KADİRİ YOLU

KADİRİ YOLU
Seyr-u süluk Tasavvufi yetiştirilme yoludur.

 

Cehennemdeki Son Nida

Cehennemdeki Son Nida: "Yâ Hannân Yâ Mennân!"

Cenâb-ı Hakk’ın rahmetinin gazabını geçtiği o dehşetli ahiret gününde, cehennem azabının kat kat derinliklerinde, günahlarının cezasını çeken biçare bir kul vardı. Zamanın hükmünü yitirdiği o derin gayyyada, üzerinden asırlar geçmişti…

Bedenini kavuran ateşin ve ümitsizlik zifirinin ortasında o kul, nefsine mağlup olmuşluğunun mahcubiyeti ama kalbinin en derinindeki iman kırıntısıyla feryat etmeye başladı.

Dudaklarından ne bir itiraz döküldü ne de bir sitem… Sadece ve sadece Âlemlerin Rabbi'nin iki güzel ismine sığındı:

“Yâ Hannân! Yâ Mennân! (Ey kullarına acıyan, ey cömertliği sonsuz olan Rabbim!)”

Arş-ı Âlâ’ya Yükselen Sızı

Arş-ı Âlâ’da secdede olan Hz. Cebrail (a.s.), cehennemin en alt tabakalarından yükselen bu nahif ve yanık sesi işitti. Bu ses; gururun bittiği, kibrin kırıldığı, tam bir mahviyet ve iltica kokan bir nidamdı.

Cebrail (a.s.) secdede niyaz etti: — “Yâ Rab! Cehennemin derinliklerinden bir kulunun ‘Yâ Hannân, yâ Mennân’ diye feryat ettiğini duydum…”

Sonsuz ilim ve merhamet sahibi olan Allahü Teâlâ buyurdu:

“Ey Cebrail! Git, cehenneme gir ve o kulumu çıkarıp huzuruma getir!”

Cebrail (a.s.) cehenneme indi. Fakat cehennem öyle bir kükremiş, öyle bir karanlık ve duman kaplamıştı ki, kulun yerini tespit etmek imkânsız gibiydi. Hz. Cebrail (a.s.) geri dönüp durumu arz etti.

Rabbimiz buyurdu:

“Git, falan yerdeki dip kuyudadır. O kul, yıllardır sadece Benim rahmetime sığınarak çağırmaktadır!”

Hz. Cebrail (a.s.) tekrar indi, zifiri ateşin içinden o kulun elinden tuttu ve bitkin haldeki biçareyi çıkarıp Huzur-u İlahî’ye getirdi.

Rab ile Kulun Karşılaşması

Günahkâr kul, Âlemlerin Rabbi’nin huzurunda durduruldu.

Cenâb-ı Hak, kuluna sordu: — “Ey kulum! Dünyadaki amelin nasıldı, yerini ve mekânını nasıl buldun?”

Kul, başı önünde, mahcubiyet ve gözyaşları içinde cevap verdi:

“Yâ Rab! Mekânım mekânların en kötüsü, halim hallelerin en perişanı idi… Ben günahlarımla kendime zulmettim.”

Allahü Teâlâ buyurdu: — “Peki, ey kulum! Yıllardır cehennemin dibinde niçin ‘Yâ Hannân, yâ Mennân’ diye feryat edip durdun?”

O günahkâr kul, nebevî müjdeye kaynaklık eden o muazzam cevabı verdi:

“Yâ Rab! Biliyorum ki amelim beni oraya düşürdü… Fakat senin ‘Hannân’ (şefkat eden) ve ‘Mennân’ (karşılıksız veren) olduğunu biliyordum. Ne kadar günahkâr olursam olayım, Senin rahmetinden ümidimi kesmekten hayâ ettim! 'Beni ateşine atsa da Rabbin kapısından başka gidecek yerim yoktur' dedim ve Sana sığındım!”

İşte o an, ilahi rahmet tecelli etti. Allahü Teâlâ buyurdu:

“Ey kulum! Mademki Benden ümidini kesmedin, Benim rahmetime itimat ettin; git, seni affettim! Seni cennetime aldım!”

Kadirî ve Tasavvufî Yoldan Bir Tefekkür

Bu mübarek hadis ve menkıbe, tasavvufi derinliği bakımından şu hayati esasları tefsir eder:

1. Ümitsizlik İmandan Yoksunluktur (Raja Hâli)

Tasavvuf terbiyesinde havf (korku) ile recâ (ümit) bir kuşun iki kanadı gibidir. Kul ne kadar günahkâr olursa olsun, Allah’ın rahmetinden ümidini kesmesi (ye's) en büyük edepsizliktir. Cehennemin dibinde dahi olsa "Yâ Hannân" diyebilmek, kalpteki tevhid nurunun sönmediğinin ispatıdır.

2. Esma-i Hüsna ile İltica Etmek

Kul, ameliyle kurtulamayacağını anladığında Hakk'ın sıfatlarına sığınmalıdır. İbnü'l-Vakt olan arifler bilirler ki; amel eksik olabilir ama Allah’ın Hannân ve Mennân isimlerinin hazinesi eksilmez.

3. Zikr-i Dâimî ve Bağın Kopmaması

Bu kul cehennemde bile Allah’ı zikretmeyi terk etmemiştir. Ne anlama gelir bu? Bir insan cehennemde dahi zikrediyorsa, o zikir eninde sonunda onu zifiri karanlıklardan çıkarıp nura kavuşturur.

Gönül Hanesine Hikmetli Notlar

- Kapıyı Terk Etmemek: Hak dostları der ki: "Kovulsan da kapıdan ayrılma. Zira âşıklar için Yâr'ın kapısından başka gidecek bir tekkeleri yoktur."

- Cezayı Değil, Şefkati Anmak: Kul, "Beni niye yaktın?" diye itiraz etmemiş; aksine Allah'ın lütufkâr isimlerini anmıştır. Edep, darlık anında bile Rabbe güzel hüsn-i zan beslemektir.
- Samimi Bir Nida: Bazen ihlasla söylenen tek bir "Yâ Rab!" kelimesi, asırların günah kirini silip atmaya yeter.

“Sen yeter ki O’nun kapısını ihlasla çalmayı bil; cehennemin çukuru bile olsa, O’nun rahmet eli seni oradan söküp çıkarır.”

Bu menkıbe bize fısıldıyor ki ey can: Günahların ne kadar büyük olursa olsun, Rabbinin rahmetinden asla ümidini kesme. Bugün dünyada iken yürekten bir defa "Yâ Hannân yâ Mennân" de ki, o nida senin ahiretteki zırhın ve kurtuluş vesilen olsun…

Temel Kaynaklar:

İmam Ahmed bin Hanbel, el-Müsned (III/236, no: 13493)
İbn Ebi’d-Dünya, Kitâbü’s-Sıfâtı’n-Nâr / el-Ehvâl
Beyhakî, Şuabü’l-İmân ve İ’tikâd
Ebu Nuaym, Hilyetü’l-Evliyâ 

Hadisin Metni ve Sıhhati: Enes bin Mâlik (r.a.) vasıtasıyla Resûlullah Efendimiz’den (s.a.v.) rivayet edilmiştir. Hadis âlimleri bu rivayetin isnadını hasen/sahih kabul etmişlerdir. Hadiste geçen "Yâ Hannân yâ Mennân" niyazı, cehennemde bin yıl kaldıktan sonra bile ümidini kesmeyip Allah’ın isimleriyle O'na sığınan bir kulun af ve rahmetle kurtuluşunu müjdeler.

5 Post a Comment

İçinizde olan güzellik her zaman yazılarınıza ve dilinize aşkla dökülsün...

Daha yeni Daha eski

Öne Çıkanlar

KADİRİ YOLU