KADİRİ YOLU

KADİRİ YOLU
Seyr-u süluk Tasavvufi yetiştirilme yoludur.

 

Kandan Gül Süzmek Taşlanırken Dua Etmek

Sabrın ve merhametin artık "insanüstü" denecek bir noktaya ulaştığı, intikamın yerini duanın aldığı o sarsıcı sahneyi işleyelim. Bugünün güzelliği: "Zulme Rahmetle Karşılık Vermek: Taif’in Yaralı Duası."


"Yıkmak Değil, Yaşatmak: Yaralı Bir Kalbin Duası"

Günlük Sahne: "Canım Yanarsa Can Yakarım"

Bugün bize yapılan en küçük haksızlıkta, sosyal medyada maruz kaldığımız bir hakarette veya trafikte birinin bize saygısızlık yapmasında hemen "karşılık verme" dürtüsüyle doluyoruz. "O kim oluyor da bana bunu yapıyor?" kibriyle, karşı tarafın en ağır cezayı almasını, yerin dibine girmesini istiyoruz. Adaleti "intikam" ile karıştırıyoruz. Peki, vücudu kanlar içinde kalmış, gururu incitilmiş ve şehirden taşlanarak kovulmuş bir Elçi (sav), kendisine bu zulmü yapanlar için ne dilerdi?

Asr-ı Saadet’ten Kesit: Dağlar Meleği ve Bir Tercih

Efendimiz (sav), İslam'ı anlatmak için gittiği Taif’te beklediği ilgiyi görmediği gibi, şehrin ayak takımı tarafından taşlanmış, mübarek ayakları kanlar içinde kalmıştı. Yanındaki Zeyd (ra) O'na siper olmaya çalışıyor ama taşlar yağmur gibi yağıyordu. Yorgun, yaralı ve hüzünlü bir halde bir ağacın gölgesine sığındığında, Cebrail (as) yanında "Dağlar Meleği" ile belirdi.

Melek dedi ki: "Ya Resulullah, eğer istersen şu iki dağı (Ebu Kubeys ve Kuaykıan) birbirine çarpıp bu kavmi helak edeyim!"

İnsan nefsinin "Evet, hak ettiler!" diyeceği o en kritik anda, Alemlere Rahmet olarak gönderilen Hz. Peygamber (sav), yüzündeki kanı silerek tarihin seyrini değiştiren şu cevabı verdi:

"Hayır, ben onların helak olmasını istemem. Bilakis, Allah'ın onların nesillerinden sadece O'na ibadet edecek ve O'na hiçbir şeyi ortak koşmayacak insanlar çıkarmasını dilerim."

Hissedilecek Hikmet: "Geleceğe İnanmak"

Bu tablodaki hikmet şudur: Gerçek güç, yok etme imkanına sahipken yaşatmayı seçebilmektir. Efendimiz (sav) bize öğretmiştir ki; mesele haklı olduğumuzda karşı tarafı yerle bir etmek değil, o karanlığın içinden bir ışık çıkabileceğine inanmaktır. O gün taş atanların çocukları, gerçekten de İslam'ın en büyük sancaktarlarından oldular.

Edeple edeplenmek; birine öfkelendiğimizde "Allah seni kahretsin" yerine "Allah seni ıslah etsin, kalbini yumuşatsın" diyebilecek o engin gönle ulaşmaktır. Kötülüğe iyilikle mukabele etmek, düşmanlığı dostluğa çevirebilecek tek simyadır. Bugün hayatımıza bu ahlakı; bizi kıran, üzen veya haksızlık eden biri için "Onun da bir hayra kapı açmasını" dileyerek ve beddua etmek yerine hayır duayı dilimize dolayarak taşıyabiliriz.


Bu "Taif Sabrı" teması, serinizin "Bağışlayıcılık" ve "Vizyoner Merhamet" üzerine en derin yazılarından biri olacaktır. Yazı başlığına "Kandan Gül Süzmek: Taşlanırken Dua Etmek" demek, okuyucunun kalbini o sarsılmaz metanetle titretecektir.

5 Post a Comment

İçinizde olan güzellik her zaman yazılarınıza ve dilinize aşkla dökülsün...

Daha yeni Daha eski

Öne Çıkanlar

KADİRİ YOLU