KADİRİ YOLU

KADİRİ YOLU
Seyr-u süluk Tasavvufi yetiştirilme yoludur.

Kur'an'da Emanete Riayet


Toplumsal güvenin temel taşı olan "Emanet" kavramını işleyelim. Kur’ân-ı Kerîm’de emanet; sadece birine bırakılan maddi bir eşya değil, verilen sözlerden üstlenilen görevlere, sahip olduğumuz bedenden toplumsal adalete kadar geniş bir sorumluluk alanını kapsar.

İşte ayetler ışığında, müminin en temel vasfı olan "eminlik" duruşu:


Güzel Ahlak Dizisi - 3: Emanete Riayet (Güvenilir Olmak)

Kur’ân perspektifinden emanet, insanı insan yapan ve onu diğer varlıklardan ayıran en ağır ve en şerefli sorumluluktur. Allah, kurtuluşa eren müminleri tarif ederken "emanete sadakati" merkezi bir yere koyar.

1. Müminin Kimlik Belgesi: Sadakat

Kurtuluşa eren ve ebedi huzura kavuşacak olan müminlerin ortak özelliği, sözlerinde ve emanetlerinde durmalarıdır:

– "Yine onlar ki, emanetlerine ve ahidlerine (verdikleri sözlere) riayet ederler." (Mü'minûn, 23/8)

– "Onlar emanetlerini ve ahidlerini gözetirler. Şahitliklerini dosdoğru yaparlar." (Meâric, 70/32-33)

– “Ey iman edenler! Allah'a ve Peygamber'e hainlik etmeyin; (sonra) bile bile kendi emanetlerinize hainlik etmiş olursunuz.” (Enfal, 8/27) 

İlahi Duruş: Güvenilir olmak, bir seçenek değil Müslüman kimliğinin ayrılmaz bir parçasıdır. Mümin, "elinden ve dilinden emin olunan kimsedir."

2. Emaneti Ehline Vermek ve Adalet

Emanet kavramı yönetimde, iş hayatında ve sosyal sorumluluklarda "liyakat" anlamına gelir:

– "Allah size, emanetleri mutlaka ehline vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emreder..." (Nisâ, 4/58)

İlahi Duruş: Bir görevi, makamı veya işi kişisel yakınlığa göre değil, o işi en iyi yapacak olana (ehline) teslim etmek, ilahi bir emirdir. Liyakatsizlik, emanete hıyanettir.

3. Maddi İlişkilerde "Emin" Olmak

Ticari hayatta ve borçlanmalarda, resmi belgelerden ziyade "güven" esas alınsa bile sorumluluk değişmez:

— "...Eğer birbirinize güvenirseniz, kendisine güvenilen kimse emanetini (borcunu) ödesin ve Rabbi olan Allah'tan sakınsın..." (Bakara, 2/283)

İlahi Duruş: Kendisine güvenilen kişi, şahit veya belge olmasa dahi "Allah'ın şahitliğini" yeterli görerek emaneti titizlikle korumalıdır.

4. Bahanelerden Uzak, Takva ile Kuşanmak

Emanet konusunda insanlar farklı tavırlar sergileyebilir; ancak Allah sevgisi dürüstlükle ölçülür:

— "Ehl-i Kitap’tan öylesi vardır ki, ona bir kantar altın emanet etsen onu sana (eksiksiz) iade eder. Öylesi de vardır ki, ona bir dinar emanet etsen, tepesine dikilip durmadıkça onu sana iade etmez... Kim sözünü yerine getirir ve Allah’tan sakınırsa, bilsin ki Allah sakınanları sever." (Âl-i İmrân, 3/75-76)

İlahi Duruş: Başkalarının haksızlık yapması veya "yolunu bulması", mümin için bir mazeret değildir. Mümin, şartlar ne olursa olsun ahdine sadık kalandır.


Bir "Hisse": Emanet-i Kübrâ

Emanet sadece dışımızdaki bir nesne değildir; kendimiz de kendimize emanetiz. Gözümüz harama bakmamak üzere, dilimiz yalan söylememek üzere, kalbimiz ise kin tutmamak üzere bize emanet edilmiştir.

Hatta daha derin bir bakışla; çocuklarımız bize Allah’ın bir emanetidir, onları güzel ahlakla yetiştirmek bu emanete sahip çıkmaktır. Doğa bize bir emanettir, onu kirletmemek sadakattir. Bilgi bir emanettir, onu saklamayıp insanlığın hayrına paylaşmak riayettir. 

Özetle;İnsanın yüklenmiş olduğu bu büyük sorumluluk (akıl, irade, din) yerlere ve göklere teklif edilmiş, ancak insan bu emaneti üstlenmiştir.” (Ahzâb, 33/72). Emaneti üstlenen insan o zaman Emanete riayet etmeli, insan içinde taşıdığı o "ilahi özü" kirletmeden sahibine geri teslim etme çabası içinde olmalıdır. Dünyada "Emin" (güvenilir) sıfatını kazanamayanın, ahirette "Emin" (huzurlu) bir makama ulaşması zordur.


5 Post a Comment

İçinizde olan güzellik her zaman yazılarınıza ve dilinize aşkla dökülsün...

Daha yeni Daha eski

Öne Çıkanlar

KADİRİ YOLU