bu resmi nüshaların dışında kalan ve kişisel olarak tutulan diğer farklı notların ve nüshaların, karışıklığa meydan vermemek için imha edilmesini emretti.
Hz. Osman Mushafının Tertibi ve Özellikleri
Hz. Osman döneminde hazırlanan bu mushafların (Resmü’l-Osmânî) belirgin özellikleri şunlardı:
1. Sûre Sıralaması: Hz. Ebubekir dönemindeki nüshada sûreler bugünkü bildiğimiz sırayla (Fatiha-Bakara...) yer almıyordu; o nüsha daha çok bir arşiv niteliğindeydi. Hz. Osman mushafında sûreler, uzunluklarına ve iniş sırasına göre değil, bugünkü aşina olduğumuz (Fatiha'dan başlayıp Nas ile biten) tertibe göre dizilmiştir.
2. Nokta ve Hareke Yoktu: O dönemdeki mushaf yazısında bugünkü gibi harfleri birbirinden ayıran noktalar (cim, ha, hı gibi) ve seslendirme işaretleri (üstün, esre, ötre) yoktu. Bu, metnin Hz. Peygamber’den gelen sahih "yedi harf" (lehçe/kıraat) farklarını içinde barındırabilmesini sağlıyordu.
3. Kureyş Lehçesi: Metin tamamen Kureyş lehçesi esas alınarak yazıldı.
4. Resmü’l-Hatt: Yazım tarzı (hattı), vahyedildiği haliyle korunmuş ve o günden bugüne "Osmanlı Hattı" (Resm-i Osmânî) olarak kutsal kabul edilmiştir.
Özetle: Hz. Osman'ın yaptığı bu çalışma, Kur'an'ın hem lafzını hem de tertibini bir araya getirerek İslam dünyasında birliği sağlamıştır. Bugün elimizde bulunan tüm Kur'an-ı Kerimler, bu dönemde çoğaltılan mushafların kopyasıdır.

Yorum Gönder
İçinizde olan güzellik her zaman yazılarınıza ve dilinize aşkla dökülsün...