Kayıtlar

Gaflet Nefsin Hastalığıdır

Resim
  Hayırdan geri ve noksan kalmak gafletten meydana gelir. Gaflet ise nefsin hastalığındandır. İnsan acelesi olsa da imtihan sürecinde aceleci olmaması istenmiştir. “Allah'ın emri mutlaka gelecektir onda acele etmeyiniz.” Nahl/37  Nefse devamlı muhalefet edilmesi gerekir. Onun sükunet bulması Allah'ın kullarına bir nimeti ve fazlıdır. Nefsin muhalefette ısrarcı olması Hakka karşı ters hareket edip günaha meyletmesindendir. Karar verip yönelen nefis günaha kapı açar kulakları, gözleri ve bedeni ile harama gider. Bunda etken olan şey şehvettir. Bu da günah işlemenin sebebidir.  Allah kulunun tövbesini kabul eden ve hem dünyada hem de ahirette affıyla muameledendir. Allah kulunu isyandan kurtarmadıkça kul dünyada bu hatayı yapmaya devam eder ahirette de cezaya müstahak olur.  Muhabbet ehli ve İrfan sahibi olan kişiler ilahi emirlere ters hareket etmezler ederse bu onlar için cehennem ateşinden bu daha şiddetlidir. Allah Celle Celalühü'nün muhabbeti yerine onun gazabına ...

Yeme, içme, gölgelenme, bu merkebinden, köyüne dönünceye kadar inme

Resim
Yeme, içme, gölgelenme, bu merkebinden, köyüne dönünceye kadar inme Hayret verici bir İsrailiyat olarak Vehb b. Münebbih el-Yemani’den şöyle bir hikaye aktarılır:  Süleyman b. Davud'un (aleyhisselâm) ruhu kabz edildiğinde, evladından bir kısmı kendi yerine geçti ve Beytül Makdis'in/Mescid-i Aksa'nın yapımıyla bir süre meşgul oldular. Daha sonra Süleyman aleyhisselamın çocuklarından biri onun yerine halife oldu, atalarının yolundan ayrıldı ve onların getirdiği dini terk etti. Yeryüzünde kibre düştü, azgınlığa saptı ve şöyle dedi: "Ceddim Davud ve babam Süleyman bir mescid yaptırdılar. Ben de onlar gibi, bir mescid yapıp neden insanlar, kendi şeriatime ve kanunlarıma çağırmayayım?"  Gerçekten o da, Beytülmakdis'e karşılık bir mescid yaptırdı. Bunu Allah'ın kendisine emrettiğini iddia etti. İnsanlar ona yöneldiler, o da onlara birtakım mallar vererek Beytülmakdis'i harap etti ve sonra onu terk etti . İnsanlar bazen korkarak, bazen de menfaat umarak onun y...

Veli Kimdir

Resim
Veli Kimdir Veli Allahü Teala'yı ve Allah'ın bilinmesi gereken bütün sıfatlarını bilen, bütün ibadet ve taata devam eden, bütün günahlardan kaçınan ve şehvete dalmaktan kaçınan kamil kimsedir. (Teftazani şerhü’l Makasit c. 2 s.203) Bir başka tanımda Veli: “Allahu Teala ve sıfatlarını gerektiği gibi bilen bütün kalbi ile cenabı hakk'a yönelen mümin ve takva sahibi olan kimsedir” denilmektedir. Harputi  Veli Lügatte şu şekilde açıklanır: “Yakın, yar, dost, arkadaş, yardımcı, muhabbet besleyen manalarına gelmektedir.”  Veli kullar geçmiş ümmetlerde olduğu gibi Muhammed ümmetinde de bulunur velilere inanmak haktır evliyayı kabul etmemek Kur'an'ın ayetlerini inkar etmek olur. Bu da küfürdür. Bu ehli sünnet inancına göre böyledir.  “Haberiniz olsun ki Allah'ın veli kulları için korku yoktur. Onlar mahrum da olacak değillerdir. Onlar iman edip takvaya ermiş olanlardır.” Yunus 62 63  Veliler için korku ve kederin olmayacağını ve onların iman ettiklerini ve takva sahibi ...

Kardeşlik Hakkını ifa etmek

Resim
  Kardeşlik Hakkını ifa etmek Yolumuzda girip seyri sülük eden bir kardeşimizin, kalbini her daim uyanık tutmalı ve onu kontrol altına almalıdır. Kalbinin teftişine özen gösterme melekesini kazanan bir salik kalbinde herhangi bir kardeşine karşı karşılık buluyor ise bundan dolayı nefsini kınamalı ve bunun izalesine çalışmalıdır.  Bir kardeşiyle arasında sorun olmuşsa, hizmet eden bir salik onun ihtiyacına cevap vermemiş ise bundan dolayı kalbinde ateşi alevlendirmeden bir özür bulmalıdır. Uhuvvetin yani kardeşliğin hakkını yerine getirmeli ve konusunda haklı da olsa kalbindeki karşılık sebebiyle kendisini hatalı bulmalıdır.  Nitekim imamı Şafii rahmetullahi aleyh şöyle söylemiştir: “Seni ancak masum kabul ederek sevenin sevgisine güvenme, yoksa en ufak bir hatanı gördüğünde seni terk eder.” Kardeşlerine karşı hased etmemelisin ediyorsan bu halin acınacak haldir hatanı anlamalı ve kardeşlerin için duaya sarılmalı ve tevbe etmelisin yoksa bu ateş seni yer bitirir.  İma...

Hz. Ali (R.A.) Kaza ve Kaderi Anlatması

Resim
Hz. Ali (R.A.) Sıffın savaşından dönünce, bir ihtiyar kalkıp, "Ya Ali bize haber ver: Şam seferine gitmemiz, Allah'ın kaza ve kaderi ile midir?" diye sordu.  Hazreti Ali; "Evet, tohumu yarıp canlandıran, insanı yaratan Allah'a yemin olsun ki, attığımız her adım, indiğimiz her vadi, çıktığımız her yokuş, Allah'ın kaza ve kaderi iledir." Buyurunca; ihtiyar adam, "Bu halde, ben Allah'ın hiç sevap vereceğini ümit etmiyorum." dedi. Bunun üzerine Hz. Ali, şöyle buyurdu: "Dur, ey ihtiyar! Allah sizin yürümenize de, geri dönüşünüz halinde dönmenize de büyük ecir verir. Siz, hiçbir harekete zorlanmazsınız. Hiçbir şeyi yapmaya da mecbur değilsiniz." Bu sözleri işiten ihtiyarın, "O halde, kaza ve kader bizi nasıl sevk ediyor?" demesi üzerine Hz. Ali (R.A.) kızdı ve şunları söyledi: "Yazıklar olsun sana! Sen, kaza ve kaderi, kendi ümitlerini ve hareketlerini ilzam eden bir kaza, onları gerekli kılan bir kader mi zannettin? Hayı...

Günlük vazife ve virdlerde usul

Resim
Günlük vazife ve virdlerde usul Vird ve evrad kulun Allahu Teala'ya ibadet etmek üzere gece ve gündüz belirli bir vakitte tekrar ettiği ibadetlerin ismine verilir. Kul bu belirlediği vakitte kendisini sevgilisi olan cenabı Hakk'a verir ve o da bunun karşılığını ahirette ona ikram eder. Günlük virdin /amelin en azı 4 rekat namaz kılmak veya mesani diye tabir edilen ayetleri 100'den az olan bir sure okumak veya iyilik ve takva da diğer insanlara yardım etmeye koşmaktır. Vakti belirlenen ve devamlı yapılmak üzere vazife edinilen amellere vird ismi verilmiştir. Kur'an'ın hizb ismini verilen belirli bölümlerinden herhangi birinin belli bir vakitte okunmasına da vird denir. Bazı amel sahiplerinin virdi her gün belirli miktar Kur'an okumaktı. Bazısının virdi nafile namaz kılmaktı. Bazı alimler virdlerini gece ve gündüz belirledikleri vakitlerde yapıyorlardı. Virdlerini bir ayetle meşgul olmak, namaz kılmak, tefekkür etmek veya bir müşahede bulunmak şeklinde yapa...

Süheyl b. Amr ve Hudeybiye anlaşması

Resim
Kureyş Peygamberimizi Kabe'ye ziyaretten men etmede kararlı hareket etmekteydi. Allah resulü aleyhissalatu vesselam Mekke’ye ilerlerken devesi kasva yolda yürürken Seniyye'ye varınca birdenbire çöküverdi. Etrafındakiler “deh” dedilerse de deve çökmekte ısrar etti.    Ashab-ı kiram kasvanın inadı tuttu dediler.  Peygamber aleyhissalatu vesselam kasva’nın inadı tutmaz onun böyle bir huyu yoktur. Ama vaktiyle Kâbe'yi yıkmak üzere gelen Ebrehe ordusundaki fili men eden Allah onu men etmiştir. Ruhumu elinde bulunduran Allah'a yemin ederim ki Kureyş Harem dahilinde Allah'ın muhterem kıldığı şeylere hürmet kastıyla benden bir şey istemeye dursunlar, onu muhakkak kendilerine veririm, buyurarak hayvanını dürttü hayvan hemen sıçrayarak kalktı ve Semed kuyusu üzerinde bulunan Hudeybiye müntehasına indi. Burada kendisi ile anlaşma yapmak üzere gelen Süheyl’i peygamber efendimiz görünce artık işimiz kolaylaştı buyurdu.    Süheyl Efendimize; Haydi okka ile kağıt kalem getir...