Kayıtlar

Mayıs, 2026 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Namazda Yüzü Karartan Düşünce

Resim
  “Yüzü Karartan Düşünce” Hak dostlarının büyüklerinden Cüneyd-i Bağdadi Hazretlerinin talebelerinden biri olan Ebu Âmr İbn Alvan şöyle anlatır: Bir gün namazda kıyamda duruyordum... Dil Kur'an okuyordu... Beden kıbleye dönüktü... Ama bir an gaflet kapısı aralandı. Kalbime nefsânî ve şehevî bir düşünce geldi. O anda sanki yıldırım çarpmış gibi oldum. Namaz bitmeden yere yığıldım. İçimde öyle bir utanç doğdu ki anlatamam… Çünkü insanın günah işlemesi ayrı, Allah'ın huzurunda iken gaflete düşmesi ayrıdır. Kalkıp aynaya baktığımda dehşete düştüm. Vücudum kararmıştı… Sanki içimdeki karanlık dışıma vurmuştu. Sabunlarla yıkandım... Tekrar tekrar temizlenmeye çalıştım… Ama nafile… Bir türlü o kararma gitmiyordu. Tam üç gün boyunca bu hâl devam etti. Üç gün sonra yavaş yavaş eski hâlime döndüm. Lakin gönlümdeki korku geçmemişti. Çünkü veliler bilir ey can: Bazı lekeler suyla değil, tevbe ile temizlenir. İşte Kadirî yolunun en ince sırlarından biri burada gizlidir: Günahın büyüklüğü baz...

Hamam Kapısındaki Baygınlık

Resim
  “Hamam Kapısındaki Baygınlık” Hak dostlarının sultanlarından İbrahim bin Ethem Hazretleri bir gün bir hamama uğradı. Yol yorgunuydu… Üzerinde derviş hırkası vardı... Dünyanın gözünde sıradan bir yolcu gibiydi. Yıkandı, temizlendi ve çıkmak üzere kapıya yöneldi. Tam dışarı adım atacağı sırada hamamcı önüne geçti. — "Dur bakalım!" dedi. Sonra hakkından fazla bir ücret istedi. İbrahim bin Ethem Hazretleri yumuşak bir sesle buyurdu: — "Ey hamamcı... Yanımda fazla param yoktur. Hakkın neyse onu al." Fakat adamın öfkesi dinmedi. Bağırarak dedi ki: — "Madem paran yoktu, niye hamama girdin be adam?" Bu söz duyulduğu anda… Sanki bir ok gelip gönül sultanının kalbine saplandı. Çünkü veliler, insanların duyduğu kelimeleri değil; o kelimelerin işaret ettiği hakikati duyarlar. Birden rengi değişti. Dizlerinin bağı çözüldü. Ve olduğu yere yıkıldı. Oradakiler telaşa kapıldı. Kimisi su getirdi… Kimisi başını kaldırdı… Kimisi ne olduğunu anlamaya çalıştı… Bir müddet sonr...

Zülkarneyn (a.s.)

Resim
  Zülkarneyn (a.s.)   Kur'an-ı Kerim’de Kehf Suresi’nde (83-98. ayetler) zikredilen, kendisine Allah tarafından büyük bir güç, iktidar ve ilim verilmiş mümin bir hükümdardır. Doğuya ve batıya büyük seferler düzenlemiş, yeryüzünde adaleti tesis etmiş ve Ye'cüc ile Me'cüc kavimlerinin önünü kesmek için devasa bir sed inşa etmiştir. 1. "Zülkarneyn" İsminin Anlamı ve Kimliği "Zülkarneyn" Arapça bir terkip olup "İki boynuz sahibi" anlamına gelir. Buradaki "boynuz" (karn) ifadesi tarihi ve tefsiri açıdan mecazi anlamlar taşır: — Doğu ve Batı: Dünyanın doğusuna ve batısına hükmettiği için bu ismi aldığı kabul edilir (Boynuz, dünyayı saran uç noktaları simgeler). — Zaman ve Nesil: "Karn" aynı zamanda çağ/nesil demektir. İki çağ görmüş veya iki nesle hükmetmiş bir lideri de ifade edebilir. — Güç ve İhtişam: Eski kültürlerde boynuz, mutlak gücün ve hükümdarlığın sembolüdür. Üstad Nedvi: “Birinci seferinde Pers ve Midya’yı bir ara...

Tevhid Mertebeleri ve Dört "Lâ" Formülü

Resim
  Taklitten Hakikate Tevhidin Dikey Yükselişi İmam Gazâlî'nin Tevhid Mertebeleri ve Dört "Lâ" Formülü Giriş: Tevhid Bir Kelime Değil, Bir Yolculuktur Tevhid denildiğinde çoğu insanın zihninde Allah'ın birliğine inanmak gelir. Hâlbuki Kur'an'ın davet ettiği tevhid, sadece zihinsel bir kabul veya dille söylenen bir şehadet cümlesi değildir. Tevhid, insanın bakış açısını, değer yargılarını, korkularını, sevgilerini, hedeflerini ve hatta varlığı algılayış biçimini değiştiren köklü bir dönüşümdür. Bu yüzden tevhid, bir başlangıç noktası olduğu kadar bir yolculuktur da. İslam düşüncesinin büyük mütefekkirlerinden İmam Gazâlî, tevhidin insan ruhunda gerçekleşen bu derinleşmesini "tevhid mertebeleri" şeklinde açıklarken, tasavvuf geleneği de aynı yükselişi "Dört Lâ" formülüyle ifade etmiştir. Biri teorik ve fikrî bir harita sunarken, diğeri bu haritanın kalpte yaşanan tecrübesini anlatır. Aslında her iki yaklaşım da aynı hakikatin farklı dillerle a...

İşari ve Fıkhı Tefsir

Resim
  İslam tefsir geleneğinde "İşari" ve "Fıkhi" tefsirler, Kur'an'ın farklı boyutlarını—biri manevi derinliği, diğeri ise ameli/hukuki yönü—merkezine alan çok kıymetli iki ana disiplindir. Bu iki yöntemi, tefsir metodolojisi içerisindeki yerleriyle şu şekilde özetleyebiliriz: İşari (Tasavvufi) Tefsir İşari tefsir, ayetlerin zahiri manasının (lafzi anlamının) ötesinde, bu manalara bağlı kalarak veya onlardan esinlenerek keşfedilen "batıni" veya "tasavvufi" manalara odaklanır. İşaret yoluyla (işaretle) yapılan tefsirdir. --- Temel Bakış Açısı:   Kur'an, zahir (dış) ve batın (iç) katmanlarından oluşur. Müfessir, riyazet ve nefis terbiyesi yoluyla kalbini arındırdığında, ayetlerdeki gizli hikmetleri ve hakikatleri "sezgi" (feth-i ilahi) yoluyla anlar. --- İşari Tefsirin Şartları: 1. Ayetin zahiri manasına aykırı olmamalıdır. 2. Ayetin genel maksadına ters düşmemelidir. 3. Kur'an'ın bütünüyle çelişmemelidir. 4. Söz konusu y...

Tefsir Çeşitleri

Resim
  Tefsir İlminde Yöntem ve Tasnif Kur’an-ı Kerim, insanlığa dünya ve ahiret saadetini göstermek için indirilmiş bir hidayet rehberidir. Müfessirler, bu ilahi kelamı anlama gayreti içerisinde, farklı disiplinleri (dilbilim, tarih, kelam, fıkıh vb.) kullanarak çeşitli tefsir metodolojileri geliştirmişlerdir. Tefsir, temelde müfessirin yöntemine ve başvurduğu kaynaklara göre Rivayet ve Dirayet olmak üzere iki ana kategoriye ayrılır. 1. Rivayet Tefsiri (Tefsir bi'l-Me'sûr) Rivayet tefsiri; Kur’an’ın bizzat Kur’an ile, Hz. Peygamber’in (s.a.v) açıklamalarıyla, sahabe ve tabiun dönemi âlimlerinden gelen nakillerle açıklanmasıdır. Temel Özellikleri ve Riskler Rivayet tefsirinde ana ilke, otoriteye sadakattir. Ancak nakil merkezli bu yöntemin üç temel zayıf noktası mevcuttur: — Uydurma Haberler (Mevzuât): Zamanla tefsir literatürüne karışan zayıf ve uydurma rivayetler. — İsrailiyat: Geçmiş peygamberler ve ümmetlere dair, İslam'ın temel prensipleriyle çatışabilen dış kaynaklı an...