Allah’ı Tanımak: Bir Teknik mi, Bir Hayat Tarzı mı?
Arayışın Sesi: Gelen Soru
"Kıymetli Üstadım, insanın bu dünyadaki serüveni nihayetinde kendi hikayesidir. Ancak bu hikayeyi hakkıyla anlamlandırabilmek için, evvela hikayenin gerçek Sahibi’ni doğru tanımak, O’nunla sahih bir bağ kurmak gerekmez mi? Maalesef bugün pek çoğumuzun 'Allah' tasavvuru, tahkiki bir bilgiden ziyade kulaktan dolma kabullerden ibaret. Örneğin Allah’ın Kahhar ve Cebbar isimlerini sadece gazap tecellisi sanıyoruz. Oysa bizi nefes almaya dahi mecbur bırakan bu mutlak irade, aslında gizli bir merhamet değil midir? Üstadım, bize Allah’ı öğretir misiniz?"
Fakirâne Bir Mukabele
Bize değer verip bir makama oturmanız, iltifat ederek "üstad" demeniz, hak etmediğimiz halde böyle bir karşılık görmek benim açımdan mahcubiyet vesilesidir. Çünkü o makamda ve ilmi hâl içinde değiliz. Göndermiş olduğunuz derin içerikli bu mesaj, bu fakirin gönül hanesinde ancak hikmet arayışı olarak kalacaktır. Aslında modern insanın en büyük yarasını deşmişsiniz: "Tanışık olduğumuzu sandığımız Allah ile yeniden tanışma ihtiyacı."
İnsanlar genellikle bir "formül" arıyor; oysa hidayet bir formül değil, bir serüvendir. Bu arayışı, hakikatin zorlu ama lezzetli yoluna bir davet olarak şöylece mütalaa edebiliriz:
1. Celal’in İçindeki Gizli Cemal: Kahhar ve Cebbar
Mesajda çok zarif bir şekilde değinildiği gibi; bizler Allah’ın Kahhar ismini sadece bir cezalandırma sıfatı olarak gördüğümüzde, sistemi eksik okuyoruz. O’nun bizi nefes almaya "mecbur" bırakması, kalbimizi irademiz dışında çarptırması bir "Kahır" (mutlak irade) tecellisidir; ancak bu kahır, hayatın devamlılığı için en büyük rahmettir.
"O, öyle bir Kahhar’dır ki; bizi yaşatmak için kendi iradesini bizim irademizin önüne koymuştur."
2. Peygamberi Metod: 23 Yıllık Bir Sabır ve Hayret
Efendimiz (sav) Allah’ı tanımanın "kısa yolu" olmadığını bizzat yaşayarak göstermiştir. 23 yıllık bir peygamberlik süreci, her gün edilen 100 istiğfar ve "Seni şanına layık bir marifetle tanıyamadım" itirafı... Bu bir eksiklik değil, hayretin sonsuzluğudur. Ruhu göklerden gıdalanırken bedeniyle aramızda olan bir Peygamber’in (sav), namazda arkasını görmesi; O’nun (cc) zikriyle boyanmış bir bedenin, fizik ötesi bir şuhuda (görüşe) eriştiğinin en büyük kanıtıdır.
3. Esma-i Hüsna: Araç mı, Amaç mı?
İnsanların isimleri sadece sıkıntılarından kurtulmak için birer "anahtar" gibi kullanması, modern insanın faydacı (pragmatist) yaklaşımıdır. Oysa:
– Esma; O’nu kainatın her zerresinde, bir çiçeğin inceliğinde görebilmek için birer penceredir.
– Zikir; dilde bir sayı değil, hayatın her hukukunda, komşu hakkından tabiatın korunmasına kadar her paylaşımda O’nun bir "tecellisini" bulma gayretidir.
Kur'an Ahlakı ile Boyanmak
Allah’ı öğrenmek, O’nun hakkında bilgiler biriktirmek değildir. O’nu tanımak; O’nun ahlakıyla (Kur’an ahlakı) ahlaklanmak, O’nun bak dediği yerden bakmaktır. Bir büyüğün dediği gibi: "O’nunla yaşamak, O’nun razı olduğu her şeyi kendimize dert edinmektir."

Yorum Gönder
İçinizde olan güzellik her zaman yazılarınıza ve dilinize aşkla dökülsün...