Bugün güzel bir başlangıç yapalım. Hiçbir sorun bizi engelleyemez iddialı bir söz olur. Dini islam yolunda ve hayatımızda karşılaştığımız sorunları ve konu başlıklarını "Dijital Medrese" havasında çeşitli ortam ve eserlerden istifade ederek hazırlanacak yazılarla bilinçlenmeye çevirelim. Her yazıda kadim hikmeti, modern idrakle buluşturan bir köprü kuralım. O zaman Tevhid denince aklımıza sadece bir sayısı (1) gelmemeli. Tevhid, bir matematik meselesi değil, bir aidiyet meselesidir. Bir sarayın bin kapısı olsa, hepsinin anahtarı aynı eldedir demek; hayatın binbir türlü hali olsa da hepsinin dizginleri O’nun elindedir diyebilmektir.
O halde, Bismillah diyerek başlayalım, iyilik ve güzellik üzerine makalelerimizin ilk temellerini atalım.
Tevhidin Manası – "Bir"lemek mi, "Bir" Olmak mı?
Tevhid, Allah’ın bir ve tek olduğunu sadece dil ile söylemek değil; kalpte, akılda ve hayatta bunu yaşamaktır. “Lâ ilâhe illallah” demek, yalnızca “Allah vardır” demek değildir; Allah’tan başka mutlak güç, mutlak otorite ve mutlak sığınılacak hiçbir varlık yoktur demektir. Kur’ân’da tevhid kelimesi lafzen geçmez; fakat mânâ olarak Kur’ân’ın tamamı tevhiddir. “Allah birdir, O’ndan başka ilâh yoktur, O’nun dengi ve benzeri yoktur” diyen yüzlerce âyet, insanı şirkten kurtarıp özgürlüğe kavuşturmak için indirilmiştir.
1. Tevhid Fıtrattır
İnsan yaratılışı itibariyle Allah’ın birliğini kabule yatkındır. Kur’ân buna fıtrat der: “Allah’ın insanları üzerine yarattığı fıtrat…” (Rûm 30/30)
İnsan en çaresiz anında, ölümle burun buruna geldiğinde putlara değil, tek bir kudrete yönelir. Bu da gösterir ki şirk sonradan öğrenilmiş bir bozulmadır; tevhid ise özdür.
2. Tevhid Sadece İnanç Değil, Kulluktur
Tevhid iki yönlüdür:
* Ulûhiyyette tevhid: Allah’ı zâtında, sıfatlarında ve fiillerinde bir bilmek
* Rubûbiyyette (ibadette) tevhid: Yalnız O’na kulluk etmek
Fâtiha’da her gün defalarca söylediğimiz: “Yalnız Sana ibadet eder, yalnız Senden yardım isteriz” işte bu iki tevhidin özüdür. Allah’ı bir bilip, kalbi başkasına bağlamak eksik tevhidden ibarettir.
Tasavvuf, tevhidi sadece bilgi olarak değil, hâl olarak ele alır. Sûfîler der ki: “Tevhid, bilinen bir şey değil; yaşanan bir hakikattir.”
Avamın Tevhidi: Bu, iman eden her müminin tevhididir: Allah birdir. Şeriki yoktur. Ondan başka ilâh yoktur. Bu tevhid kurtuluş için yeterlidir.
Hakikat Ehlinin Tevhidi: Bu mertebede kul, sebepleri değil Müsebbib’i görmeye başlar. Artık kalp şunu idrak eder: Veren Allah, Alan Allah, Yükselten Allah, Düşüren Allahtır. Bu mertebe için sûfîler: “Lâ fâile illallah” (Allah’tan başka gerçek fâil yoktur) derler.
Havassın Tevhidi (Fenâ ve Şühûd): Burada kul, Allah sevgisiyle kendini unutmaya başlar. Cüneyd-i Bağdâdî’nin sözü meşhurdur: “Tevhid, kulun olmadan önceki hâline dönmesidir.” Bu hâl: Fenâdır (nefsin silinmesi) - Şühûddur (her şeyde Allah’ın kudretini görme). Bu hâlde söylenen “Enelhak” gibi sözler itikad değil, vecd hâlidir."Bu haller taklit edilmez." Sahih tasavvuf bu sözleri mutlaklaştırmaz, hâl olarak görür.
Gazzâlî’nin Tevhid Mertebeleri
İmam Gazzâlî tevhidi dört mertebede anlatır: a- Dille söylemek (münafık tehlikesi) b- Dille söyleyip kalple tasdik etmek (avam) c- Çoklukta birliği görmek (hakikat) d- Birden başkasını görmemek (fenâ)tir. Ancak Gazzâlî uyarır: “Bu son mertebe bir sırdır; yanlış anlaşılırsa tehlikelidir.” Bu yüzden tasavvuf şeriatın dışına çıkmaz, şeriat tasavvufu korur.
Şirk Nedir?
Şirk kelime olarak ortak koşmak demektir. Dînî anlamda ise, Allah’a ait olan bir sıfatı, fiili veya hakkı başka bir varlığa vermektir. Demek ki, Şirk sadece puta tapmak değildir. Yine bir insana beşer üstü özellikler vermek Allah’a ait olan bir sıfatı, Mürşidi, alimi, veliyi Allah ile kul arasına koymak, Ameli Allah için değil, gösteriş için yapmak (riya) bunların hepsi tevhidi zedeler. Bu bazen açık olur: “Şu da ilâhtır, bu da tanrıdır” demek gibi. Bazen de çok gizlidir: Allah’a inanıyorum deyip, kalben başkasına güvenmek,
rızkı sebepten bilmek, korkuyu insandan, ümidi makamdan beklemek gibi… İşte Kur’an’ın “zulmün en büyüğü” dediği şirk, çoğu zaman kalpte başlar.
Hz. Peygamber bu yüzden şöyle buyurmuştur: “Beni Hıristiyanların Îsâ’yı övdüğü gibi övmeyin. Ben Allah’ın kuluyum.”
Tasavvuf ehli der ki: Tevhid, dilde birlemek değil, kalpte tek bırakmaktır. Yani: Dilin “Allah” derken kalbin başka kapılara gitmemesidir. Allah’ın varlığını kabul edip: Rızkı patrondan, Şifayı doktordan, Gücü paradan, İzzeti makamdan bilmek… Bu hâl akîdede tevhid, ama kalpte şirk doğurur. İşte bu yüzden büyük sûfîler: “Şirk bazen secdede değil, sebeplerde gizlidir” demiştir.
Ehl-i Sünnet büyüklerimiz ve tasavvuf yolunun rehberleri ve Abdülkadir Geylani Hz.leri derler ki: "Kalp bir beyttir (evdir), içine iki sultan sığmaz."
Tevhidin ilk kelimesi olan "La" (Hayır), aslında manevi bir süpürgedir. Kalbe Allah’tan başka ne kadar sevgi, korku ve beklenti girmişse önce "La" süpürgesiyle onları dışarı atmak gerekir ki, "İllallah" sarayı parıldasın.
Örneğin: Kirli bir bardağa zemzem doldurulmaz. Önce temizlik, sonra tezyin (süsleme). İşte Tevhid, kalbi sahte ilahlardan temizleme sanatıdır.
Tevhidin Meyvesi: Özgürlük
Tevhid insanı: Kullara kul olmaktan, nefse esir olmaktan, ve korkuların esaretinden kurtarır. Allah’a kul olan insan, her şeyden hür olur. İşte tevhidin sırrı budur.
Varlık Boyutunda Tevhid: Senfoni ve Nizam
Kâinatta bir çatışma değil, muazzam bir uyum (vahdet) vardır. Kur’an-ı Kerim bu gerçeği şöyle mühürler: "Eğer yerde ve gökte Allah’tan başka ilahlar olsaydı, yer ve gök fesada uğrar, düzeni bozulurdu." (Enbiya, 22) Örneğin: Bir okul düşünün. Eğer her sınıfta ayrı bir müdür olsa ve her biri kendi kurallarını koysa, o okulda eğitim değil kaos olur. Güneşin her sabah aynı yerden doğması, kalbimizin biz uyurken bile aynı nizamla atması, "Yönetici Bir" olduğu içindir.
Modern Dünya ve "Parçalanmış" Tevhid
Günümüz insanının en büyük sorunu şudur: Camide Allah’ı birliyor, ama çarşıda parayı, evde nefsini, sosyal medyada insanların beğenisini ilah ediniyor. Buna "parçalanmış bilinç" diyoruz.
Ehli Sünnet Çizgisi: Tevhid, hayatı parçalara bölmez. Ticareti, siyaseti, aileyi ve ahlakı tek bir merkezde, Allah'ın rızasında birleştirir.
7 Yaşındaki Çocuğa Tevhid: "Güneş Bir Tane"
Çocuğumuza şöyle anlatabiliriz: "Bak canım evladım, dünyayı aydınlatan güneş bir tanedir. Eğer iki güneş olsaydı her yer yanardı. Kalbimizi aydınlatan Allah da birdir. O birdir ki, hepimiz O'nun şefkatiyle ısınıyoruz."
5. 70 Yaşındaki Pir-i Fani'ye Tevhid: "Emaneti Teslim"
Ömrün son demlerindeki büyüğümüze hatırlatmadır: "Bunca yıl koştun, yoruldun. Gördün ki mülk O’nun, hüküm O’nun. Şimdi tüm 'ben'lik davalarını bırakıp, her şeyin O’ndan geldiğini görerek huzurla O’na dönme vaktidir."
"Bugün kalbimde Allah'ın rızasının önüne geçen hangi 'küçük ilahçıkları' (korkular, hırslar) 'La' süpürgesiyle dışarı çıkardım?"

Yorum Gönder
İçinizde olan güzellik her zaman yazılarınıza ve dilinize aşkla dökülsün...