Kayıtlar

En Güzel Miras Seccade İzi

Resim
  “Açlıktan Bayılan Sultan” Ashabın gönül kandillerinden Ebu Hureyre Hazretleri bir gün elindeki keten bezle burnunu temizliyordu. Yanındakiler için bu sıradan bir hâldi… Ama veliler ve sahabeler, nimetin kendisine değil; nimetin sahibine bakarlardı. Bir anda derin bir iç çekti… Sonra mahzun bir tebessümle şöyle buyurdu: — “Şu hâle bakın… Ebu Hureyre bugün ketenden bezle burnunu siliyor…” Ve ardından gözleri uzaklara daldı… Çünkü onun gönlü, eski günlerin açlığına gitmişti. Buyurdu ki: — “Hâlbuki ben öyle günler bilirim ki, Hz. Muhammed (Sav) Efendimizin odası ile minberi arasında açlıktan baygın düşerdim. İnsanlar beni delirdi sanır, boynuma ayaklarıyla basarlardı… Oysa beni yere seren şey delilik değil, açlıktı…” İşte hakiki zenginlik burada başlar ey can… İnsan yokluk günlerini unutmadığında, nimet onu kibirlendirmez. Çünkü Kadirî nefesi şunu öğretir: Nimete ulaşınca eski hâlini unutan, şükür kapısından uzak düşer. Ebu Hureyre Hazretleri günlerce aç kalırdı. Bazen açlıktan kendi...

Kâbe’de Namaz Kılmanın Fıkhı

Resim
  Kâbe’de Namaz Kılmanın Fıkhı Kâbe’nin İçinde, Üstünde ve Yanında Namaz Meselesi Kâbe-i Muazzama, yeryüzünde Allah’a ibadet için yapılan ilk mabettir. Müslümanların kıblesi olan bu mübarek yapı, namazın yönünü belirleyen merkezdir. Bu sebeple Kâbe ile ilgili fıkhî meseleler, özellikle namaz konusunda ayrı bir önem taşır. Fıkıh âlimleri: Kâbe’nin içinde namaz, Üstünde namaz, Yanında namaz, Kâbe’ye yönelme gibi meseleleri ayrıntılı şekilde ele almışlardır. 1. Kâbe’de Namaz Meselesinin Temeli Kur’ân-ı Kerîm’de: “Yüzünü Mescid-i Haram tarafına çevir.” (Bakara, 2/144) buyrularak kıble emredilmiştir. Kâbe: Namazın kendisine yönelinen merkezidir.  Ancak soru şudur: İnsan Kâbe’nin içinde veya üstünde olursa kıble nasıl gerçekleşecektir? Bu mesele etrafında farklı ictihadlar ortaya çıkmıştır. İçinde ve Üstünde Ayrım Yapılmaması Görüşü Bazı âlimlere göre: Kâbe’nin içinde veya üstünde namaz kılmak arasında esaslı fark yoktur. Çünkü: Her iki durumda da kişi Kâbe’nin sınırları içindedir. ...

Mekânın ve Konumun Namaz Vakitlerine Etkisi

Resim
  Mekânın ve Konumun Namaz Vakitlerine Etkisi: Kutuplardan Uzaya İslâm Fıkhı İslâm’da namaz, vakitlere bağlanmış temel bir ibadettir. Güneşin hareketleri; fecir, zeval, gurûb ve şafak gibi tabiî olaylar namaz vakitlerinin temel ölçüsü kabul edilmiştir. Ancak dünya üzerindeki coğrafi çeşitlilik; ekvator, kutuplar, uzun gündüzler, kısa geceler ve kıtalar arası yolculuklar gibi durumları fıkhî açıdan daha özel bir inceleme alanı hâline getirmiştir. İslâm hukukçuları, değişen mekân ve zaman şartlarında ibadetin sürekliliğini sağlamak adına çeşitli yöntemler geliştirmiştir. Ülkeler ve Kıtalar Arası Yolculuklarda Namaz İnsan bir ülkeden başka bir ülkeye geçtiğinde güneşin doğuş ve batış saatleri değişir, gün uzayıp kısalabilir. Ancak namazın ölçüsü saatler değil, bulunulan yerin gerçek vakitleridir. — Temel Kaide: Kişi, bulunduğu yerin vakitlerine tâbidir. Örneğin; Türkiye’den Amerika’ya giden biri uçuş sırasında birden fazla vakti yaşayabilir veya çok uzun bir gündüzle karşılaşabilir. ...

Sadeleşmek Özgürleşmektir

Resim
  Bugün, modern dünyanın "konfor" olarak sunduğu kafeslerin ötesine geçelim. Her an daha fazlasını arzulayan, rahatına düşkün ruhumuzu, "dünya bir yolcunun gölgelenmek için altına sığındığı bir ağaç altıdır" diyen o kutlu nebinin terbiyesiyle terbiye edelim. Bugünün güzelliği: "Sadeleşmek: İnsanın Aslî Vatanına Dönüşü." "Konforun Azlığı, Maneviyatın Çokluğu" Günlük Sahne: "Daha Fazlası" Hırsı Bugün, evimizi, hayatımızı ve zihnimizi eşyalarla, teknolojiyle ve bitmek bilmeyen "ihtiyaçlarla" doldurduk. Öyle ki, huzuru "daha yumuşak bir yatakta", "daha lüks bir eşyada" ya da "daha konforlu bir yaşamda" bulacağımızı sanıyoruz. Oysa konfor arttıkça, ruhumuzun derinliklerine inme iştahımız azalıyor. Hz. Ömer (ra) gibi, bir anlık gafletle "Dünya nimetleri neden bizim de elimizde değil?" diye sormaya başladığımızda, aslında kendi huzurumuzun temeline dinamit koyduğumuzu fark edemiyoruz. Peki, o ...

Madem Biliyorsun, Neden İsyan Ediyorsun?

Resim
  “Madem Biliyorsun, Neden İsyan Ediyorsun?” Hak dostlarının sultanlarından İbrahim bin Ethem Hazretleri’nin huzuruna bir gün perişan hâlli bir adam geldi. Yüzünde günahın ağırlığı, gözlerinde yılların yorgunluğu vardı. Kalbi daralmıştı… Ruhu boğulmuştu… Artık taşıdığı yük kendi omuzlarına ağır geliyordu.  Titrek bir sesle dedi ki: — “Ey İbrahim!.. Bu kadar günahın içinden kurtulmanın bir yolu var mıdır?” İşte bazen insanın kurtuluşu, ilk kez gerçekten “dertlenmesiyle” başlar ey can… Çünkü nefsin en tehlikeli hâli: yarasını hissetmemesidir.  İbrahim bin Ethem Hazretleri adama merhamet nazarıyla baktı. Sonra tane tane buyurdu: — “Evet… Kurtuluşun yolu vardır.” Adam heyecanlandı: — “Çabuk söyle ey sultan! Nedir o yol?” Hazret buyurdu: — “Madem Allah’a isyan ediyorsun… O hâlde O’nun rızkını yeme.” Adam sarsıldı. Sanki kalbine bir yıldırım düştü: — “Bu nasıl olur? Onun rızkını yemeden yaşayabilir miyim?” Hazret buyurdu: — “Öyleyse O’nun verdiği suyu içme…” Adamın başı öne düş...