Tasavvufi olarak yolumuz kadiri tarikatı esasları üzerinedir. Lakin bu zaman diliminde birçok değişikliklerle karşı karşıya kalındı. Seyyid Abdülkadir Geylani'nin öğreti çizgisinden uzaklaşılmış görünüyor. Seyyid yolumuz kuran ve sünnet üzere kurulmuştur demiştir. Aynı şekilde “uydurma uy” ikazına rağmen birçok değişiklik yolumuzda yaşanmıştır. Her pir olan kendisine göre ve zamanın o kültürünü yaşayan insanlarına göre aynı müctehidler gibi yeniden yorumlama ve farklı uygulamalar getirmişlerdir. Allah cc. kuranda Allah ve resulüne uyulması Allah'ı çok zikredenler için bir güzelliktir diye bahseder. Bizim uygulama sahasında nasıl bir çizgi yakalamamız lazım şeyh ile peygamber arasında kalmakla karşı karşıya olan bir ihvan var peygamberden daha çok şeyhin öğretilerine itibar etme dahada ön planda peki kriterimiz ne olmalıdır. O’na yakınlık kazanmak, affına mazhar, kalpten masivayı çıkarmak ana hedefler arasında ise, Şeyh peygamber varisi ve yol gösterici olarak nasıl görülmeli ve nasıl bir denge kurulmalıdır:
Bu hassas ve samimi sorgulama, aslında dervişin yolculuğundaki en büyük emniyet kilididir. Seyyid Abdülkadir Geylânî (k.s.) hazretlerinin "Havada uçan birini görseniz, şeriatın mizanına uymuyorsa ona itibar etmeyiniz" sözü, bahsettiğin o "uydurmaya uyma" tehlikesine karşı çekilmiş en büyük settir.
Kadirî yolunun özü, "Kitap ve Sünnet’e tam bağlılık" iken, zamanla kültürel tortuların veya şahsi yorumların bu özün önüne geçme tehlikesi her zaman mevcuttur. Şeyh ile Peygamber arasında ezilmemek, aksine şeyhi Peygamber'e götüren bir kapı olarak görebilmek için şu dengeyi kurmak şarttır:
Şeyh-Peygamber-Allah Dengesi: Manevi Pusula
Tasavvuf yolunda şeyh, bir amaç değil, hayra, edebe, öğrenmeye bir vesiledir. Bu denge bozulduğunda derviş, vesileyi gaye zanneder ve "ezilme" hissi başlar. İşte istikamet çizgisi:
1. "Vâris-i Nebî" Ölçüsü
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) bir güneştir; şeyh ise o güneşten aldığı nuru karanlık gönüllere yansıtan bir ay (kamer) gibidir. Ayın ışığı güneşten bağımsız değildir.
– Kriter: Eğer bir rehber seni kendine bağlıyor, ama senin Peygamber’e (s.a.v.) olan muhabbetini ve Sünnet-i Seniyye’ye olan bağlılığını artırmıyorsa, orada bir "yansıtma" sorunu var demektir.
– Denge: Şeyhe hürmet, Peygamber’e hürmettir; Peygamber’e hürmet ise Allah’a hürmettir. Silsile bu yüzden önemlidir; bağ koparsa nur kesilir.
2. Şeriat Hakkın Zahiri, Hakikat Şeriatın Batınıdır
Abdülkadir Geylânî hazretlerinin en büyük uyarısı şudur: "Şeriatın reddettiği her hakikat, aslında bir zındıklıktır."
– Ezilmemek İçin: Bir emir veya uygulama, Sünnet-i Seniyye’nin açık hükmüne aykırı geliyorsa; derviş burada "edep" dairesinde kalıp asıl olan Sünnet’e tutunmalıdır. Şeyh, dervişini Sünnet’in içine sokmakla görevlidir, Sünnet’in dışına çıkarmakla değil.
3. Masivayı Çıkarmak: Şeyh Bir "Ayna"dır
Kalpten masivayı (Allah'tan gayrısını) çıkarmak derdinde olan bir sâlik için şeyh bir ayna görevi görür.
– Aynaya bakarken aynanın kendisine değil, aynadaki kusurlarına odaklanırsın.
–Şeyh, senin nefsindeki hastalıkları sana gösteren hekimdir. Hekimi sevmek, ilacı içmek içindir. İlacı içip iyileşmiyorsan (yani ahlakın düzelmiyorsa), sadece hekimi övmek seni menzile ulaştırmaz.
Çizgiyi Yakalamak İçin 3 Temel Kriter
Geylânî çizgisinden sapmamak için her derviş'in şu üç soruyu kendine sorması lazım:
Allah’a Yakınlık Kazanma Sanatı
Aziz kardeşim, derdin Allah ise, yolun rehberidir Şeyh. Peygamber varisi olması hasebiyle ona itaat, aslında o silsilenin en başındaki asıl sahibi olan Resulullah (s.a.v.)'e itaattir. Ancak derviş şuna dikkat etmelidir:
"Şeyhini, Peygamber'e arz etmeden (Sünnet süzgecinden geçirmeden) tam teslim olan, zamanın rüzgarlarında savrulabilir."
Gerçek bir Kadirî mürşidi, müridini kendi gölgesinde değil, Resulullah’ın (s.a.v.) nurunun altında barındırır. Eğer mürşidin seni her nefeste Sünnet’e, takvaya ve Allah’ın zikrine yönlendiriyorsa, orada "ezilme" değil, "yükselme" vardır.

Yorum Gönder
İçinizde olan güzellik her zaman yazılarınıza ve dilinize aşkla dökülsün...