Kayıtlar

Temmuz, 2023 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Yalan rüya uydurmak

Resim
Yalan rüya uydurmak Bazen insan birilerini korkutmak veya yönlendirmek amaçlı görmedikleri halde kasıtlı olarak rüya uydururlar. Bazende seyrü sülukta ilerleme sağlamak için nefsin makamlarına tekabül edecek işaretleri ifade eden rüyaları uydurmaya tenezzül edenler ortaya çıkmaktadır.  Bunu, insanlar arasında bir üstünlük veya farklı olmak adına yapanlar,  isminin bilinmesini istemek veya maddi bir çıkarı elinde tutabilmek için ya da aralarında düşmanlık olan birilerini korkutmak için yapmaktadırlar.  Halkımızın birçoğunda rüyalara karşı ilgi ve inanç acısından değer verme olup bir bağlılık oluşmuştur. Mü'minin rüyasını peygamberliğin kırk altı cüzünden birisidir. Bakınız; Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (ﷺ) buyurdular ki: "Zaman yaklaşınca, mü'minin rüyası, neredeyse yalan söylemeyecek. Esasen mü'minin rüyası, peygamberliğin kırk altı cüzünden bir cüzdür." Buharî'nin rivayetinde şu ziyade var: "Peygamberlikten cüz olan şey yal...

Asrı Saâdette Kur'ânın Cem'i ve Cem' Edenler

Resim
Asrı Saâdette Kur'ânın Cem'i ve Cem' Edenler Hz. Peygambere nâzil olan vahiyler bir yerde cem' edilip tertip edilmemişti, yani resmi bir tertip işine teşebbüs edilmemişti. es-Suyuti, Peygamber zamanında Kur'an'ın toplanıp toplanmadığı hususunu zikrederken, Zeyd b. Sâbit'in "Peygamber zamanında Kur'an'dan hiç bir şey toplanmadı"(el-Itkân, I. 71.) dediğini kaydeder. Bu ifade resmî bir cem'in mevcûd olmadığı ve Peygamber tarafından böyle bir teşebbüse girişilmediği, hatta ileride Ebu Bekr'in, Peygamberin yapmadığı bir şeye ben nasıl teşebbüs ederim deyip, bu işten imtina etmek istemesi, gösteriyor ki, böyle resmi bir cem' işi yoktur. Ama bu demek değildir ki, şahıslar münferit olarak Peygamberden işittiklerini toplamıyorlardı. Peygambere yakın olan ve daima onun yanında bulunan bazı bilgin sahabe, ondan işittiklerini bir yerde toplamaya azami gayreti gösteriyordu. Abdullah b. Ömer, Peygamberi şöyle işittiğini söylüyor" Ku...

Peygamberlerin Tebliğ Görevi

Resim
Peygamberlerin Tebliğ Görevi Hakkında Ayetler Tebliğ, peygamberlerin temel görevlerinden biridir. Peygamberler, Allah'ın kendilerine vahyettiği hakikatleri çevrelerindeki insanlara, toplumlarına duyurmakla, iletmekle yükümlüdürler.  Tebliğ; beyin yıkama, propaganda ve ajitasyon olmadığı gibi, şiddet ve zorlamayı da içermez; yalnızca, dinlemeyi becerebilen insanlara ayetlerin okunması ve muhtevalarının anlatılmasıdır. Bunun ise, ancak barış ortamında, barışçıl yollarla yapılabileceği aşikârdır. Bu nedenle, yaygın olarak bilinenin aksine, savaş, tebliğin bir parçası veya vasıtası olarak görülemez. Kur'an'a göre, meşru savaşın tebliğle tek irtibatı, savaşın tebliğ ortamının ortadan kaldırılması nedeniyle başvurmak zorunda kalınan geçici bir durum olmasıdır. a) Peygamberlerin Tebliğ Görevi Hakkında Ayetler 87 A’la Suresi 9. Faydalı olacaksa insanlara öğüt ver. 10. Allah'tan korkan öğüt alacaktır. 11. Bedbaht olan ondan kaçınacaktır. 7 A’raf Suresi 35. Ey Adem oğulları! Size...

Ebu Huzeyfe’nin Dostu Salim (Hafızların En İyisi)

Resim
Salim Mevla Ebu Huzeyfe (R.a) Hafızların en iyisi... Resulullah   ( صَلّى اللهُ عَلَيْهِ وسَلَّم)   bir gün ashabına vasiyet ederek buyurdu ki: “Kur’an’ı dört kişiden alınız: Abdullah b. Mes’ud, Ebu Huzeyfe’nin dostu Salim, Übey b. Ka’b ve Muaz b. Cebel...” Daha önce İbn Mes’ud, Übey ve Muaz ile buluşmuştuk. Resulullah   ( صَلّى اللهُ عَلَيْهِ وسَلَّم) ’in Kur’an öğretiminde bir hüccet ve dayanak yaptığı dördüncü sahabî kimdi? O, Ebu Huzeyfe’nin dostu Salim’dir... O, bir köle idi. İslam onun şanını yükselterek, onu, müslüman olmadan önce Kureyş’in eşrafından ve liderlerinden biri olan müslümanların büyüklerinden birine evlat kıldı. İslam, evlat edinme adetini bozduğu zaman o, onu evlatlık edinen Ebu Huzeyfe b. Utbe’ye bir kardeş, arkadaş ve dost oldu. Allah’ın fazlı ve nimeti ile Salim fazileti, davranışları ve takvası sebebiyle müslümanlar arasında ince ve yüksek bir makama ulaştı... Bu ad ile tanındı: Ebu Huzeyfe’nin dostu Salim... O bir köle iken azad edilmiş, İslam’a ...

Abdülkadir Geylani'nin İnsanın Yaratılışı Hakkındaki Düşünceleri

Resim
İnsanoğlunun Yaratılışı Hakkındaki Düşünceleri  Şu insanın yaradılışındaki hikmeti düşündünüz mü, ne kadar akıllara hayret verici bir şeydir o! Heva ve hevesine uymadığı zaman bir melek, nefsinin çirkin arzularını yendiğinde derin manalar taşıyan bir letafet membaı, gaybi sırların gariplerini içinde bulunduran bir hazine; kâh nur, kah zulmetle dolu acayip bir kab; Ruh gelininin içinde süslenerek gizlendiği bir saraydır… Onun gayb ve hazırdakileri bilen ulu varlığın en büyük eseri olduğunu, akıl canlı bir biçimde göstermektedir.. O, varlık denizlerindeki ilim gemilerinde barınan ruh incileri ile heykel sedeflerini bariz bir şekilde taşımaktadır… O, ruh sayesinde mücahede sahalarına yürüdü. İşte orada akıl sultanı, nefis sultanının tam karşısında hücuma hazır bir vaziyette durdu. Göğsünün tam ortasında karşılaştılar, kıyasıya döğüşmeye başladılar. - Nefis, heva sultanının en kıymetli askerlerindendir. Ruh da akıl sultanının askerlerinden en ileri gelenidir.. Orada bir ses: - Ey Allah...

Hz. Ebubekr-i Sıddık (R.A)'dan Öğütler

Resim
EBÛ BEKR-İ SIDDÎK (r.a):  Abdüllah bin Ebû Kuhâfe Osman bin Âmir bin Kâ'b bin Sa'd bin Teym bin Mürre bin Kâ'b Kureyşî, Eshâb-ı kirâmın en üstünü, Aşere-i mübeşşerenin birincisidir. Resûlullahın mağara arkadaşı ve ilk halîfesidir. Annesinin adı Ümmülhayrdır.  Manifatura tüccârı olup, çok zengin idi. Kureyşin ileri gelenlerindendi. Hatîce, Ali ve Zeyd bin Hârise'den sonra, dördüncü olarak îman edendi. Resûlullah'a fevkalâde sıdkı ve sevgisi vardı. Osman, Zübeyr, Abdürrahmân, Sa'd bin Ebî Vakkâs, Talha gibi üstün Sahâbîler, Ebû Bekrin çağırması ile imana gelmelerinde vesile oldu.  Malının hepsini, Resûlullah'ın uğrunda harcadı. Çok hadis-i şerif ile ve âyet-i kerime ile medh olundu. Bütün gazâlarda bulundu. Kendini Resûlullah'a siper ederdi. Resûlullah vefât ettiği gün, Hz. Ömerin aklı gidip, (Resûlullah göğe çıktı. Kim Ona öldü derse boynunu vururum) diyerek kılıcını çekti. Herkes, üzüntüden ve Ömerin bu hâlinden korktuğu hâlde, Ebû Bekr büyük cesaret ile...