Tasavvufî terbiyenin (Seyr-i Sülûk) özü, kuru bir bilgi yığını değil, bütünüyle güzel ahlaktır. Büyük mutasavvıflar, "Tasavvuf nedir?" sorusuna genellikle ahlak üzerinden cevap vermişlerdir. Bir sufinin ahlakını güzelleştirmesi, sadece dış görünüşünü düzeltmesi değil, kalbinin derinliklerindeki manevi hastalıkları tedavi edip yerine ilahî sıfatları nakşetmesidir.
Tasavvuf büyüklerinin rehberliğinde, ahlakı güzelleştirmenin yol haritasını şöyle inceleyebiliriz:
Sufinin Ahlak Yolculuğu: Edep ve Tasfiye
Tasavvufun en temel kaidesi şudur: "Tasavvuf, bütünüyle edeptir." Bu yolculuk, nefsin kötü sıfatlarından arınma (Tahliye) ve güzel sıfatlarla süslenme (Tahliye) aşamalarından oluşur.
1. Ahlakın Tanımı ve Kaynağı
Tasavvuf büyüklerine göre ahlak, zorlamayla yapılan geçici davranışlar değil, kalbe yerleşmiş sarsılmaz bir melekedir.
Cüneyd-i Bağdadî (k.s.) buyurur:
"Tasavvuf bütünüyle ahlaktır. Kim ahlakta senden ilerideyse, tasavvufta da senden ileridedir."
Sufi, ahlakını güzelleştirirken rehber olarak Üsve-i Hasene olan Resulullah (s.a.v.) Efendimizi alır. Onun ahlakı ise Kur’an’dır. Dolayısıyla Kur’an’ın "yap" dediği her şey güzel ahlak, "yapma" dediği her şey ise ahlakı bozan bir hastalıktır.
2. Temizlik Süreci: Tahliye (Arınma)
Kalbe güzel ahlakın yerleşmesi için önce yer açılması gerekir. Kirli bir kaba temiz su konulmaz. Sufi, önce şu üç büyük hastalığı kalbinden söküp atmalıdır:
- Kibir ve Gurur: Kendini başkasından üstün görme.
- Haset: Başkasındaki nimetin yok olmasını isteme.
- Riya: İbadeti ve güzel işleri başkalarına gösteriş için yapma.
İmam Gazâlî (r.h.) der ki:
"Ahlakın güzelleşmesi için önce nefsin ayıplarını tanımak gerekir. Kendi ayıbını görmeyen, onu tedavi edemez. Bir mürşid-i kâmilin aynası, sana kendi nefsinin çirkinliklerini gösterir."
3. Süslenme Süreci: Tahliye (Güzelleştirmek)
Kötü huylar terk edildikten sonra, kalbe yerleşmesi gereken temel "Sufi Ahlakı" şunlardır:
4. Pratik Metotlar: Ahlak Nasıl Güzelleşir?
Büyükler, ahlakı güzelleştirmek için sâlike şu üç pratik yolu tavsiye ederler:
A. Muhasebe ve Murakabe
Her akşam, "Bugün nefsim hangi kötü huya meyletti? Kimin kalbini kırdım? Rabbimle aram nasıldı?" diye kendini sorgulamaktır.
Şah-ı Nakşibend (k.s.) buyurur: "Yolumuzun temeli nefsi itham etmektir (kendini kusurlu görmektir)."
B. Sohbet-i Sâlihîn (İyilerle Beraberlik)
Kişi, beraber olduğu insanın ahlakı ile boyanır. Güzel ahlaklı bir velinin dizinin dibinde oturmak, bin kitap okumaktan daha tesirlidir.
"Kişi arkadaşının dini üzeredir." (Hadis-i Şerif)
C. Zikrullah
Kalp Allah'ı andıkça yumuşar. Yumuşayan kalp, merhamet ve şefkat pınarına dönüşür. Katı bir kalpten güzel ahlak çıkmaz.
Abdülkadir Geylânî (k.s.) şöyle nasihat eder:
"Ey oğul! Kimseyi hor görme. Halkın eziyetlerine katlan, onlara merhametle bak. Kimseye yük olma, herkesin yükünü çek. İşte gerçek dervişlik ve güzel ahlak budur."
Sonuç
Sufinin ahlakını güzelleştirmesi; dili sükûta, kalbi zikre, eli hizmete alıştırmasıdır. Kendi kusurlarını görmekten başkalarının ayıplarına bakmaya vakit bulamamasıdır.

Yorum Gönder
İçinizde olan güzellik her zaman yazılarınıza ve dilinize aşkla dökülsün...