Kayıtlar

Hürriyet

Resim
Hürriyet Tasavvufi Terim Olarak Hürriyet İnsanın bağlardan kurtulması bağımsızlığa kavuşmasıdır. İnsan hiçbir mahlukun köleliği altına girmemesi, hiçbir gücün etkisi altında olmaması halidir. Sağlam ve doğru bir hürriyetin göstergesi Hiçbir eşya  arasında fark gözetmeksizin, kalpten çıkarılması dünya varlıkları arasında bir fark görmemektir. Değerli ile değersizin onun için bir olması hakiki hürriyettir.  Harise, Hz Peygamber’e (sallallahu aleyhi ve sellem):  “Kendimi dünyadan çektim, gözümde dünyanın taşı ile altını bir oldu.”  demiştir . Hürriyet’in hakikati insanın yüce Allah’a tam  manasıyla  kul olması kulluk şuurunu takınmasındadır. İnsan, Allah’a kullukta samimi olursa, O’ndan başka  her şeyin  köleliğinden kurtulur. Hürriyet, yaratılmışlardan hiç kimseye kul köle olmamak manasına gelmesinin yanında dünyaya yönelik bir menfaate veya ahirete yönelik bir beklentiye  girmemek, onlara kul köle olmamak şeklinde de anlaşılmıştır. Hürriyet, A...

Temkin

Resim
Temkin Tekim Hali Nedir Temkin hal ve makamlar da özellikle fenadan sonra ki Beka makamında Melike yani yetenek kazanmaktır. Temkin vakur ciddi Uslu ve oturaklı olma halidir ki tasavvuf erbabı önce istikamete derinleşip kazanma yüzüp gezmeden kurtulmak huzur ve itminana ulaşmaktan ibarettir. Temkin ehli aynı zamanda mal sahibi kendi nefsini arzu ve heveslerine karşı tam bir hakimiyeti kazanılmış hakkın dileklerini kendi isteklerini önünde tutan hakka fani olan Allah’ın has kuludur.  Temkinin Bir de şöyle derinliği vardır. Allah sonsuz olduğu için Aslında ona vuslat da sonsuzdur. Bu yüzden hakka vuslatı yaşayan Hak dostu kendi temkini içinde de telvin yaşayabilir. Bu böyledir zira Allahu Teala’nın takdir ve tecellilerinin sonu yoktur.  Temkin, Hal ve makamlar da özellikle fena’dan sonraki Beka bakımında yetenek kazanmaktır. Temkinin Üç derecesi vardır Birinci derece: Müridin temkindir. Kendini yürütecek sağlam irade ve niyette yolda taşıyacak Şuhud parıltısına ve rahat yürüyebi...

Tasavvuf Kısmet Açma değil Hakka Vüsûl Yoludur

Resim
Tasavvuf Kısmet Açma değil Hakka Vüsûl Yoludur Tasavvuf Yolunda Kısmetini Ve Rızkını Açmaya Çalışanlar, Değeri Nasıl Göstereceklerini Bilmeden Yerinde Sayıp Nefsin Kötülüklerinden Kurtulamazlar… İnsanlar hangi gözle bakıyorlar bilmem ama bize de değer veriyorlar. Değer verilmek güzel, gösterilen değere değmek ve onu taşıyabilmek daha da güzel.  Gel gör ki o verilen değere Değen biri değiliz o hal ve makam bizde yoktur.  Bize düşen doğruyu söylemek, değer bizim gibilerin bedeninde işkence çeker.  Değer verenler kime değer vereceklerini bilemeden değer verir olmuşlar.  Nasıl bilsinler ki, dışı başka içi başka, birlenmemiş olan bir sürü değerli görünen insan var.  Değer vereceğin insan nefsine iltifat eden olmamalı.  Nefsinin de iltifat ettiklerinin peşinde koşan da olmalı.  Hakk Aşıkları şöyle demişler: Ruhuma ne gündüz, nede gece ferahlık var  Gökyüzünde yıldızlar ve ay başkaymış banane  Geceler uzunmuş kısaymış bana ne….  —-*— Aşkımı Maş...

Müridin Halini Gizlemesi

Resim
  Müridin Halini Gizlemesi Müridin alametlerinden birisi olan ‘hal’ kendisi tarafından gizlenmelidir. Mürid Allah ( ﷻ )’ a karşı etrafındakilere Muhabbet iddiasında bulunabilir. Zahid olduğunun iddiasını ortaya koyabilir. Hatta açlık ve dünyayı terk etme görüntüsü verebilir. İddiaları doğru ise yüzünün rengi sararmış, Dünya ehli olan halktan uzaklaşmış ve karnı çökmüş olmalıdır. Açlıkla mücadelenin yardım etmediği her sofiye donukluk ve ağır engelliler ağırız olur Kur’an-ı Kerim bile dinlese o engellerden dolayı neredeyse hiç bir nasihat almaz. Sufi ruhsatlara değil en ihtiyatlı fetva’ya uyacak mümkün olduğu müddetçe alimlerin itilafından kurtulmak için onların ittifak ettikleri görüş ile amel etmelidir. Şeriattaki ruhsatlar meşgul, zayıf ve zaruret de kalmış insanlar içindir. Sofiler azimetlere sarılma nefislerini zorlamakla meşgul olmalıdır. Bundan dolayı denilmiştir ki: “Sofi, hakikat merdiveninden şeriat ruhsatlarına indiği anda Allah’la ( ﷻ )’ olan ahdini bozmuş deme...

Hz Peygamber (ﷺ) Miraç Gecesi Allah’ı gördü mü?

Resim
  Hz Peygamber (ﷺ) Miraç Gecesi Allah’ı gördü mü? Seyyid Abdulkadir Geylani, miraç hadisesinde nasıl bir yol izlemiş onun bu konu hakkında görüşü nedir?   Seyyid, Resulullah’ın (ﷺ) Miraç Gecesi Allahu Teâlâ’yı görmesini baş gözüyle onun kalple ve rüyadan olmadığına iman ederiz demektedir. Zira Cabir bin Abdullah (Ra. Anhüma) Peygamber Efendimiz (ﷺ) Necm suresinin 13. ayeti kerimesinde:  “Elbette onu gördü”  ayeti kerimesi üzerine  “Ben Rabbime şeksiz ve Şüphesiz olarak konuşarak gördüm.”  buyurduğunu ve  “Sidretü’l-Münteha yanında”  ayeti kerimesi üzerine:  “Ben sidretü’l-Münteha’dan Rabbime gördüm, hatta ilahi vechinin nuru benim için zahir oldu.”  buyurduğunu bildirmiştir. Gunye’sinde bu konuya bu şekilde delillendirmektedir. Ayrıca Geylani  tefsirinde  Necm suresinin 5 İle 18 Ayetlerini Abdulkadir Geylani şu şekilde tefsir etmektedir:  (Necm 5. Ayet) Gerçekte: lütuf ve keremi gereği Hz. Peygamberin (sav) şanını yüc...