KADİRİ YOLU

KADİRİ YOLU
Seyr-u süluk Tasavvufi yetiştirilme yoludur.

 

Devlet Boyutunda Tevhid

Devlet Boyutunda Tevhid

Sultanlara Karşı Müstağnilik, Saray Ulemasının Tenkidi ve Adil Devlet Aklı

Tevhid Nizamı Serisinin dördüncü halkası; ferdi, aileyi ve toplumu mayalayan o nebevi ruhun, devlet mekanizması, adalet idaresi ve siyasi irade karşısında nasıl bir izzet ve duruş sergilemesi gerekir. Tevhid; mülkü ve egemenliği yalnızca Allah'a ait bildiği için, yeryüzündeki hiçbir makamı, hiçbir sultanı ve hiçbir otoriteyi mutlaklaştırmaz.

Seyyid Abdülkadir Geylânî hazretlerinin idarecilere karşı takındığı tavizsiz ve dik duruş; devlete tamamen sırt çeviren pasif bir inziva değil, aksine devlet aklını münafıklaşmış fitne odaklarının ve saray ulemasının esaretinden kurtarıp, şeriatın adalet terazisine oturtma mücadelesidir.


1. Devlet Boyutunda Tevhidin Yaşanması ve İlanı

Devlet boyutunda Tevhid; idare edenlerin de idare edilenlerin de yegane hakiki hükümdar olarak El-Melik olan Allah’ı tanıması ve mülkü O’nun adalet ölçülerine göre yönetmesidir:

— Sultanlara ve İdarecilere Karşı Müstağnilik (Dik Duruş): Tevhid ehli derviş, dünyevi güç sahiplerini ve sultanları asla birer rızık verici veya mutlak ulu'l-emr olarak ilahlaştırmaz. Seyyid Geylânî, dönemin sultanlarına ve onların etrafında dönen algı aparatlarına karşı şöyle haykırırdı: "Sultanlar birçok kişi için sahte ilah oldular! Yazıklar olsun size! Gölgeyi asıl, rızıklanan kulları rızık verici sandınız! Dünya firavunlarını büyük görüp Allah’ı unuttunuz. Sizin bu haliniz, kurtlara tapanların hali gibidir. Sen Hakk'a hizmet et, şu sultanların eline bakma!"

— Saray Ulemasının ve Münafık Islahatçıların Deşifre Edilmesi: Devlet kadrolarına sızmak, ihale devşirmek veya kendi saltanatlarını korumak için din adına algı üreten, dilleri çatallı saray alimleri Tevhidin en büyük düşmanıdır. Seyyid, nefsani hazları için koşa koşa sultanların kapısına giden din alimlerini zalimlerin ortağı sayar ve kesintisiz tenkit ederdi: "Alim adam mahlûkatın kapısına gitmez, zahit adam başkalarına el açmaz!" Tevhid ehli ferdin vazifesi, bu fitne elebaşlarının ortaya attığı tüm din maskeli yapıları dikkatle incelemek ve onların çatallı diline asla kanmamaktır.

— Adil ve Mücahid Devlet Aklına Omuz Vermek: Geylânî modelinin güce karşı duruşu devlete düşmanlık değil, adalete sadakattir. O, şahsi dünyalığı için halifeye dalkavukluk eden münafık kadrolarla kürsüden savaşırken; ümmetin namusunu koruyan, Haçlı işgaline karşı cihad bayrağı açan Nureddin Mahmud Zengi ve onun yetiştirdiği Selahaddin Eyyubi gibi adil idarecilere en büyük lojistik ve manevi desteği vermiştir. Medresesinde yetiştirdiği o adanmış "Kudüslüler" dervişleri, devletin bekası ve ümmetin izzeti için en ön saflara göndermiştir.


2. Devlet ve İdare Münasebetlerinde Tevhidin Hakim Olması İçin İzlenecek Yollar

İdare mekanizmasında ve devletle olan ilişkilerde münafıklaşmış fitne odaklarının algılarına teslim olmamak için şu 3 temel kural sarsılmaz bir metod olarak uygulanmalıdır:

Birinci Kural: "Islah Maskeli" Gösteriş ve Çıkar Yardımlarının Reddi

Ümmetin içine sızmış münafıklaşmış fitne odakları, devlet kadrolarında yer edinmek veya cemaat asabiyetlerini büyütecek siyasi imtiyazlar almak için devasa insani yardım, vakıf ve ıslah projeleri sunarlar.

— Nasıl Uygulanmalı?: Tevhid ehli derviş bilir ki, bu fitne elebaşlarının ortaya attığı yapıların arkasında sadece gösteriş ve menfaat hesabı vardır.

— Onların görünüşteki bu sahte ihsanlarına, hibelerine ve algı oyunlarına asla tenezzül edilmemeli, dinin temiz safiyeti bu çatallı dillere alet edilmemelidir. Devlet birimlerinde kadrolaşmak veya ihale payı kapmak için güce yamanmak, Geylânî’nin mîzânında dini dünyaya satmaktır.

İkinci Kural: "Kudüslüler" Ruhunu ve Rabbani Alim Neslini Yetiştirmek

Seyyid Abdülkadir Geylânî’nin yegane hedefi, sarayların eşiğinde kul köle olan ulemayı tasfiye edip, devlete ve orduya yön verecek, padişaha bile hakkı haykıracak bir "Rabbani Alimler Topluluğu" inşa etmekti. Because o bilirdi ki, Allah’ın vaat ettiği zafer nesli ancak bu adanmış alimlerin elinden çıkacaktır.

— Nasıl Uygulanmalı?: Dergahta yetişen sâlikler; pasif, dünyadan el-etek çekmiş, her haksızlığa boyun eğen pısırık birer münzevi olarak değil; devlet idaresinde adalet ve emanet bilincini kuşanacak, haksızlık karşısında El-Cebbâr olan Allah’a yaslanarak dik durabilecek "Zafer Nesli" olarak yetiştirilmelidir.

Üçüncü Kural: Mezhep ve Meşrep Taassubunun Kesin Tasfiyesi

Münafıklaşmış fitne odakları, devleti ve toplumu kontrol edebilmek için her zaman mezhep, meşrep ve cemaat taassubunu (kutuplaşmayı) bir silah olarak kullanırlar.

— Nasıl Uygulanmalı?: Seyyid Geylânî, devletin ve ümmetin birliğini parçalayan bu taassup ehline şiddetle hücum ederdi.

— İhvan, devlet kademelerinde veya toplumsal görevlerde asla "bizim cemaatten olanı kayırma" zilletine düşmemeli, liyakati ve emaneti esas almalıdır. Devlet boyutunda Tevhid; cemaat asabiyetini yerle bir edip, sadece adaletin ve liyakatin hakem kılınmasıdır.


Sonuç Olarak 

Devlet boyutunda Tevhid; ıslah maskeli münafıkların kurallarına göre din yaşamayı reddeden, devlet aklını ruhsuzlaşmaktan koruyan sarsılmaz bir nebevi duruştur. Dilleri çatallı fitne elebaşları, sultanların eşiğinde kürk yarıştırıp adam sayadursun; Tevhid ehli derviş, mülkün sahibinin ancak Allah olduğunu bilerek, adil idareciye adanmış bir "Kudüslü", zalim idareciye karşı ise hakkı haykıran Rabbani bir fener olur. 


5 Post a Comment

İçinizde olan güzellik her zaman yazılarınıza ve dilinize aşkla dökülsün...

Daha yeni Daha eski

Öne Çıkanlar

KADİRİ YOLU