Kayıtlar

Nisan, 2026 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Farklılaşmama Edebi

Resim
  "Liderlik" ve "Eşitlik" kavramlarını yeniden tanımlayan, kibrin kökünü kazıyan muazzam bir sahneyle devam edelim. Bugünün güzelliği: "Ayrıcalık Değil, Ortaklık: Odun Toplayan Sultan." "Herkes Kadar Olmak: Farklılaşmama Edebi" "Statü ve Ayrıcalık Yarışı" Bugün bir makama, bir ünvana veya bir güce sahip olanların ilk yaptığı şey, kendilerini diğerlerinden ayıracak "ayrıcalıklar" talep etmektir. "Benim vaktim daha değerli", "Bu iş benim seviyem değil" diyerek, zorlu işleri başkalarına yıkıp sonucun kaymağını yeme yarışı içindeyiz. Oysa bir toplulukta "en tepede" görünenin, "en alttakiyle" aynı işe omuz vermesi, bugün bir "PR çalışması" sanılacak kadar nadir bir durumdur. Peki, kâinatın en şereflisi olan Hz. Peygamber (sav), bir yolculuk meşakkati içinde nerede dururdu? Asr-ı Saadet’ten Kesit: "Ben de Odun Toplayayım" Sahabelerle birlikte bir yolculuk sırasında, yemek h...

Defterden Silinen İsim

Resim
Vefa ve istikrarla bu kapıyı çalman ne güzel. Bugünün niyetinde yüklerden kurtulmak ve tecrübeyle hataları onarmak var; o halde gönül kütüphanesinden, tozlu görünen ama içi pırlanta dolu o menkıbeyi indirelim. Bugün, "geçmişin ağırlığı altında ezilmek" ile "geleceğe tertemiz bir adım atmak" arasındaki o ince çizgiyi konuşalım. Abdülkadir Geylani ve "Defterden Silinen İsim" Bir gün Abdülkadir Geylani Hazretleri’nin huzuruna, gözyaşları içinde bir adam gelir. Adam perişandır, sanki dünyanın bütün yükü omuzlarındadır. Şöyle feryat eder: "Efendim, ben bittim! Yıllarca öyle hatalar yaptım, öyle günahlar işledim ki artık dönüşüm yok sanıyorum. Rüyamda kendimi 'salihler defterinden' ismi silinmiş, 'bahtsızlar defterine' kaydedilmiş gördüm. Bu yükle nasıl yaşarım? Yeniden başlamaya yüzüm mü var?" Geylani Hazretleri, o meşhur celalli ama şefkat dolu bakışıyla adama bakar. Bir an sükût ettikten sonra şöyle buyurur: "Evladım, rüyanda ...

Kur'an'da Emanete Riayet Etmek

Resim
Toplumsal güvenin temel taşı olan "Emanet" kavramını işleyelim. Kur’ân-ı Kerîm’de emanet; sadece birine bırakılan maddi bir eşya değil, verilen sözlerden üstlenilen görevlere, sahip olduğumuz bedenden toplumsal adalete kadar geniş bir sorumluluk alanını kapsar. İşte ayetler ışığında, müminin en temel vasfı olan "eminlik" duruşu: Güzel Ahlak Dizisi - 3: Emanete Riayet (Güvenilir Olmak) Kur’ân perspektifinden emanet, insanı insan yapan ve onu diğer varlıklardan ayıran en ağır ve en şerefli sorumluluktur. Allah, kurtuluşa eren müminleri tarif ederken "emanete sadakati" merkezi bir yere koyar. 1. Müminin Kimlik Belgesi: Sadakat Kurtuluşa eren ve ebedi huzura kavuşacak olan müminlerin ortak özelliği, sözlerinde ve emanetlerinde durmalarıdır: – "Yine onlar ki, emanetlerine ve ahidlerine (verdikleri sözlere) riayet ederler." (Mü'minûn, 23/8) – "Onlar emanetlerini ve ahidlerini gözetirler. Şahitliklerini dosdoğru yaparlar." (Meâric, 70/3...

Hz. Ebubekir’in Haşyeti

Resim
  Hz. Ebubekir’in Haşyeti: Cennetle Müjdelenen Bir Kalbin Titreyişi Ehl-i Sünnet itikadına göre Hz. Ebubekir, Peygamberimizden (s.a.v.) sonra insanların en hayırlısıdır. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) bir defasında, "Ümmetim içinde cennete ilk girecek olan Ebubekir olacaktır" buyurarak cennetle müjdelendiği, oraya ümmet içinde ilk girecek kişi olacağı ve cennetin tüm kapılarından birden çağrılacağı bizzat Efendimiz tarafından haber verilmiştir. Ancak bu kesin müjdelere rağmen onun kalbi, ilahi huzurda hesap verecek olmanın ağırlığıyla daima sarsılmıştır.  1. "Keşke Bir Ot Olsaydım" Sıddık-ı Ekber, sahip olduğu yüksek makama rağmen bazen derin bir tefekküre dalar ve sorumluluk duygusunun büyüklüğü karşısında hüzünle şöyle derdi: "Ah keşke ben de kesilen bir ağaç olsaydım, keşke hayvanların yiyeceği bir ot olsaydım!" . — Hesap Kaygısı: Bir gün bahçede gördüğü bir hayvana bakarak içini çekmiş ve şöyle seslenmiştir: "Sen ne kadar bahtiyarsın ki yiyip içiy...

Namazda Sütre Edinmek

Resim
  Namazın huzurunu ve huşusunu dış müdahalelerden koruyan manevi ve fıkhî bir kalkan olan "Sütre" konusunu, dört mezhebin yaklaşımları ve uygulama incelikleriyle ele alalım. Sütre, sadece fiziksel bir engel değil; kulun Rabbi ile arasına dünya meşgalelerinin girmesini önleyen bir sınır, bir edep çizgisidir. Bu konu, namazın manevi derinliğini ve kulun dünyadan soyutlanma çabasını ele alan Tasavvuf perspektifiyle de tam bir uyum içerisindedir. Namazın Muhafızı: Sütre Edinmek Namaz kılan bir kimsenin, önünden geçilmesi muhtemel olan yerlerde, secdeden itibaren bir miktar ileriye koyduğu engelleyici nesneye sütre denir. 1. Sütrenin Tanımı ve Hükmü Sütre , "örtmek, gizlemek, engel olmak" anlamlarına gelir. Namazda sütrenin temel amacı, namaz kılanın dikkatini dağıtacak unsurları engellemek ve önünden geçecek olanları günaha girmekten kurtarmaktır. – Hükmü: Önünden geçilme ihtimali olan yerlerde sütre edinmek, dört mezhebe göre de sünnettir. Hanefî ve Malikîlerde ba...

Kur’an’da Diyalog Sanatı, Sual Ve Cevaplar

Resim
  Kur’an-ı Kerim, donmuş bir metin değil; Allah, Peygamber ve muhataplar (müminler, kâfirler, ehl-i kitap) arasında süregelen dinamik bir diyalogdur. Sual ve Cevaplar (Es’ile ve Ecvibe) ilmi, bu ilahi iletişimin mantığını, üslubunu ve pedagojik hedeflerini inceler. Zerkeşî ve Süyûtî gibi otoriteler, bu konuyu belâgatın zirvesi olarak görür ve hitabın akışına göre farklı bölümlerde mütalaa ederler.  Kur’an’da Diyalog Sanatı: Sual Ve Cevaplar Kur’an-ı Kerim’de sorular sadece bilgi almak için değil; bazen susturmak, bazen düşündürmek, bazen de bir hükmü pekiştirmek için sorulur. Bu soruların ve verilen cevapların tertibi, Kur’an’ın "İ’câz" (eşsizlik) yönlerinden biridir. Hitabetin 13 Bölümü ve Teknik Yapı Alimler, bu sual ve cevapları üslup özelliklerine göre 13 ana kategoride incelemişlerdir. Bu tasnifler içinde en dikkat çekici olan yaklaşımlar şunlardır: 1. Sualin hemen akabinde cevap: Klasik düzen budur. Bunlar genellikle "Yes’elûneke" (Sana soruyorlar) kalıbıyl...

Ceylan Mucizesi Ve Ağlayan Deve

Resim
  Bu kıssa, İslam kültüründe ve edebiyatında "Ceylan Mucizesi" olarak bilinen, özellikle mevlitlerde ve halk arasındaki sohbetlerde çok sevilen, gönülleri yumuşatan meşhur bir anlatıdır. Bu olayın hem hikayesini hem de ilmî arka planını (sahihlik durumunu) bir dost meclisimizde netleştirelim. "Gönüllü Bir Esir ve Yüce Bir Kefil" Anlatıya göre; bir avcı (bazı rivayetlerde bedevi, bazılarında Yahudi olarak geçer) bir ceylan yakalamış ve onu direğe bağlamıştır. Efendimiz (sav) oradan geçerken ceylan dile gelir ve der ki: "Ya Resulullah! Dağın ötesinde iki yavrum var, açlar. Beni serbest bırakmaları için aracı ol, gidip onları emzireyim ve geri döneyim." Efendimiz (sav) avcıyla konuşur ve ceylan dönene kadar onun yerine "kefil" olarak orada bekler. Ceylan gider, yavrularını emzirir ve verdiği söze sadık kalarak geri döner. Bu manzarayı, ceylanın sadakatini ve Efendimiz'in (sav) merhametini gören avcı, hayretler içinde kalır ve ceylanı serbest ...

Soruların Sessizliği

Resim
  Abdülkadir Geylani ve "Soruların Sessizliği" Bağdat’ın büyük âlimlerinden biri, Abdülkadir Geylani Hazretleri’nin şöhretini duyunca onu imtihan etmek ister. Zihninde tam yüz tane çetin, içinden çıkılmaz fıkhi ve kelami soru hazırlar. "Eğer gerçekten büyük bir zatsa, bu soruların altında kalmaz," diyerek huzuruna çıkar. Âlim, Hazret’in meclisine girip karşısına oturduğunda, Geylani Hazretleri ona sadece bir an nazar eder. O an, âlimin zihnindeki o yüz soru sanki bir silgiyle silinmiş gibi uçar gider. Âlim, ağzını açıp tek bir kelime dahi edemez; tüm bilgisi, tüm soruları ve tüm özgüveni bir anda buharlaşmıştır. Derin bir mahcubiyetle başını öne eğer. Geylani Hazretleri tebessüm eder ve o âlimin zihninden silinen soruları, tek tek kendisi söyleyerek hepsine en ince ayrıntısıyla cevap verir. Âlim, hayretler içinde kalır ve üzerindeki o ağır "bilgi kibri" yükünün kalktığını hisseder. Hazret sonunda şöyle buyurur: "Evladım, dolu bir kaba yeni bir şey k...